Yeredört değişik nesne ( kalem, bebek, kaşık, ayı ) bırakılır. Çocuklar sıra ile gözlerini kapatıp, yerden öğretmenin alıp sakladığı nesneyi bulmaya çalışırlar. Nesneyi tahmin etmekte güçlük çekenlere ipuçları verilir ( Yazı yazarken kullanırız, yemek yerken kullanırız, vb 1AYLIK >>> 2 AYLIK >>> 3 AYLIK >>> 4 AYLIK >>> 5 AYLIK >>> 6 AYLIK 7 AYLIK >>> 8 AYLIK >>> 9 AYLIK >>> 10 AYLIK >>> 11 AYLIK >>> 12 AYLIK 13 AYLIK >>> 14 AYLIK >>> 15 AYLIK >>> 16 AYLIK >>> 17 AYLIK >>> 18 AYLIK 19 AYLIK >>> 20 AYLIK >>> 21 AYLIK >>> 22 AYLIK >>> 23 AYLIK >>> 24 AYLIK. Bebeğiniz bu ayda rahatça emekler ve tutunarak ayağa kalkar. Bazı 8aylık bebek pırasa yermi, sindirim problemi bebeğinizde yok ise mevsim sebzelerinden olan pırasayı verebilirsiniz. Patlıcan, vitamin değeri olmadığı için; domates, alerji yükü çok olduğu için, bakla, enzim eksikliği olan bebeklerde kansızlığa neden olduğu için bir yaş sonrasına ertelenebilir. Onun dışında tropikal Bebeğiniz9 aylık olduğunda, muhtemelen sadece emzirmeden geçtiler ve birkaç farklı yiyecek denediler. 9 aylık bebek beslenmesi bazı yiyecekler için hala çok ge. ANA SAYFA ANNE OLMAK GEBELİK SÜRECİ BEBEK ÇOCUK BEBEK İSİMLERİ SİZDEN GELENLER Zehra. Takip Et. 30 Kas 2021; 103; 8-10 Ay; BakanKaraismailoğlu, Başkan Yaman'ın talebini karşılıksız bırakmadı. 11:49. Beşinci kattan düşen 9 aylık bebek ağır yaralandı 9eT9A. Her zaman vurguladığımız şey, ilk 6 ay anne sütü! Ama 6. aydan sonra da çocuğunuza sütünüzü vermeye devam ederken yavaş yavaş ek gıdalara geçmeniz gerekiyor. Bu bebeğin fiziksel gelişimi kadar sosyal gelişimi açısından da önemli. Bu sürece kulaktan dolma bilgilerle değil, doktorunuzun vereceği bilgilerle girerseniz, bebeğinizi daha doğru beslemeye başlarsınız. Annelerimizin hepimize yaptığı “ en azından bir kaşık bal yedirme!” çalışmasının aslında doğru bir davranış olmadığını ve daha bir çok gıdaya dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Uz. Dr. Alper Özkılıç’tan bebeklerin bir yaşından önce yememesi gereken gıdalar hakkında bilgiler aldık. İlk 6 Ay Anne Sütü Peki Ya Sonra? Bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesi, 6. aydan itibaren de gelişim ayına uygun birçok farklı gıdayla tanıştırılması, hem yeni tatlara alışması hem de sağlıklı beslenmesi açısından son derece önemlidir. Ancak bebeklerden, 1 yaşına kadar uzak tutulması gereken besinler vardır. Bu besinler bebekte alerjiye ve zehirlenmeye neden olabilir ya da kuruyemişlerde olduğu gibi boğulma riski yaratabilir. 0-1 yaş arası bebeklere verilmemesi gereken besinler Bal, yumurta akı, inek sütü, çikolata, kakao, çilek, domates, kivi gibi alerji potansiyeli yüksek gıdalar, şarküteri ürünleri salam, sucuk, sosis, konserve ve dondurulmuş veya katkılı, salçalı, tuzlu, baharatlı hazır gıdalar, kuruyemiş, patlamış mısır, pastil, sakız gibi boğulmaya neden olabilecek taneli ya da yapışkan besinler. Şekerli Yemesi Dengesiz Beslenmeye Sebep Olabilir Sütün ve pek çok karbonhidrat türü gıdanın yapısında olan şeker, bebeğin ihtiyacını karşılamaya yeterlidir. Onun için ek gıdalara koyulacak aşırı şeker, bebeğin hoşuna giderek diğer gıdaları reddedip, sadece şekerli gıdaları alma, dengesiz beslenme riski taşır. Bu nedenle ilk 1 yaşta