Denizanaokuluna başladığında 2 yaş iki aylıktı, Derin’de biraz daha beklemiş olduk, iyi de oldu. her yerde güveninizi sarsacak uygulamalar oluyor. Önemli olan ebeveyn olarak çocuğu, yaşadığı süreci, ortamı sürekli gözlemeye ve ona göre kararlarınızı almaya devam etmek. (şu an 3 yaş 7 aylık) bir kreşe
Cumartesi 15, Ekim, 2016, 16:19. #10. Eğer çocuğunuz okula sizi özlediği için gitmek istemiyorsa size tatlı bir fikir veren bir çocuk kitabı tavsiye etmek isterim. Kitapta yavru rakun okula gitmek istemiyor ve anne rakun ona yukarıdakine benzer okulda edinecekleri ile ilgili açıklamalar yapıyor.
Yanındaçocuğun güvendiği kişi olmalı ve alışma süreci gerekirse 2-3 ay sürebilir. Çocuk kendini güvende hissedene kadar güvendiği bakıcısı( babaanne, anneanne, anne, bakıcı
Ailelerbu dönemde çocuklarına karşı nasıl davranmalı? Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikolojisi Uzmanı Klinik Psikolog Emel Güler, anlattı. Uyum Süreci Sandığınızdan Daha Hassas! Okula yeni başlayan çocuklar için öncelikli hedef, akademik başarıdan çok çocuğun okula uyumu olmalıdır.
Busebeple mecbur kalmadığınız sürece 2 yaşına kadar kreşe göndermeniz pek de doğru olmayacaktır. 2 yaşından sonra çocuğunuzun da gelişimini göz önünde bulundurarak verebilirsiniz. Çocuğunuzun hazır olduğunu anlamak için aşağıdaki maddeleri gözlemleyebilirsiniz.
p1PANU. YAŞINDAN ÖNCE KREŞE GÖNDERMEYİN0-3 yaş dönemi çocuğun gelişimsel ve psikolojik ihtiyaçlarının anne tarafından karşılanması gereken bir çağı dediğimiz bu evrede çocuk henüz memeden bile ayrılmadığından anneye psikolojik ve fizyolojik olarak bağımlılık yaşamaktadır. Gelişimsel olarak yeterince kelime bilgisine sahip değildir ve kendisini ifade edemediği her koşulda annesinden yardım bekler. Özellikle keşif evresinde olan çocuk sürekli annesi tarafından onaylanmak, kabul edilmek ve güvende olmak ister. Çalışan annelerde ise çocuk bakımını üstlenen bir bakıcı da olsa durduk yere ağlayıp öfke krizleri geçirebilir çünkü çocuk anne ile sevgi doyum ihtiyacını karşılamak ÖNCE EVDE YATAĞINIZI AYIRINOkul fobisi olarak nitelendirdiğimiz bu evrede ise anne kreşe başlama sürecinden önce mutlaka evde yatakları ayırmalıdır. Anne ile yaşanan ilk ayrılma anaokulu ya da kreş ortamında başlarsa çocuk bu durumu bir ceza olarak kodlayabilir ve okula dönük fobik bir durum yaşanabilir. Öte yandan çocuğun yatağı anneden 8 ay sonra ayrı oda ile ayrılmalı ancak her ağladığında ise ihtiyacına cevap verilerek güven teması da şekilde ilk ayrılma evde gerçekleştiğinde çocuk okulda anneden ayrılırkenKREŞE YUMUŞAK GEÇİŞLERE, YARIM GÜN AŞAMALI OLARAK BAŞLATINBu evrede anne çocuğunu tıpkı bir parka götürür gibi kreşe giderek onunla birlikte eğlence alanı keşfine çıkabilir. Kreşe başlama sürecinde anne çocuk arasında parkta ya da avm oyun alanında şöyle bir diyalog fayda sağlayacaktır;Biliyor musun bazen parka tüm çocukların aynı anda gelmesi mümkün olmuyor, bende böyle durumlarda sıkılıyorum. Ama bazı yerler varmış ki tıpkı bu parktaki gibi farklı oyunlar ile eğlenceler yapılıyormuş. Hem anne hem çocukların aynı anda buluşarak keyifli zaman geçirdikleri yerlermiş. Haydi şimdi birlikte o yerlere gidip bakalım ve kendimize oynamak için en uygun yeri birlikte seçelim?’ şeklinde bir ifade ile çocuk önce konuya karşı önyargısız ısınmış olarak dahil anne ile kreşe gidildiğinde çocuk özgür bırakılarak ortamı keşfi sağlanır. Bu esnada anne kurum yöneticisi ile çocuğun gözlemleyebileceği bir yerde vakit ilk defa girmiş olduğu bu yabancı ortamda sık sık annesinin yanına gelerek ’anne burdası, gitmeyeceksin değil mi?’’ gibi ifadelerle sizi sıkıp boğabilir. Lütfen bu durumda büyük tepkiler vermekten kaçının ve mümkün olduğunca normal tepkilerin verin. ORYANTASYON SÜRESİ ÇOCUĞUN GELİŞİM DÖNEMİNE GÖRE FARKLILIK GÖSTERİRBazı kreş ve anaokulları çocukları bir hafta içerisinde oryantasyona dahil edecekleri ve alışma sürecini bu sürede tamamlayacaklarını iddia ederler. Bu sürede uyum sağlayamayan çocukları ise gelişimsel açıdan problemli bulur, destek alınması konusunda biz uzmanlara yönlendirirler. Oysa ki çocuğu bu süreçte tek başına ele almak ya da akranları ile kıyaslamak oldukça yanlış bir anneden ayrılmaya hazır değilken ’ağlaya ağlaya alışacak ’ diyerek anneyi okuldan uzaklaştırmak hem anne hem çocuk açısından oldukça sıkıntı yaratacak, çocuğun anneye duyduğu güveni BAŞLAMADAN ÖNCE ÇOCUĞUN GELİŞİM TAKİBİNİ YAPTIRINŞüphesiz kreşte anneden ayrılmaya hazır olmayan bir çocuğun ki belki de gelişimsel geriliği buna engel oluyor yaratacağı sıkıntılardan önce, bir engelle karşılaşmadan sizlerin koruyucu ruh sağlığınızı desteliyor olmak bizi daha mutlu süreçte yapılması gereken en doğru şey ise kreşe başlamadan önce bir uzmandan süreci nasıl yöneteceğiniz konusunda destek almanız yaşına göre bilmesi gereken kelime hazinesine sahip mi?- Konuşma geriliği var mı?-Tuvalet eğitimi hangi aşamada? Bu anlamda kendisini bir yabancıya ifade edebilecek mi?-Tek çocuk mu? Hazırda bir kardeş bekleniyor mu?-Öz-bakım becerilerini kendisi karşılayabiliyor mu?-Sosyal ortamda akranları ile ilişkileri nasıl?-Egosantrik bu dönemde paylaşıma yeterince açık mı?-Hayır denildiğinde tepkileri nasıl oluyor? Kurallara uymakta güçlük yaşıyor mu?Bu ve benzer sorularla sürece hazır olup olmadığı bir uzman tarafından değerlendirilir, gelişimsel testler uygulanır ve kişi uzmanın yapacağı yönlendirmelerle süreci daha sağlıklı şekilde yönetmiş PSİKOLOG YA DA DANIŞMAN BULUNDURAN YERLER TERCİH EDİNAnaokuluna başlama evresinde yapılan hatalardan biri de kurum yöneticilerinin alanında uzman olmadıkları konularda aileleri yönlendiriyor olmasıdır. Aile bu konuda yöneticilerin dediklerine harfiyen uyarak belki de çocuğun kendisini tamamen yalnız ve çaresiz hissetmesine sebep olurlar. Bu anlamda çocuğun psikolojik gelişim takibini sağlayacak onu doğal ortamında gözlemleyecek bir psikoloğun olduğu kurumları tercih etmeye özen gösteriniz. Ayrıca bu uzmanların kuruma ne sıklıkla geldiklerinin takibini yapmayı da ihmal EMANET EDECEĞİNİZ KREŞİN MUTLAKA KAMERASI OLMALIYine bu konuda bazı kurumlar öğretmenlerin mahremiyetini göz önüne alarak kamera kayıtlarını paylaşmak istemeyebilirler. Bu durum en başta bu kurumu tercih etmemeniz için oldukça etken bir odanın aydınlık ve kameralı olması dışında kameraların aktif çalıştığını gösteren bir büyük ekran velilerin her an erişebileceği bir yerde olmalıdır. Aynı zamanda geçmişe dair kayıtlara da erişebileceğiniz bir sisteme sahip olduğunu kontrol EĞİTİM VERECEK ÖĞRETMENLERİN DİPLOMASINI YÖNETİCİLERDEN TALEP EDİNİZMaalesef bu konuda alanında uzman olmayan kişiler çalıştıran birçok kurum hem branş derslerinde hem de sınıf öğretmenliğinde aynı kişiyi kullanarak eğitimin kalitesini oldukça düşürmekte ve çocuklara yanlış yönlendirmeler yapmaktadırlar. Bu konuda sizler çocuğunuzdan hizmet sağlayacak kişilerin diplomasını görmeyi yöneticilerden talep edebilir, uzmanlık deneyimleri hakkında bilgi sahibi MUTFAK VE TUVALET HİJYENİNE ÖZEN GÖSTERİNİZOkul öncesi eğitimde çocukların hangi aralıkla yemek yediği ailelerin alıştırma rutinlerine göre farklılık gösterir. Ara öğünü olan bir çocukla öğretmen özel olarak ilgilenmek evde annesinin oluşturduğu rutinleri okulda terk ederse bocalar ve ihtiyaçları karşılanmadığında kendisini rahatsız kreşe başlama sürecinde çocuğun gelişimsel olarak hazır olması dışında okul yöneticilerinin tutumu, kurumun fiziksel yapısı, kurumun öğretmenleri ile ilişkileri, kültürel yapısı, hijyeni, güvenlik kamerasına sahip olması, aydınlık ve ferah bir ortam olması ,kurumda psikolog bulunması en önemli detaylardır.
