Süperyıldırım hızında açılan flash tek kişilik oyunları oynamak. EN ÇOK OYNANAN OYUNLAR. Kutu Kafalar - İki Kişilik Tek Kişilik. Kılıçlar ve Sandaletler 2 Tek Kişilik. Crazy Frog Tek Kişilik. Uçan Kız Tek Kişilik. Zar Savaşları Tek Kişilik. Traktor Oyunu Tek Kişilik. Aşk Meleği Tek Kişilik. 4Kişilik Oyunlar Oyna yarış, eğlenceli, aksiyon, çocuk ve arena gibi alt kategorilerde 4 kişilik oyun oyna. Toplamda, onlarca oyundan en çok oynanan Arenada Çatışma, Hortlak Kalesi 4, Multi Bomberman, Çöp Adam Kaçış Parkuru ve Monopoly Online gibi oyunlar sizleri bekliyor. Tek-Kisilik.Net'te oyun oyna A 5 ‘ tir: çevre, kişilik, çalışma, verim, başlatma ilkeleri B) 3 ‘tür: çevre, çalışma, verim 30) Batı da karakter eğitimi hatta güncel olarak değerler eğitimi de denilen ve insan kişiliğinin sağlam bir şekilde oluşturulmasını esas eğitim konusu kabul eden eğitim anlayışı nedir ?) Şahsiyet pedagojisi KahramanViking Oyunu Oyna. Oyun turu ile en güzel oyunlara erişin. Zeka Oyunları ve özenle seçilmiş en çok oynanan oyunları bu adreste bulacaksınız. AMilli Takım kadrosu ve teknik heyeti tanıyalım. 14.06.2008. Fatih Terim (Milli Takımlar Teknik Direktörü) 4 Eylül 1953'te Adana'da doğdu. Futbol kariyerine 1969'da Adana Demirspor'da başladı. 1974'te transfer olduğu Galatasaray'da 1984'e kadar oynadı ve kaptanlık yaptı. A Milli Takım'da 54 maça çıktı, 2 gol attı, 35 kez sdjxg3. Bulmacada Cura küçük saz bulmaca cevabı nedir, Kare, Çengel, Gazetelerin tüm bulmaca cevapları, arama bölümünden ulaşabilirsiniz. Sazı kurmaya yarayan burgu kulak bulmaca KÖK Bulmacada Vurmalı sazlar TİMBAL - DAVUL - PERKÜSYON - TİMPANİ Bulmacada Uzun saplı saz REBAB Bulmacada üç çift telli saz BAĞLAMA Bulmacada Sazın kalın teli BAM Bulmacada Sazın ince teli ZİR Bulmacada Saz kamış hasır otu KOFA - KİLİZ Bulmacada Saz kamış KOFA - HASIROTU - KİLİZ Bulmacada Saz ile örtülmüş örtü HASIR Bulmacada Orta asyada kullanılan bir tür saz adı KOPUZ - KOMUS Bulmacada bir tür saz, Bulmacada üç telli halk sazı , Bulmacada eski türk sazı, Bulmacada bir saz türü , Bulmacada sazın en kalın teli, Bulmacada orta asya da kullanılan bir tür saz adı, Bulmacada 3 telli saz, Bulmacada dört kişilik saz heyeti, Bulmacada saz çalan kimse, Bulmacada sazlık kamışlık, Bulmacada üç çift telli saz türü, Bulmacada nefesli bir saz, Bulmacada sazın bir teli, Bulmacada vurmalı sazlar, Bulmacada mızraplı bir halk sazı, Soru Cura küçük saz Bulmacada Cura küçük saz nedir, Cura küçük saz bulmaca cevabı, Cura küçük saz bulmaca anlamı açıklaması nedir, Bulmacada Cura küçük saz ne demek - Yayın Tarihi 1 yıl önce - 1 Cura küçük saz Cura küçük saz bulmaca, sitemizde tüm resimli çengel bulmaca, kare bulmaca ve diğer bulmaca sorularını bulabilir ve arama bölümünden bulmaca cevapları ulaşabilirsiniz bulmaca çözerken bilmediğiniz cevaplara ulaşarak bunları öğrenebilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz ayrıca bulmaca çözmek Alzheimer riskinizi azaltır, Stresi azaltır, Sözlü becerileri geliştirir, Sosyalleşmenizi sağlar. bulmaca cevapları, kelime bulmaca, çengel bulmaca, kare bulmaca, halka bulmaca, bulmaca oyunları, cevapları, cevabı, eş anlamlısı, halk dilinde, halk ağzı, ne denir, parası, para birimi, mecaz, gazetesi, eski dil, eski dilde, bulmaca sözlüğü, mecazen, simgesi, imi, bir tür, tersi, karşıtı, kısa, bir, resimdeki, artist, yazar, oyuncu, sanatçı, mecazi, bulmaca, bulmacada, sözlüğü, anlamı, nedir, 2 3 4 5 6 7 8 9 harfli, ocak, şubat, mart, nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylül, ekim, kasım, aralık, kim milyoner olmak ister soruları ve cevapları, Cengiz SemercioğluBeyaz’ın evinde Ajda’yla Sezen düeti13 Kasım 2008 Beyazıt Öztürk’ün sanat müziği merakını bilirdim de bu kadar olduğunu bilmezdim; bazı akşamlar evinde oturup saz heyetini karşısına alırmış ve tek başına sanat müziği şarkıları söylermiş... Fotoğrafı düşünün;Beyazıt büyük bir salonda tek başına oturuyor, karşısında ud, kanun, darbuka, kemandan oluşan 6 kişilik Galata saz heyeti...Onlar çalıyor Beyazıt söylüyor, sıra zor şarkılara geldiğinde hep birlikte icra ’tek kişilik konser’ bir yalnızlık ya da can sıkıntısından kaynaklanmıyor, bu bir ders saati..."Onlar bana sanat müziğini öğretiyorlar" diyor makamdan hangisine geçilir, hangi sesle söylenir gibi incelikler..."Albüm mü çıkaracaksın?""