şeker dikkatle ve az verilmelidir. Bazı doktorlar, şekerin ilk yıl hiç verilmemesini de savunmaktadır. Ancak bu da tuzda olduğu gibi tamamen tatsız tuzsuz bir gıdayı reddetmeye yol açabilir. Pekmez gibi tatlandırıcılar, kontrollü olarak verilebilir. Anne Sütüne Devam İnek sütünün bebeklere verilmemesi gerekir. Nedeni; bebekte oluşabilecek hem süt alerjisi riski hem de yeterince sindirilemeyen süt proteinlerinin bağırsaktan gizli kanamaya yol açma riskidir. Bu durumlarla çok sık karşılaşılmasa da dikkatli olmak ve zaten anne sütü alan, böylece süt proteinini alabilen sağlıklı bir bebek için süte hemen doğrudan başlamamak gerekir. Bu süre 9 ay, 1 yaş gibi çok kesin olmayan bir süredir. Ama 6 aydan itibaren eklenen ek gıdalar arasında, süt proteini içeren peynir, yoğurt gibi gıdalar bulunmalıdır. Eğer inek sütü alerjisi varsa, anne sütünü olabilecek en uzun süre devam ettirmekte fayda vardır. Bu durumda süt ürünleri, hazır normal mamalar dahil verilmez. Hangi mamanın, hangi ek gıdanın başlanacağı, mutlaka uzmanının kontrolünde ayarlanır. Yumurtaya Sarısını Yedirerek Başlayın Yumurtaya başlanırken önce daha besleyici ve sindirimi daha kolay olan, alerji riski daha az olan yumurta sarısı ile başlanır. Yumurta beyazına başlamak, 1 yaştan sonraya bırakılır. Eğer Yiyemiyorsa Az Miktarda Tuz Verebilirsiniz Tuz verilmesi de tartışılan konulardandır. Bebeklere 1 yaşına kadar tuz verilmez. Bebekleri tuzun zararından korumak için, en azından böbreklerin zarar görmeden temizleyebileceği döneme kadar tuz vermemek gerekir. İlk 6 ay zaten sadece anne sütü veriyoruz. Daha sonra ise çorba, sebze püresi gibi yemekleri verirken tam tuzsuz olana alışamıyor, tamamen reddediyorsa; az miktarda tuz eklenebilir. Sakatat Bazı Hastalıkların Taşınmasına Davetiye Çıkartır Sakatat; yani beyin, böbrek, dalak, ciğer gibi hayvansal proteinleri vermek de doğru değildir. Bu gıdaların, hayvanlardaki bazı hastalıkların insana taşınmasında aracılık yapma riski vardır. Bazı virüsler, bu gıdalar aracılığı ile vücuda girip uzun yıllar sonra canlanıp hastalık yapabilir. Et proteini olarak; kırmızı et, tavuk eti, uygun yaşta eklenen balık eti beslenme için yeterlidir. Her Sebzeyi Yedirmeyin Bazı sebzeler bebeğe verilmemelidir. Nikotin içeren patlıcan, gaz yapma riski olan karnabahar, lahana gibi sebzeler, püre haline getirildiği zaman yenmesi sorun olabilecek bamya, pırasa gibi sebzelerin verilmemesi daha uygun olur. Kabak, ıspanak, patates, havuç gibi kolayca ve lezzetli püre olacak sebzeler öncelikle seçilmelidir. Balı, 1 Yaşından ve Yemekten Sonra Verin Bal konusu da önemlidir. 1 yaşına kadar bal verilmemesi önerilmektedir. Aslında bunun nedeni, konserve edilen balda üreme riski olan tetanos veya benzeri hastalık yapabilen “Clostridium” cinsi özel mikroplardır. Bal, sadece basit bir şeker olup, beslenmede şart olan bir gıda değildir. Bizim toplumumuzda çocuklara bal yedirme isteği çok yaygındır. Sabah aç çocuğa 1 kaşık bal içirilmeye çalışılır. Pek çok çocukta da hemen sindirilen bu gıda, kan şekerini hemen yükselterek tokluk hissi yapar, iştahını kapatır. İlle de verilecekse, 1 yaşından sonra ve yemekten sonra tatlı niyetine verilmesi daha uygundur. İlginizi Çekebileceğini Düşündüğümüz