Kreşe alışma Süreci ve Berlin Modeli Kreşe alışma süreci, hem çocuk ve ebeveyn hem de eğitimci için zorlu bir süreçtir. Bu sürecin hassas ve iyi bir şekilde işleyişi, çocuğun üzerindeki stresi azaltmaktadır. Çocuğun yeni bir ortama uyum sağlaması ve kreşe alışması sürecinin kolay olabilmesi için planın ve programın yapılması gerekmektedir. Böylece, çocuğun anneden ayrılma korkusu ve endişesinin ortadan kalkması sağlanabilir ve çocuk yaşadığı stresle daha iyi başa çıkabilir. Çocuğa kreşe alışmasında ve yeni ortama uyum sağlamasında yardımcı olan “Berlin Modeli“ farklı kuramlar baz alınarak Almanya‟da geliştirilmiştir. Çocuğun, aileden kreşe sağlıklı olarak geçişi için yaygın olarak kullanılmaktadır. Laewen ve diğerleri, 2003 Alışma sürecinde geçiş Transition ve bağlanma Attechment kuramının rolü Kreşe/anaokuluna veya okula geçişler, çocuk için önemli bir yaşam kesitidir Filipp, 1995. Bu geçiş süreçlerin bütün tarafların Ebeveynler ve Eğitimciler işbirliği ile hazırlanmasının ve karşılıklı beklentilerin önceden konuşulması geçiş sürecinin sağlıklı bir şekilde üstesinden gelinmesi için önemlidir. Aileden kreşe geçiş, çocuğun anaokuluna ve ilkokula geçiş sürecinden biraz daha zorlu geçmektedir. İlk geçiş sürecinde çocuğun edindiği deneyimler, beceriler ve özgüven, daha sonraki yaşamındaki geçiş süreçlerinin üstesinden daha kolay gelmesini sağlamaktadır. 0-3 yaş arası çocuğun güvendiği kişi olan anneden ayrılması zor olmaktadır. Bu dönemde çocukların kaygılarını, kokularını, çaresizliklerini, güçsüzlüklerini ve öfkelerini yalnız başına düzenleyebilmeleri mümkün değildir. Çünkü bu durumlarda kendisine yardım edecek ve destek olacak güvenli bir duygusal bağ geliştirdiği bir kişiye ihtiyaç duymaktadırlar Bu yaşlardaki çocuk birçok yeni durum ile yeni bir ortam, gruptaki çocuklar, yeni bakim veren kişi karşı karşıya gelmektedir. Bu yeni duruma çocuğun hemen uyum sağlaması ve üstesinden gelmesi kolay olmamaktadır. Özellikle 7 ve 24 aylık çocukların kreşe geçiş süreçlerinde ebeveynin desteği ve eşliği olmadan sürecin başarıya uğraması zor olmakta ve çocuk için tehlike arz etmektedir. Çocuğun yeni çevreye adaptasyonu, eğitimci ve diğer çocuklarla güvenli bir ilişki kurması için en güvendiği kişi olan ebeveynin yardımına ihtiyacı vardır. Aileden kreşe geçiş sürecinin başarı ile sonlandırılmasında sorumluluk çocuğa ait değildir. Bu ebeveynin sorumluluk alanıdır. Alıştırma sürecinde ebeveynin ve eğitimcinin işbirliği ve beraber hareket etmesi işi kolaylaştırmaktadır ve çocuğun bakımı, eğitimi ve desteklenmesi için de gereklidir. Bağlanma kuramı, aileden kreşe/anaokuluna geçişte dikkate alınması gereken önemli bir faktördür. Son yıllarda da erken çocukluk araştırmalarının en popüler konuları arasında yerini almıştır. Üç yaşından küçük çocukların hazırlıksız bir şekilde eğitimci olsa bile yabancı insanlara bırakılması doğru bulunmamaktadır ve şayet anne ile çocuk arasında bir ayrılık gerçekleşecekse, bunun belli bir program ve plan çerçevesinde yapılması gerekmektedir Bowlby, 2001. Çocuğun sağlıklı gelişiminde birincil bakım veren kişi ile arasındaki duygusal bağ önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü çocuğun ayrılma, korku, ağrı ve aynı zamanda yoğun stresler sonucu gönderdiği sinyallere