Öyle bir niyetim yok, sadece sanat müziğini çok seviyorum..."* * * Bu kadarla da kalmıyor oturup şarkıların hikayelerini öğreniyor, ne için yazılmış, bestecisi kim, kime yazmış şarkıyı...Özel hobisi olmuş sanat müziği...Evde sanat müziği kitapları bile var, şarkı sözleri, makamları, bestecilerini anlatan...Sezen Aksu kitabı görünce kahkahayı patlattı, kaldırıp şöyle bir kenara attı; "Burada kitap gibi ablan var gel öğretsin sana" diyerek...Daha saat gece 12’ydi ve Sezen Aksu’nun kitap gibi olduğunu ilerleyen saatlerde öğrenecektik."Bu benim İzmir’deki ilk aşkımın en sevdiği şarkı"..."Bu benim hocamın bestesi" diyerek Türk musikisinin en zor şarkılarını söyledi sabahlara kadar...Bu kadın için "sesini kaybediyor" falan diyorlar ya, o gece muhabbet bölümlerini ayıklayıp sadece şarkıları kaydedecek bir teybim olsaydı, "gerçekten sesini kaybetmiş, buyrun bakın" diye önünüze koyardım...Aslında Sezen’e değil Ajda Pekkan’a şaşırdım popunun ilk büyük batılı prototipi, nihaventten girdi hicazdan geldi saz heyetine fırçayı bastı; "Erkek sesinden çalıyorsunuz" diye.* * * Gördüm ki hem Sezen’in hem Ajda’nın söylemeyi en az sevdiği şarkılar, kendi şarkıları..."Ajda şarkısı dışında ne isterseniz çalın" dedi Pekkan...Bir ara saz heyeti Ünzile’ye fırladı Sezen Aksu; "İstemem, doğduğumdan beri bu kadını dinliyorum ben" bir Sezen tek bir Ajda şarkısı çalınmadı o gece...Gördük ki Beyazıt’ın repartuarı da iyiymiş, en zor şarkılarda eşlik etti Aksu ve Pekkan’a...Peki nereden çıktı böyle bir gece...Dedim ya Beyazıt bazen tek başına bazen arkadaşlarıyla böyle sanat müziği geceleri yaparmış."Bu sefer Ajda ve Sezen gelecek" dedi...Beyazıt’ın evindeki bu büyük konserin seyircileri de Meral Okay, ben ve İrfan Şahin...* * * Peki sadece müzik mi vardı gecede?Valla nasıl göbek atıldığını, dedikoduları, anıları, geyikleri unuttum... Ama şu kadarcık bir olay ara Sezen Aksu çok havlayan komşu köpeğinin kulağını nasıl ısırdığını anlatıyordu o sırada Beyazıt’ın köpeği Kızım havlamaya başlamasın mı?..Fırladığı gibi Sezen Aksu ayağa, geçti Kızım’ın karşısına...Hem havlıyor hem "Senin de mi kulağını ısırayım" diyor...Kızım şaşırdı kaldı ve hızla alt kata dört yavrusunun yanına arada Mithatcan yeni bir köpek getirmiş Sezen Aksu’ya, "İlk başta Cano’ya ihanet ediyormuşum gibi oldu ama bu da çok manyak bir şey" diyor...Belki konserlerde onu da görürüz yakında...Böyle kah müzik, kah muhabbetle sabahı bulduk...Geceden geriye şöyle bir fotoğraf karesi kaldı aklımda;Ajda Pekkan kanepede oturuyor ve dilinde şu şarkı; "Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar"...Sezen Aksu yere oturmuş, başını Ajda’nın dizlerine koymuş...Ajda küçük bir kız çocuğu gibi Sezen’in saçlarını okşuyor...Sezen’in gözleri kapalı, belli belirsiz şarkıya eşlik ediyor;"Yeryüzünde sizin kadar yalnızım"...Beyazıt kulağıma eğildi; "Şöyle bir manzara var mı, ömrünü uzatır insanın böyle anlar" dedi...Yazının Devamını Oku Ünlülerin basit sorulara cevapları12 Kasım 2008 Tuluhan Tekelioğlu’nun Milli Reasürans’ta bu ay başına kadar devam eden Ayaküstü Cevaplar adlı bir sergisi vardı. Birlikte çalıştığımızdan iyi bilirim, Tuluhan’ın gazeteciliği kadar sanatçı bakışı da sergisinde de gazetecilikle-sanatı birleştirmiş, ünlü ünsüz 150 kişiye kamera uzatmış ve çok basit 6 soru çıkan 900 cevabı da 6 ayrı videoya bu görüntüler ve sesler peşpeşe bu video yerleştirme çalışmasının