Diğer Haberler Bebeğim İçin Hangi Oyuncağı Seçmeliyim? Bebeğiniz İçin Sebzeli Tarifler Çocuğunuzun Doğru Gördüğünden Emin Olun ANNEBEBEK ÜYELERİ NE DİYOR? - 1448 Son Güncellenme - 1454 Güncelleme - 1454Patlıcanın faydalarını, güçlü kemikler oluşturma, osteoporozu önleme , anemi semptomlarını azaltma gibi birçok faydasını sıralayabiliriz. Patlıcanın sağlığımıza faydaları açısından geniş bir yelpazesi bulunmaktadır. Patlıcanın faydalarından yararlanmak için hem yemeklerinize ekleyerek hem de közlenmiş olarak tüketerek yararlanabilirsiniz. Patlıcanın faydalarını sizler için sınıflandırdık. Çiğ patlıcanın faydaları, közlenmiş patlıcanın faydaları nelerdir sorusunun cevabını öğrenmek istiyorsanız, detaylar haberimizde…Patlıcanlar, aslen Hint kıtasına özgü olan ve dünya çapında farklı mutfaklarda bulunan sebze çeşitlerindendir. Bu mor veya siyah parlak sebzeler, normal tarımda önemli ölçüde daha küçük olsa da, yabani çeşitlerde bir ayak uzunluğundan daha fazla büyüyebilirler. Patlıcanlar Türk mutfağındaki birçok yemekte sebzesi yemekleri lezzetlendirmekle kalmaz aynı zamanda sağlık açısından da çeşitli faydalar sağlamaktadır. İşte sağlığımıza olan çeşitli etkileri ile patlıcanın faydaları…Patlıcanın faydaları Patlıcanın sağlığımıza çeşitli faydaları bulunmaktadır. Patlıcanın faydalarını kısa bir şekilde özetleyecek olursak; kemik erimesini önlemek, kansızlığı gidermek, kilo vermeye yardımcı olmak, şeker hastalığı riskini düşürmek gibi çeşitli faydaları bulunmaktadır. Lif kaynağıdırLif, mide-bağırsak sağlığı ve düzenli bağırsak hareketleri için patlıcan gereklidir. Dışkınızı toplar, böylece sindirim sisteminiz daha rahat bir şekilde çalışır. Patlıcan aynı zamanda lif, besinlerin emilimini ve gıdaların işlenmesini kolaylaştıran gastrik sıvıların salgılanmasını da içerisinde yer alan lif miktarı aynı zamanda kalp hastalıklarında da azalma ile ilişkilendirilmiştir, çünkü ateroskleroz , kalp krizi ve felç ile sonuçlanan arterleri ve damarları tıkayabilen kötü LDL kolesterolünü ortadan kaldırır .Kilo vermeye yardımcı olurPatlıcan az miktarda yağ veya kolesterol içerdiğinden, kilo vermeye çalışan veya obezite ile savaşan insanlar için çok sağlıklı bir besindir. Patlıcanın lif açısından zengin olması da kilo vermeyi sağlamasında büyük bir etken taşımaktadır. Yoğun lif miktarı ve doyurucu etkisi sayesinde patlıcan, aşırı yemenin önüne geçer bu nedenle de kilo verme şansını önlerLifin yararlı etkileri ile birlikte patlıcanlar çeşitli hastalıklara karşı vücut direncini arttırmaktadır. Patlıcanlar da çok çeşitli hastalıklara ve hastalıklara karşı vücudun en iyi savunma hatlarından biri olan büyük antioksidan kaynaklarıdır. Patlıcanlar, beyaz kan hücrelerinin üretimini ve aktivitesini stimule ettiğinden, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan C vitamini içerir. Ayrıca patlıcan, doğal bir antioksidan ve esansiyel bir mineral olan manganez sağlığını geliştirirlerPatlıcanın kemik sağlığına, kemik degradasyonu ve osteoporoz riskinin yüksek olduğu insanlar için çok iyi birtakım faydaları vardır. Fenolik bileşikler patlıcanlara ve diğer birçok meyvelere eşsiz renklenme sağlayan şeydir. Bu bileşikler ayrıca osteoporozun azaltılmış işaretlerine