duyarlı bir tepkinin verilmesi sadece onun güvenli duygusal bağ kurduğu kişi tarafından sağlanmaktadır. Erken çocukluk dönemdeki bağlanma deneyimleri diğer kişilerle kuracağı bağlanma ilişkisini etkilemektedir. Çocuğun küçük yaşlarda kreşe uyum sağlamamasının altında yatan nedenlerden biri ebeveyniyle kurduğu bağlanma ilişkisi olabilmektedir. Çocuğun birincil bakım veren anneden ayrılması sancılı bir süreçtir. Fakat çocuk aynı zamanda birçok kişi ile güvenli ve duygusal bir bağ kurabilecek şekilde dünyaya gelmiştir Ahnert, 2010. Ayrılığı kolaylaştıracak ve eğitimciye alışmasını sağlayacak, çocuğun ilk bağlandığı kişinin sürece dahil olması ile başarılacaktır. Böylece, çocuğun kreşe/anaokuluna başladıktan sonraki eğitimcisi ile güvenli bir bağ kurması ve çevreye kolayca uyum sağlaması gerçekleşecektir. Bowlby ve Ainworth bazı çocukların anneler tarafından kreş veya çocuk yuvalarına bırakıldıklarında korku ve üzüntüyle tepki verdikleri, bazılarının ise buna duygusal olarak hiç bir tepki göstermemelerini, çocukların ilgili kişilerle olan bağlanma kalitesine ilişkin ipuçları verdiğinin altını çizmektedirler Kasten, 2013. Güvenli bağlanmış çocuk, annesinin yardımıyla önceki güvenli bağlanma temelinde eğitimci ile arasında bir duygusal bağ oluşturmaktadır. Annenin herhangi bir stres durumunda geri geleceğinin farkındadır. Bu arada eğitimcide onun için güvenir bir kişi olmuştur artık. Güvensiz bağlanan bir çocuk ise, ilk önce ayrılma gerçekleştiğinde buna tepki vermemektedir. Oysaki çocukta ayrılma korkusu mevcuttur. Fakat bu korkuyu belli etmemektedir. Aslında bu çocuklar için ayrılma korkusu büyük bir stres kaynağıdır. Bunu bir türlü ifade edememektedirler. Çocuğun yeni ortama ve gruptaki çocuklara uyum sağlaması ve eğitimcisine güven bağı kurması çocuğun gelişimi üzerinde önemli bir rolü vardır. Sağlıklı olarak gerçekleşen uyum sonucu; çocuğun gruptaki çocuklarla ve eğitimciyle etkileşime girmesi ve iletişim kurması, kendini güvende hissettiğinde çevreyi keşfetmeye başlayacak ve yeni şeyler öğrenme başlayacaktır. Çocuğun kreşe geçiş sürecinde zamana ihtiyacı vardır. Güvendiği kişiyi birden kaybetmesi, korkularının artmasına sebep olur. Endişe ve korku duyan bir çocuğun kreşteki gelişimini destekleyen etkinliklerden fayda görmesi ve yeni bir şeyler öğrenmesi söz konusu olamaz Grossmann ve Grossmann, 1998. Çocuğun Kreşe Alıştırılma Süreci Kreş/Anaokuluna alışma sürecindeki rol oynayan aktörler Hem ebeveynin hem de çocuğun alışma sürecinde olumsuzlukla karşılaşmamaları için plan ve program yapılmasının önemi vurgulanmaktadır. Alışma süreci önceden aile ve eğitimciler tarafından planlanması gerekir. Kreş veya anaokulunda çalışan eğitimciler arasında yeni gelen çocuğun alışma sürecine kimin eşlik edeceği önceden belirlenmelidir. Çünkü ilk etapta bir eğitimci ile çocuğun duygusal bir bağ geliştirmesi için imkan verilmesi sağlanmalıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken alışma süreci sağlıklı olarak başarıldıktan sonra, çocuğun duygusal bağ geliştirdiği eğitimcinin hasta olması, izinli olması çocuğun tekrar kreş veya anaokulunda güven duyduğu, stres ve korku durumlarında sığınacağı güvenli bir limanın yok olması anlamına gelmektedir. Bunun önüne geçmek için, diğer eğitimcilerin de alışma