kitabını da hazırlayınca, ünlülerin verdiği yanıtlar bir kez daha dikkatimi komik, kimi saçma... Bakın ünlülerin yanıtlarına;Hayatınızda en çok olmasını istediğiniz şey nedir?Aysun Kayacı Hollywood starı gibi yaşamak isterdim. Bir Hollywood yıldızı olup, bu şöhretin getirmiş olduğu avantajları insanların yardımı için kullanmak Yıldızhan Babamın olmasını isterdim. En çok babamı yaşamak isterdim. Babamla bir hayatın hiç değilse bir bölümünü yaşamak çok eleştirdiğiniz yönleriniz nelerdir?Dolunay Soysert Kendime çok acımasızımdır. Şimdi olduğu Uzel Ben hastalık hastasıyımdır. Mesela bunu çözdüğüm zaman daha şeker bir insan Düvenci Çok fazla duygusal bakıyorum her şeye, o yüzden de çok üzüldüğüm zamanlar Sağtürk Uyumlu değilim. Yani 50 kişiyle başladığım bir işin sonunda 3 kişi kalıyor aşık oldunuz mu?Ayla Algan Ben 18 yaşında aşık oldum. Eşime aşık oldum. Hálá beraberiz, hálá ona Koçyiğit Elbette oldum. İlk bakışta aşk değil ama yaşayarak aşık olunabileceğini Akın Üniversiteyi kazandığım yıl Beyazıt Meydanı’nda otobüs durağında bir genç kız vardı. Ben ona aşık oldum, gerçekten büyük hayaliniz nedir?Akrep Nalan Kendimi bildim bileli en büyük hayalim hep zayıf birisi olabilmekti. Doksan altmış doksan ölçülerinde olmasa da yürüyebilen, spor yapan, sörf yapan birisi olmayı hayal ettim Savaş Oscar Dereoğlu Bekleriz Güzel dubleks bir ev. Merdiven hastasıyım, böyle içinde merdiven olacak, bahçesi olacak...Şükrü Eşkara Vatandaş Emekliyim. Sadece yaşamak istiyorum başka da bir şey Home’un Ayşe Arman’ıInstyle Home’u yakından takip edenlerdenim, başarılı bir dekorasyon dergilerinin çoğu gibi her ay bir evi bir mekanı öne çıkaran kapaklar koltukları, dolapları, aksesuvarları öne çıkarır Instyle Home’un sayısında Ayşe Arman’ın Dubai’deki evini kapak güzel bir o da ne?Kapakta Ayşe’nin evi yerine, Ayşe’nin kendisi kuralı yıkmış, mekan yerine insanı öne çıkarmış...Yani dekorasyon dergisinden çok, bir kadın dergisi tadında olmuş Instyle Home...İçerde Ayşe’nin evinin tüm detaylarını güzelce vermişler ama bir dekorasyon dergisinde kadın dergisi tadındaki bu kapağı yadırgıyor insan...Peki bu arada ne olmuş?Dergi ilk hafta tükenmiş, ikinci baskıyı yapmış ki benim yadırgamam boş...Editörlerin kapak tercihi Devamını Oku Avrupa’nın en iyi sanatçısı?11 Kasım 2008 Emre Aydın geçen hafta MTV’den aldığı ödülle, "Avrupa’nın en iyi sanatçısı" oldu... Biraz iddialı bir unvan değil mi?Avrupa’da albümü mü çıkmış, konserler mi vermiş, albüm satışları rekorlar mı kırmış Emre Aydın’ın da, "Avrupa’nın en iyi sanatçısı" oldu, anlamış Emre Aydın değil, Türkiye’de elediği rakipleri Hande Yener, Sagopa Kajmer, Hayko Cepkin ya da Hadise kazansaydı da aynı şeyleri kim bizim bu sanatçıları tanıyor da "Avrupa’nın en iyi sanatçısı" seçsin...Sakın ola, oylamalar internetten yapıldığı için bu sonuç çıkmış olmasın?..Aynen öyle...Tıpkı Eurovision oylaması gibi, Avrupa’da yaşayan Türkler her yerden oy kullanıp Emre’yi zirveye taşıdı bu yarışmada...İşin kuralı buysa, tebrik ediyorum. Emre’nin fanları iyi çalışmış o burada problem Emre Aydın ve MTV Türkiye değil, onlar oyunu kuralına göre oynadılar ve kazandılar...Sonuçta Britney Spears çok mu iyi şarkıcı, onun da fanları internetten iyi çalıştığı için iki ödül aldı MTV’den...Diğer taraftan Emre’nin rakiplerine bakıyorum, sadece tanıdığım bir-iki grup var...İsrail’den, Fransa’dan, Norveç’ten çoğu adını ilk kez duyduğumuz bunların arasında Emre’nin adaylığı da birinciliği de sırıtmıyor aslında...Nasıl Emre’ye bu ödülü kazandı diye "Avrupa’nın en iyi sanatçısı" diyemeyeceksek, rakipleri kazansaydı onlara da diyemezdik...