daha güçlü kemiklere ve artmış kemik mineral yoğunluğuna da bağlanmıştır. Patlıcanlar aynı zamanda kemik sağlığına iyi gelen bol miktarda demir ve kalsiyum önler Demir eksiliği beraberinde ölümcül hastalıkları da getirebilir. Demir eksikliği beraberinde anemi kansızlık hastalığının ortaya çıkmasına neden olabilir. Patlıcan içerisinde yüksek miktarda D vitamini barındırmasından dolayı, anemi hastalığının önüne geçmektedir. Patlıcanın içerisinde kırmızı kan hücrelerini arttıran mineraller ve bakır minerali birleştiğinde vücutta kan üretimi olacaktır. Bu iki mineral vücutta bulunmadığında kan üretimi gerçekleşmez. Demir ve bakır minerali kırmızı kan hücresi üretiminin artmasına yardımcı olmaktadır. Damarlarınızın içinden geçen daha sağlıklı kırmızı kan hücreleri ile, enerji ve güçte gözle görülür bir artış göreceksiniz, bu da yorgunluk ve stres hissini ortadan fonksiyonlarını geliştirirPatlıcan içerisinde bolca bitkisel besin içermektedir. Bu bitkisel ağırlıklı besinler, vücudunuzu serbest radikal aktiviteye karşı savunmakla kalmaz, vücudunuzu ve beyninizi toksinlerden ve hastalıklardan korurlar, aynı zamanda beyne kan akışını da arttırırlar. Beynine daha fazla oksijen bakımından zengin kan göndererek, hafıza ve analitik düşüncelerin güçlerini kuvvetlendirmek için nöral yolları zamanda patlıcandaki potasyum, beyin güçlendirici görevi YönetimiYüksek lif içeriği ve düşük miktarlarda çözünür karbonhidratları nedeniyle, patlıcanlar diyabetin yönetimi için ideal bir besindir. Patlıcanların nitelikleri, onları vücuttaki glikoz ve insülin aktivitesinin düzenleyicisi olarak yararlı kılmaktadır. İnsülin seviyeleri stabil olduğunda ve vücut kan şekeri içinde şiddetli dalgalanma, diyabetin potansiyel olarak tehlikeli tarafını besin değerleriPatlıcan zengin bir besin kaynağıdır. İçerisinde C vitamini , K vitamini , B6 vitamini , tiamin , niasin , magnezyum , fosfor , bakır , diyet lifi , folik asit , potasyum ve manganez içerir . Ayrıca patlıcan neredeyse hiç kolesterol veya doymuş yağ sağlığını iyileştirirAraştırmalar patlıcandaki antioksidanların karaciğerin belirli toksinlerden korunmasına yardımcı olabileceğini öne patlıcanın faydaları nelerdir?Patlıcanın çiğ olarak tüketilmesi kesinlikle önerilmemektedir. Patlıcan doğru bir şekilde pişirilmezse ya da direkt çiğ olarak tüketilirse bizi zehirleyebiliyor. Üstelik bunun sıradan bir gıda zehirlenmesinden biraz daha ciddi olduğunu söylemek gerek. Bu nedenle patlıcanı hatır için de olsa kesinlikle çiğ olarak yapabilirPatlıcan yanlış tüketilirse ciltte kaşıntılara veya alerjiye neden şişlikPatlıcan çiğ olarak veya az pişmiş olarak tüketildiğinde boğazda şişlik meydana gelmesine sebebiyet bulantısına neden olurPatlıcan çiğ olarak tüketildiğinde midede kusma ihtiyacının gelişmesine neden etkisi yaratıyorPatlıcanın içerisinde nikotin olduğunu hepimiz biliyoruz. Çiğ olarak veya az pişmiş tüketilen patlıcan vücuda direk nikotin girmesine neden patlıcanın faydaları Yemeklerine içerisinde çiğden eklenerek pişirilen veya közde yapılan patlıcanın faydaları arasında herhangi bir fark bulunmaktadır. Pişmiş olarak tüketilen patlıcan, yukarı da saymış olduğumuz faydaları içermektedir. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hilal Mocan; bebeklerin dokuzuncu aydan sonra kaşıkla kendi kendine yemesine fırsat tanınması gerektiğini söylüyor. Bu şekilde özgüveni artan bebek, sağlıklı beslenme alışkanlığı da kazanıyor. Prof. Dr. Mocan, bu süreçte yapılması gerekenleri anlattı Yedinci ve sekizinci aylarda bebeğe kahvaltı ettirilmeye başlanır. Kahvaltı hazırlarken birkaç bebe bisküvisi veya ekmek, pastörize beyaz peynir, pekmez, az miktarda tereyağı, katı pişmiş yumurta sarısı anne sütünde veya suda ezilerek verilebilir. HER GÜN YARIM YUMURTA SARISI Kahvaltıda her gün yarım yumurta sarısı veya iki günde bir tam yumurta sarısı verilir. Yumurta beyazı ise 10 ve 12'nci aylarda ilave edilir. Öğünlerin her gün taze olarak hazırlanması gerekir. Bebeklerin bazen değişik tatlar isteyebileceği veya iştahsızlık dönemi yaşayabileceği de unutulmamalıdır. Böyle durumlarda doğal gıdalardan hazırlanmış mamalar da tercih edilebilir. Son yıllarda bağışıklık sistemi için önemli yer tutan, sindirimi kolaylaştıran ve besin kalitesini artıran prebiyotik veya probiyotik besinler de hazır bebek mamalarına ilave edilmeye başlandı. TUZSUZ VE SALÇASIZ OLMALI Yedinci ve dokuzuncu aylarda pilav, makarna gibi nişastalı besinlerle tarhana çorbası verilmeye başlanır. Bebekler için pilav ve makarna başlangıçta haşlanıp suyu çektirilerek hazırlanmalı, üzerine zeytinyağı gezdirilmelidir. İstenirse sebzeli veya kıymalı sos da koyulabilir. Dokuzuncu aydan sonra bebek aile sofrasına oturmalı ve kendi kendine yemek yemesi için ona fırsat verilmelidir. Bebeğin eline kaşık verilmesi, özgüvenini artırır. Ailenin yemek sırasında birlikte olması, bebeği obeziteden koruyan önemli bir faktördür. Aile sofrasına oturan bebeğe, dolma, sulu köfte, kıymalı fasulye gibi ev yemeklerinden verilebilir. Bu yemeklerin tuzsuz, baharatsız ve salçasız olmasına dikkat edilmelidir. SEBZE ÇORBASINI ZEYTİNYAĞIYLA YAPIN Ek gıdalara geçişte meyve suyu, yoğurt ve sütlü- pirinçli mamalardan sonra sebze çorbaları da beslenmeye ilave edilir. Çorbalar hazırlanırken ilave edilecek yağ; enerji gereksiniminin karşılanmasına yardımcı olur. Çorbada zeytinyağları tercih edilmelidir. Sebze çorbası hazırlanırken kullanılan sebzelerin buharda pişirilmesi en sağlıklı yöntemdir. TEK BİR ÖĞÜN İÇİN YAPILMALI Çorba tek öğün olarak yapılmalı; tüketilmeyen kısım bir sonraki öğüne veya ertesi güne ısıtılarak verilmemelidir. Sebze çorbasına başlarken kabak, patates, havuç buharda pişirilir, sonra zeytinyağı ilave edilir. Bu karışım ezilerek kaşıkla bebeğe verilir. Bir yaşına kadar tuz ve şeker kullanılmamalıdır. Bebeklerin sebze çorbasına patlıcan ve bakla konulmamalıdır. Sebze çorbası doğal ve taze ürünler kullanılarak hazırlanmalıdır. Konserve, dondurulmuş yiyecekler, katkı maddeli hazır besinler bebeğe verilmemelidir. GÜNLÜK BESLENMESİ NASIL OLMALI? SÜT VE PEYNİR KALSİYUM KAYNAĞI Günlük kalsiyum ihtiyacı 0-1 yaş arasında 360-540 miligramdır. Kalsiyum, kemik ve dişlerin temel yapısı için gereklidir. Kasların kasılması, sinir uyarımı, kalp kasılması ve pıhtılaşmada önemli rol oynar. Çocuklarda kalsiyum eksikliğinde Büyüme duraklayabilir. Kalsiyum en fazla; süt, peynir, pekmez, susam, fındık, fıstık, yeşil sebzeler ve kuru baklagillerde