Öyleyse problem nerede?MTV’nin bu kategoriyi "Best in Europe" olarak adlandırmasında ve seçim sisteminde...MTV bu kategoriyi, "Avrupa’nın en iyi sanatçısı" olarak adlandırmamalı ve sadece fanların oylarına dayalı bir oylamadan Genel Müdürü İbrahim Şahin, Eurovision’da yarışacak olan Hadise’nin şarkılarına, danslarına ve giyimine karışmayacaklarını bir karar...TRT bürokrasisi işin içine ne kadar girerse, Hadise’nin eli kolu o kadar bağlanır bu istediğini yapsın...Ama bu açıklamadan hemen sonra Şahin, "Şarkının İngilizce olmasında bir sakınca yok ama bizim tercihimiz Türkçe" diyerek kurumun beklentisini açıkça ortaya hani müdahale etmeyecektiniz? "Şort giymesinde sakınca yok ama bizim tercihimiz uzun etek", "Seksi dans yapmasında sakınca yok ama bizim tercihimiz geleneklere uygun bir performans" gibi ’uyarılar’ gelir mi ondan müdahale değilse, bunlar da müdahale sayılmaz nasıl olsa...Elbette Reha Muhtar paparazzi sevmeyecekSezen Aksu’nun mayolu fotoğraflarını çeken gazeteciye hapis cezası çıkmasına itiraz Muhtar mahkemeye hak vermiş, "Paparazzi çekemez istediğini" diyor...Ben ne demiştim;Dünyanın neresinde ünlüler paparazzileri seviyor ki, Türkiye’de da fazlasıyla ünlü bir gazeteci ve üstelik sevgilileri de hep ünlü...Bu yüzden paparazzilerden en çok çeken isimlerin başında gelir salonuna kadar izinsiz giren kameraman yakalamışlığı bile vardır hani... Bu da paparazziliğin yüz karasıdır o ayrı!Dolayısıyla o alkışlamayacak bu hapis kararını da ben mi alkışlayacağım...Benim de sevgilim ünlü olsaydı, ben de paparazzileri Pekkan’ın, Musa Çözen’den ricası...Bir daha Fenerbahçeli’nin evinde derbi izlemem, her seferinde Öztürk’ün evinde izledik bu sefer de, Fenerli Beyazıt kazandı, Kanal D Genel Yayın Yönetmeni Galatasaraylı İrfan Şahin ve ben Galatasaraylı daha vardı yanımızda; Ajda yorumları 10 numara eğlenceli Ajda’nın, gülmekten yorulduk...Yediğimiz 4 golden daha fazla bozulduğu bir şey vardı; futbolcuların yere tükürmesi..."Tükürmesin futbolcular yere" dedi, "Hadi tükürüyorlar, bari yönetmen bunu çekip göstermesin" dedi...Bizden de tam destek aldı bu önerisi, Musa Çözen’e ileteyim dedim Ajda Pekkan’ın bu ricasını...Sonra maç bitti, Sezen Aksu de Galata saz heyeti...En son sabah olmuştu, rüya değil gerçek ama anlatırım bir ara Beyazıt’ın evindeki Sezen-Ajda düetini...Yazının Devamını Oku Issız Ada’m10 Kasım 2008 Başlıkta hata yok, bilerek öyle yazdım. Çünkü senaryoyu da yazan Çağan Irmak’ın bu kelime oyunu tesadüf kızın adı Ayda, Ayla ya da Seda değil de Ada?Herkesin yazdığı üzere film kalabalıklar içinde bir modern şehir erkeğinin ıssızlığını diğer taraftan da aşık olduğu Ada var...İşte delikanlı için tam da orası, "Issız Ada’m"...Her şeyin yoluna girmeye başladığı, hayatın taşlarının yerine oturduğu, seksin içinde duygusallığın da olduğunu öğrendiği bir Ada...Benim ıssız adam...Çağan Irmak fragmanları ilk izlettiğinde "Yılın aşk filmi geliyor" diye yılın değil son yılların en iyi aşk filmi benzeri komedi filmlerinin çekildiği, bütün yapımcıların giderek aynı hatta girdiği bir dönemde bambaşka bir tarz, bambaşka bir tat bu...Belki karakterleri yüzeysel değil derinlemesine gördüğümüz için...Belki kendimize dair bir şeyler bulduğumuzdan...Belki insani kaygıları, korkuları, sevgileri, sevinçleri son derece yalın anlattığından...İyi geliyor insana bu yönü yok mu? zaman tavsayan hikaye, kızın ’gerçek sevişmeyi’ öğrettiği fazlasıyla didaktik sahnelerle parmağını gözümüze sokuyor Çağan...Mesela çok daha iyi duygusal bir sevişme sahnesi beklerdim Çağan’dan...Ama tüm bunlar devede şarkılar, şık fotoğraflar çok modern, gerçekçi bir aşk hikayesi çıkarıyor kadınların "iyi oldu herife" duygusuyla çıktığını mi?Ağızlarında buruk bir tadla...Bu arada Çağan’ın böyle bir filmde starlarla çalışmaması da çok doğru bir karar Hünal ve Melis Birkan yerine aklıma gelen tüm ünlü oyuncuları koyuyorum koyuyorum, bir anda tüm gerçekliğini Adam’ın restoranı LeblonIssız Adam’ın başrollerinden birinde çok şık bir restoran Cemal Hünal her akşam iş bitişi merdivenlerine oturup bir kadeh şarap içtiği, el çırparak ’haydi şimdi yemek yapıyoruz’ diye işe başladığı bu mekanın adı filmin sadece bir karesinde o da uzaktan bilmeyen biri için seçmek imkansız...Tuğla duvarları, barı, modern görüntüsüyle filmi izleyen herkes eminim "Burası neresi" diye söyleyeyim; Tünel’deki Leblon...Issız Adam’ı izlerken karnım nasıl aç, "Çıkışta Leblon’a gidiyoruz" de yaptık filmden çıktık, filmin setine girdik...Filmin yapımcısı Mustafa Oğuz burada bir parti vermiş aylar önce, davetliler arasında bulunan Çağan Irmak mekanı görür görmez "Issız Adam’ın restoranı burası olmalı" demiş..."Çağan kaç günde çekti restoran sahnelerini" diye sordum."Çok hızlı çalışan bir yönetmen, biz bu kadar kolay olacağını tahmin etmiyorduk, üç gecede bitirdi buradaki çekimleri" dedi Leblon’ pazartesi gecelerini boş tutmuşlar, Çağan da üç pazartesi sabaha kadar çalışarak bitirmiş mutfak sahneleri Leblon’un mutfağı değil, onun için başka bir yerde set kurmuş çekimleri bittikten sonra ekip kutlama yemeğini de burada gittiğimde film vizyona gireli bir gün olmuştu, "Filmi izleyip gelen müşteri var mı" diye sordum."Issız Adam’ın çekildiği yer burası mı diye bir kaç masa geldi ama film daha çok yeni eminiz talep artacaktır" bile izleyememişti daha filmi...Burası mart ayında açılan bir mekan ama kısa sürede Tünel’in en şık restoranlarından biri olmayı başardı...Menüde Alper’in havuçlu keki yok ama özellikle et yemeklerini tavsiye kulübe dönüşüyor, sabah kadar cumartesi 70’ler 80’ler partisi Dikmen’den Anlamazdın’ı, Semiramis Pekkan’dan Bana Yalan Söylediler’i de Devamını Oku İslami sosyetenin evi8 Kasım 2008 Yatak odasında üç metrelik palmiyeler... Özel olarak Suudi Arabistan’dan getirilen ve evin içine otomatik gül suyu pompalayan havalandırma sistemi...Odalardaki ekranlarda Kabe’den 24 saat canlı yayın yapan kapalı devre televizyon... 400-500 metre karelik evler tarzda düzenlenen özel namaz odaları bulunuyor ve rahleler Dubai’den, aksesuvarlar ve hat sanatları Paris’ten...İslami sosyetenin, yeni dönem zenginlerin evlerinden manzaralar kesimin evlerini dizayn eden İç Mimar Şafak Çak, bu haftaki Aktüel’de Ece Vahapoğlu’na anlattı bu sosyetenin özel isteklerinin, bilinen sosyeteden çok farklı olduğunu antika sevmiyorlar, her şeyin yenisini ilgili ödeme yapmayı gözde alışveriş merkezleri Dubai..."Bana öyle ev yapın ki bende 30 milyon dolar var zannetsinler" diyen müşterileri varmış Şafak Çak’ parayla değil mi?..Bunun için İslamcı ya da laik olmaya gerek yok, görgüsüzsen görgüsüzsündür işte!Ama İslami sosyete parayı yeni bulduğu için ya da olan parasını gösterecek iklime kavuştuğu için görünen o ki, iyice kontrolü kaybetmiş bildiğim İslam’ın israfa karşı bakıyorum da bizimkiler Arap şeyhleri gibi yaşamaya başlamışlar bile, bizde petrol olmamasına rağmen...Bahis oynar gibi...Gazetelerin spor sayfalarına orada kurallar yok gibi, istediğini söyleyebilirsin istediğini gün söylediğinin tam tersini ertesi gün söyleme hakkı veriyorlar orada adama...Dün Vatan’ın spor sayfası kendini övüyordu, "Herkes 10 yer dedi sadece Hakan Yaşar bildi" Yaşar, Arsenal maçından önce "Londra’dan puan almak için 8 neden" diye bir analiz de ’şerefli beraberlikle’ 1 puan alınca Vatan, "bakın bildik" diye bayram onu yazdınız, öyleyse Benfica-Galatasaray maçını da yazın...Nasıl baltayı taşa vurduk diye...Ne demişti Gökmen Özdener Vatan’daki bir sayfalık maç öncesi yorumunda;"Galatasaray’ın beraber kalması hayal, galip gelmesi mucize"...Eee tabela 2-0 GS diyor, ne olacak şimdi?Gökmen Özdener maç sonrası yorumunda, "Mucizenin kendisi Galatasaray" diyerek tornistan yapmaya çalıştı ama nafile...İddaa oynar gibi spor yazarlığı yapılıyor artık...Salla gitsin...Tutarsa övünürsün, tutmazsa görmezden gazabıİnternette hele ki güvenirliği onaylanmamış sitelerde dolaşan haberlerin süzülmeden, araştırılmadan gazeteler ve TV’ler tarafından haber yapılmaması gerektiğini bir kez daha Müjdat Gezen, "Mustafa" filmini boykot edin çağrısı yapmış, Can Dündar’a "gavur" demiş...Ali Bayramoğlu bunun üzerine bir yazı döşendi...Neye dayanarak?Taraf’ın yaptığı habere...Taraf nerede bulmuş bunu?