bulunur. TAVUK VE BALIKTAN FOSFOR ALSIN Fosfor; vücutta kemik ile diş yapımında, asit-baz dengesinde ve sinir iletiminde etkilidir. Fosfor alımı yetersiz olan bebeklerde raşitizm görülebilir ve kas güçsüzlüğü olur. Fazla fosfor alındığı durumlarda ise bebeklerde titreme veya havale görülebilir. Fosfor bakımından en zengin gıdalar; et, tavuk ve balığın yanı sıra yumurta sarısı, kurubaklagiller, sert kabuklu meyveler, yağlı tohumlar, süt ve süt ürünleri ile tahıllardır. MAGNEZYUM İÇİN CEVİZ VE FINDIK YEDİRİN Bir yaşına kadar olan bebeklerin günde 50-70 miligram magnezyum alması gerekir. Magnezyum, metabolizmanın iyi işlemesinde etkilidir. Enzimlerin aktivasyonu, kemik ve dişlerin normal yapılanması, karbonhidrat metabolizmasının iyi çalışması, kas ve sinir uyarımında etkili önemli bir hücre içi elemandır. Magnezyum eksikliğinde; kan kalsiyumunda düşme ve titremeler görülür. En çok badem, ceviz, fındık ve fıstıkta bulunur. GÜNDE 10 MİLİGRAM PEKMEZ TÜKETMELİ Demir eksikliğinde anemi ve büyüme geriliği görülür. Demirin fazlası vücuttan atılamaz, karaciğerde depolanır ve hemosiderozis denilen hastalığa neden olur. Demir en fazla et, yumurta, yeşil sebze, pekmez ve kuru meyvelerde bulunur. ÇİNKO ALMAK İÇİN BADEM, BULGUR VE KUR Bebeklerde ilk yaşta çinko ihtiyacı; günde 3-5 miligramdır. Çinko; bebek ve çocuk büyümesinde son derece önemlidir. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyonlara karşı direnci artırır. Çinko eksikliğinde boy kısalığı, anemi, cilt yaraları, ishal, enfeksiyon ve yara iyileşmesinde gecikme görülür. Çinko; et, peynir, badem, ceviz ve tahıllarda bulunur. YOĞURDU EVDE KENDİNİZ YAPIN Ek gıdalara geçilen ilk ayda yoğurt denemeleri başlar. Yoğurt; evde pastörize süt kullanılarak hazırlanmalıdır. Evde hazırlanan yoğurt; içinde katkı maddesi ve tatlandırıcı olmadığı için daha sağlıklıdır. İlk başta bebeğe iki tatlı kaşığı yoğurt verilir, daha sonra günde 100 cc'ye kadar çıkılır. Yoğurdun verilme zamanı; ikindi vakti ile saatleri arası olmalıdır. MEYVE SUYUNU SABAHLARI İÇİRİN Altıncı ayda genel olarak ilk başlanan ek gıdalar; meyve sularıdır. Meyve suyunun verilme zamanı genelde sabah arasıdır. Meyve, temiz yıkanmış cam rendede rendelenir ve tülbentten süzülür. İlk başlanan meyve suyu, genellikle elma suyudur. İlk denemede iki tatlı kaşığı verilir. Ertesi gün bu miktar iki katına çıkarılır. İlk iki günde herhangi bir reaksiyon görülmezse, elma suyuna iki tatlı kaşığı kadar armut suyu ilave edilir. Sonra bu karışıma havuç suyu ilave edilir. Yaklaşık 100 ml olarak verilmelidir. 9 Aylık Bebek Kilosu Kaç Olmalı? Kilosu ve boyu ile beraber başının çevresi açısından bebeğin 9 aylık tablosu çok önemlidir. Belirlenmiş standart ortalama değer aralığında olması gerekir. Kızlar için kilo 8 kg olarak öne çıkarken, boylarının ortalaması ise 68,5 cm şeklinde ifade edilmektedir. Erkekler için kilo ortalaması 8,8 kg’dir. Boyları ise ortalama 70 cm olması gerekiyor. Baş çevresi ise kız çocukları için 43,8 cm olurken, erkekler içinse 45 cm olması önemlidir. Bu değerler 9 aylık bir bebek için ortalama olarak öne çıkıyor. Böyle bir ortalama bebeğin 9 ay itibarıyla sağlıklı bir gelişim süreci yaşadığını göstermektedir. Beslenmesi Nasıl Olmalı? 