İnternette, daha doğrusu bir blog blog sitesinde kimin yazdığı bile belli olmayan bir iddiayı taraflara sormadan alıp haber yaparsan bu hatalar zinciri de peşpeşe gelir meslekte böyle hatalar olabilir, eminim bu son da hem Ali Bayramoğlu hem Taraf ayrı ayrı özür diledi...Ama buradan hepimizin bir dersi çıkarması lazım;İnternette her dolaşan habere ki o haber güvenilir, ismi cismi bilinen belli başlı sitelerden biri değilse...Hele ki kaynak bir blog sitesiyse haberi üç kere Devamını Oku Çocuk yurtları kötü demeyin, yarın akşam konsere gelin7 Kasım 2008 Düşes Ferguson’un kamerasıyla bir kez daha gündeme gelen çocuk yurtları, sadece devletin değil sivil toplum kuruluşlarının çabalarıyla da düzelebilir ancak... Bu konuda yıllardır canla başla çalışan bir dernek var; MİKA-DER Minik Kalpler Derneği.Çeşitli illerde konserler düzenliyorlar ve gelirin tamamını çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarının iyileştirilmesine kadar organize edilen konserlerle Adapazarı’ndan Sivas’a, Kocaeli’nden Mardin’e 11 yuvayı daha yaşanır bir hale kalpleri mutlu sosyal kampanyanın sanat camiasında gönüllü savaşçıları varAjda PekkanNükhet DuruFerhat GöçerEdip AkbayramBehzat Gerçeker ENBE OrkestrasıÖzcan Deniz Anadolu Ateşi...Orkestraları ya da kendileri için tek kuruş para almadan konsere çıkıyorlar bu kazanılacak her kuruşun bir çocuğu mutlu edeceğini bildikleri için...Yarın gece bu konserlerden biri Lütfi Kırdar’da gerçekleşecek...Yazın Bodrum’da verdikleri konserle olay yaratan Edip Akbayram ve Ferhat Göçer bu kez minik kalpler için sahneye elde edilecek gelir de Trabzon’daki üç çocuk yuvası için zor koşulları gizli kameralarla görüp ekran karşısında isyan etmekle olmuyor bu altına elinizi bilet alın yarın geceye, hem iyi bir müzik ziyafeti çekin kendinize hem de minik kalpleri yalnız bırakmayın...Ben bırakmayacağım...Ya Kundera ihbarcıysaMilan Kundera’nın, 1950 Çekoslovakya’sında komünist rejime karşı casusluk yapan birini ihbar ettiği, adamın da 22 yıl hapis yattığı iddia Orhan Pamuk, Salman Rüşdi, Gabriel Garcia Marquez, Carlos Fuentes, Philip Roth gibi isimlerin bulunduğu 11 önemli yazar da buna tepki Kundera’yı karalama kampanyası yürüttüğünü söyleyerek...Olayın geçtiği tarihte Kundera 21 yaşındaydı, Salman Rüşdi henüz 3, Orhan Pamuk’un doğmasına ise daha 2 yıl diğer yazarlar Marquez, Fuentes, Roth gibi dönemin tanığı ihbar gibi bir konuda dönemin tanığı olsan ne değişecekse...Bana kalırsa bu durum iki şeyi ortaya çıkardı;1- Yazarları karalamak kolay değildir, çünkü yazarlar kulübünde büyük bir mesleki dayanışma 40 yıl geçse de geçmişi insanın peşini bırakmaz."Ya gerçekten ihbar ettiyse" ihtimali yazarların aklından geçti mi bilmiyorum, ama Allah bu dayanışma ruhunu diğer mesleklere de nasip etsin mi ölmeliZincirlikuyu Karayolları’nın arkasından Akmerkez’in Ulus kapısına bağlanan yolun hatalı olduğunu yazınca bölgede oturanlardan mail yağmuru ne kadar dertliymişler bu yoldan."Her gün fren sesinden, çarpışma sesinden yüreğimiz ağzımıza geliyor" diyenler mi istersiniz..."Korkunç manzaralarla karşılaşmamak için pencerelere çıkamıyoruz artık" diyenler mi?Bölgede oturanlar şikayet için imza toplamış ama nafile...Burası geceleri, Etiler’de kontrole yakalanmak istemeyen alkollü sürücülerin trafik denetiminden kaçış yolu da aynı zamanda...Bu yüzden hız limiti sürekli aşılıyor, bir de yoldaki mühendislik hatasını ekleyin, buyrun size her gün kaza...Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal’ın kızının da bu yolda kaza yaptığı söyleniyor...Bölgede oturanlar hiç değilse ses duvarı konulsun yola yapılması gereken, şehrin bu en tehlikeli yolunu baştan inşa olmayacağı için kameralı EDS sistemi ve denetimlerin artırılmasına da razıyız...Yazının Devamını Oku Sezen Aksu olmasaydı mahkeme aynı kararı verir miydi?6 Kasım 2008 Geçen yaz Bodrum’da teknede mayolu olarak görüntülenen Sezen Aksu, kendisini fotoğraflayan gazeteci hakkında açtığı davayı kazandı. Posta gazetesi yazarı Ahmet Cumalı çekmişti bu şikayeti üzerine "özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği" gerekçesiyle 5 yıllık dava açıldı gazeteci pazartesi günü kararını açıkladı ve Cumalı’yı 1 yıl 3 ay hapse mahkum etti. Bu suçu bir daha işlemeyeceği kanaatine varılınca Cumalı’nın cezası bu kanaate nasıl vardı bilemiyorum ama bence Cumalı bu suçu bir daha işler!Çünkü bu suçsa eğer dünyanın her yerinde her gün gazeteciler tarafından sanatçılar, oyuncular kısacası kamunun merak ettiği herkes mayolarıyla, sahilde, teknede gazeteci de bundan dolayı hapis cezası almıyor."Ama tekne Sezen Aksu’nun kendisinin, kamusal alan değil" diyenlere de itirazım tekne özel bir alan ama herkesin gözünün önünde dolanıyor, yani kamunun tür kararlar hep yoruma yataklı vagon düşünün, içinde bir çift istasyonda durunca pencereden içeri bakan paparazzi çifti görüyor ve fotoğraflarını hayata müdahale midir?Değildir çünkü herkesin görebileceği bir alanda, istasyonda yaşanmaktadır olay. Tekne de herkesin görebileceği bir alan olduğu için ünlülerin bu tür isyanları yersiz oluyor. Mahkemenin bu kararı almasında şikayetçinin Sezen Aksu olmasının etkisi var mıdır acaba?Bir başka sanatçı olsaydı hapis cezası bu kadar kolay çıkar mıydı?Mahkeme sanatçıyı haklı görüp tazminat cezası verse, yine bir parça anlayacağım ama hapis de neyin nesi, cinayet işlendi de haberimiz mi yok...Yargıtay ’basın özgürlüğü’ diyerek para cezasını bile onaylamıyor bu tür şikayetlerde, bırakın hapsi... Bu kararın da yargıtaydan döneceğinden şüphem yaz Bodrum’da teknede mayolu olarak görüntülenen Sezen Aksu, kendisini fotoğraflayan gazeteci hakkında açtığı davayı gazetesi yazarı Ahmet Cumalı çekmişti bu şikayeti üzerine "özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği" gerekçesiyle 5 yıllık dava açıldı gazeteci pazartesi günü kararını açıkladı ve Cumalı’yı 1 yıl 3 ay hapse mahkum etti. Bu suçu bir daha işlemeyeceği kanaatine varılınca Cumalı’nın cezası bu kanaate nasıl vardı bilemiyorum ama bence Cumalı bu suçu bir daha işler!Çünkü bu suçsa eğer dünyanın her yerinde her gün gazeteciler tarafından sanatçılar, oyuncular kısacası kamunun merak ettiği herkes mayolarıyla, sahilde, teknede gazeteci de bundan dolayı hapis cezası almıyor."Ama tekne Sezen Aksu’nun kendisinin, kamusal alan değil" diyenlere de itirazım tekne özel bir alan ama herkesin gözünün önünde dolanıyor, yani kamunun tür kararlar hep yoruma yataklı vagon düşünün, içinde bir çift istasyonda durunca pencereden içeri bakan paparazzi çifti görüyor ve fotoğraflarını hayata müdahale midir?Değildir çünkü herkesin görebileceği bir alanda, istasyonda yaşanmaktadır olay. Tekne de herkesin görebileceği bir alan olduğu için ünlülerin bu tür isyanları yersiz oluyor. Mahkemenin bu kararı almasında şikayetçinin Sezen Aksu olmasının etkisi var mıdır acaba?Bir başka sanatçı olsaydı hapis cezası bu kadar kolay çıkar mıydı?Mahkeme sanatçıyı haklı görüp tazminat cezası verse, yine bir parça anlayacağım ama hapis de neyin nesi, cinayet işlendi de haberimiz mi yok...Yargıtay ’basın özgürlüğü’ diyerek para cezasını bile onaylamıyor bu tür şikayetlerde, bırakın hapsi... Bu kararın da yargıtaydan döneceğinden şüphem dükalıklarına son30 yıldır Cimnastik Federasyonu Başkanı olan Atilla Örsel’e yaptığım "Yeniden başkan olma" çağrıma Atilla Gökçe abi, Milliyet’teki köşesinde itiraz başkan olmasını savunuyor Örsel’in...