9 aydan itibaren bebekler artık kesinlikle aile ile beraber sofrada bulunmalıdır. Mamasını yemiş olsa bile mutlaka masada bulunmalı ve taze besinleri tüketmesine izin verilmelidir. Özellikle pütürlü gıdalar ile atıştırma konusunda her geçen gün daha fazla çeşit tüketmesi mümkün. Böylece bebekler sosyal olma becerisini de kazanırken, sofra kurallarını öğrenmeye başlar. Aynı zamanda ince motor becerilerini de gelişme gösterdiği bir dönem olarak öne çıkar. O yüzden aile ile beraber bebekler 9 aydan itibaren masada yer almalı; bebek masasının üzerinde ona uygun çatal kaşık ve tabaklar bulunmalıdır. Bu sayede bebekler dikkatine masada tutabilir. 9 Aylık Bebeğin Fiziksel ve Zihinsel Gelişimi Özellikle görme ve işitme becerisi konusunda 9 aylık bebekler, rahatlıkla artık farklı yönlere hareket edebilmektedir. Yani kolayca sesin geldiği yöne doğru hareket ederler ve odaklanabilirler. Derinlik algıları artması ile beraber en uzaktaki nesneleri dahil seçme becerisi kazanırlar. Dokunma hissi açısından ise özellikle sıcak ve soğuk eşyalar ile yiyecekleri kolaylıkla anlarlar ve tepki göstererek anlatırlar. Zihinsel açıdan ise bebeklerin bağımsızlığını kazanmaya başladığı bir dönem olarak 9 ay öne çıkıyor. Özellikle emeklemeye başlamış ise farklı eşyaları dokunabilir; ortalığı dağıtabilir ya da oyuncaklarına kolayca ulaşabilir. Özellikle bu dönem bebeklerin canı sıkılır ve yeni uyarıcı arayışı içerisine girer. Yani evdeki farklı eşyalara doğru yönelir. Dil becerileri de bu dönemde hızlı şekilde gelişir. Anlamlı olmasa bile bazı sözcükler konuşabilir ve özellikle bilinçli olarak anne ve baba diyebilir. Sosyal gelişim açısından ise 9 aydan itibaren bebekler kendini daha iyi ifade etmeye başlar. Özellikle yaşanan olaylar neticesinde üzüldüğünü, mutlu olduğunu ya da hayal kırıklığına uğradığını anlatabilir. Bu dönem içerisinde ayrıca çok hareket ederler ve oyun oynamak isterler. O yüzden oyuncak ve benzeri gibi birçok durum ile bebeklerin bu dönem içerisinde oyalanacak şeylere ihtiyaç duyulur. 9 Aylık Bebek Neler Yapar? 9 aylık bebekler bu dönem içerisinde daha özgür hale gelirler. Böylece fiziksel açıdan birçok farklı tepki göstermeye başlarlar. - Artık kendi başlarına rahatlıkla emeklemeye başlarlar. - Bir yerde tutunarak ayağa kalkarlar ve hatta bazı bebekler tutunarak ilerleyebilirler. - Yüz üstü pozisyondan oturur duruma geçebilirler. - El oyunları yapabilir ve hatta ellerini çırpabilirler. - Herhangi bir hedefe ulaşabilmek için, örneğin önlerinde bir battaniye ve yastık varsa onu İterek hareket edebilirler. - Bircan ya da bardak kullanmak suretiyle su içmeye başlayabilirler. - Özellikle top ile beraber birçok oyuncak eşliğinde karşılıklı ebeveynler ile oynayabilirler. - Yabancıları ayırt edebilirler ve buna karşı tepki gösterebilirler. 9 Aylık Bebeğin Uyku Düzeni 9 aylık bebeklerin artık gece uykusu oldukça düzenli hale gelir. Özellikle diş çıkarma ya da gaz sorunları gibi problemler yok ise, geceleri artık uyanmazlar. Ancak gündüzleri uyku düzenleri bozulabilir. Bu dönem içerisinde sabah ve öğle alışmış oldukları uyku düzenlerini istemeyebilirler. Buna çok etmek gerekir ve bebeğin istekleri ön planda tutulmalıdır.

9 aylık bebek patlıcan yermi