Örsel döneminde yetişen sporcular olduğunu söylüyor Atila abi ama verdiği sporcu sayısı 3!Sadece üç...30 yılda 3 sporcu yetiştirmiş cimnastik başarıysa Örsel devam etsin...Ben konuyu Örsel üzerinden tartışmak sporunun gelişmesi için federasyonlara kurulan dükalıkların yıkılması gerektiğini federasyona bakarsanız bakın, aynı başkanlar aynı yönetimler yıllardır abi kendisi söylüyor işte;’Olimpiyatlar sonrası bırakıyorum diye erdemlik gösterisi yapan’ Halter Federasyonu Başkanı Hasan Akkuş’un yeniden aday olup başkan seçildiğini...Bunun gibi onlarca örnek var başarı yok ama aynı başkanlar başkan adaylarının 20 bin, 30 bin lira adaylık parası yatırmasına önce spor yazarları itiraz etmeli, çünkü bu ücretler yönetimlerin değişmesini yıl 30 yıl aynı federasyonlarda aynı görevlerde bulunmak bile başlı başına Türk sporundaki bir çarpıklığın göstergesi...Değişmeyen yaşlanıyor, yaş alan değil... Bu yüzden aralarında 4 yaş fark olsa da Atilla’lardan Örsel olana amca diyorum, Gökçe olana abi...Yazının Devamını Oku Aziz Yıldırım hayvanat bahçesinde hangi hayvanın sponsoru?5 Kasım 2008 İstanbul’a büyük bir akvaryum kuruluyor şu sıralar, Florya sahiline... İspanya Valencia’da bulunan Avrupa’nın en büyük deniz akvaryumu Loceanografic’in bir benzeri olacak bittiğinde...80 metre uzunluğunda cam tüneller bulunacak içinde...Akvaryumun yılda 2 milyon ziyaretçi çekmesi boyunca tek hayvanat bahçesi Gülhane’deki mezbelelik olan İstanbul için harikulade bir proje...Oysa hayvanat bahçeleri, akvaryumlar, eğlence parkları bir şehri en eğlenceli kılan unsurlardır. Özellikle de çocuklu aileler için...Çocukken Gülhane’deki zürafayı, aslanı, deveyi hatırlıyorum, çok ki bu utanç tablosu 2000’de ikinci bir hayvanat bahçesi ziyaretim geçen hafta sonu Darıca’ya bu şehrin çocuklarını hayvanat bahçesinden mahrum eden yöneticiler, bir hafta sonu Darıca’ya gidip o çocukların sevinçlerini görüp Darıca Kuş Cenneti olarak kurulup bugün Boğaziçi Hayvanat Bahçesi’ne dönüşen park, 20 dönüm arazi üzerinde 3 bin hayvana ev sahipliği bu işin girişimcisi Faruk Yalçın olmasa koskoca İstanbul 2000’lerde bile bir hayvanat bahçesine sahip domuz, zürafa gibi hayvanlar yok ama jaguardan timsaha, penguenden maymuna çocukları çıldırtacak pek çok hayvan var burada...Buraya herkes sahip çıkmalı, desteklemeli...Her ay 3 ton et, 2 ton balık, 3 ton arpa, 2 ton buğday, 4 ton yonca-saman, 5 ton kuru yem, 2000 yumurta, 500 kilo ithal yem ihtiyacı var hayvanat 15 lira...Okullar akın akın geliyor ama masrafı karşılamaya mümkün değil Çamlıca, Zeynep Mutlu Eğitim Vakfı, İTÜ Geliştirme Vakfı gibi ilköğretim okulları bazı hayvanlara sponsor sponsorluklar da var, mesela Fenerbahçe yöneticilerinden Osman Yalçın ve ailesi tam 10 hayvanın masraflarını Başkanı Aziz Yıldırım hangi hayvana sponsor peki?..Tahmin etmek güç değil herhalde KANARYAYıldırım geçen yıl 40 kanaryanın yıllık 6 bin lira olan bakımını üstlenmiş, ancak her yıl bunun üç-dört katı yardım Fenerbahçeliler’in bu hayvanat bahçesine ilgisi şaşırtıcı değil. Çünkü Osman Yalçın, Aziz Yıldırım’ın dayısının bahçesinin kurucusu Faruk Yalçın da Aziz Yıldırım’ın dayısı...Ancak sadece aile ilişkilerinden fazlasını hak edecek kadar önemli bir yer Boğaziçi Hayvanat Bahçesi...Sadece Fenerbahçeliler değil, özel okullar, doğa-hayvan dostu şirketler, büyükşehir ve yerel yönetimler İstanbul’un bu tek hayvanat bahçesini yalnız bırakmamalı...Düşese kızmayalım mı?Ferguson’un yaptığını bizim habercilerimiz zaten yapıyor, geçmişte Malatya’da yaşananları Ferguson mu ortaya çıkardı?..Gizli kameranın hasını yaptı Mehmet Ali Önel, bütün ülke de ayağa bunun için bir Ferguson’a ihtiyacımız yok bizim. Gidip İngiltere’de benzer yurtlarda yapalım bakalım gizli kamera çekimi nelerle karşılaşıyoruz, sonra başımıza neler geliyor?..Ama onlar istediklerini yapmakta serbest...Çubukçu’yla hem fikirim "Bu konuda ben düşesten daha vicdanlıyım. Burası da onun sömürge ülkesi değil"...Yazının Devamını Oku

dört kişilik saz heyeti bulmaca