sürecinden sonra yeni gelen çocuğa yakınlaşmaları ve güvenli bir bağ geliştirmeleri faydalı olacaktır. Çünkü çocuğun gönderdiği sinyallere duyarlı karşılık veren ve onunla etkileşime giren kişilere bağlanması zamanla çeşitlenecektir. Alışma süreci her çocuk için farklıdır. Bu süreç her çocuk için bireysel olarak planlanmalıdır. Çocuğun, herhangi bir stres durumunda eğitimciye gitmesi sağlanmalıdır. Fakat anne her durumda erişilebilir olmalıdır. Bu ilk yapılan denemede başarı sağlanmazsa; çocuk eğitimci tarafından teselli olmuyorsa; annenin çağrılarak duruma müdahale etmesi istenmektedir. Alıştırma sürecinde eğitimcinin görevi çocuğun gelişimini ve davranışlarını gözlemlemek ve onun gönderdiği sinyallere duyarlı bir şekilde karşılık vermektir Cantzler, 2008. Berlin Modeli Laewen ve diğerleri 2003, tarafından öncelikli olarak 0-3 yaş arası çocukların kreşe alışmalarını kolaylaştırmak için geliştirilen bu model zamanla anaokulu alanında da kullanılmaya başlanmıştır. Bu modelde her çocuğun alışma süreci onun ebeveyni ile olan bağlanma ilişkisine, mizacına, yaşına ve eğitimcinin davranışlarına bağlıdır ve alışma sürecinin her çocukta farklı olacağı belirtilmektedir. Berlin modelinde ebeveynlerin alışma sürecine eşlik etmesi esastır ve çocuğun yeni çevreye, eğitimcisine aşina olması ve uyum sağlaması hedeflenmektedir. Model birkaç evreden oluşmaktadır. Çocuğun bu modelle adım adım kreşe/anaokuluna adaptasyon sağlaması ve eğitimcisine alıştırılması hedeflenmektedir. Berlin Modelinin Evreleri Kayıt ve görüşme evresi Kayıt işleminin gerçekleşmesinden sonra ebeveyn ile çocuğun kreşe alışma sürecine eşlik eden eğitimci arasında kapsamlı bir görüşme yapılır. Bu görüşmede, çocuk hakkında örneğin, beslenme ve uyku alışkanlığı, mizacı, oyun davranışları gibi bilgiler ele alınmaktadır. Ebeveyne model anlatılır ve bu süreçteki rolü hakkında bilgi verilir. Temel evre Ebeveyn çocukla birlikte üç gün boyunca kreşi ziyaret eder. Bir saati geçmemek şartı ile ebeveyn kreşteki grupta çocukla beraber kalır. Eğitimci bu arada çocuğu gözlemler ve onunla iletişime geçmeye ve onu ara sıra oyuna dâhil etmeye çalışır. Burada çocukla iletişime geçmede genellikle bir obje kullanılmaktadır. Annenin rolü burada pasiftir. Ebeveyn çocuğa yanında olduğunu hissettirir, ona güven verir ve çocuğun gruptaki oyunlara katılması için zorlamaz. İlk ayrılık evresi Dördüncü günde ebeveyn çocukla beraber tekrar kreşe gelir. Annenin rolü bu evrede de yine pasiftir. Eğitimci çocukla iletişime geçmeye çalışır ve onu grup aktivitelerine katmaya çalışır. Bu evrede ilk olarak ebeveyn çocuktan ayrılır. Ebeveyn sadece 30 dakikalığına gruptan ayrılır. Fakat ihtiyaç halinde çağrılmak üzere kreşin başka bir odasında bekler. Bu evrede, çocuğun ebeveynin ayrılmasına verdiği reaksiyon, onun alışma sürecini belirlemektedir. Burada iki aşamadan; a kısa süren alışma süreci ve b uzun süren alışma sürecinden söz edilmektedir. a Çocuk ebeveynin ayrılmasına çok büyük bir reaksiyon göstermiyorsa veya ağladığı zaman gruptaki eğitimci tarafından kolayca teselli edilebiliyorsa, alışma süreci beş veya altı gün içerisinde başarıyla sonlandırılmaktadır. b Çocuk ebeveynin ayrılmasına büyük bir reaksiyon gösteriyorsa, onun arkasından gidiyor ve eğitimci tarafından bir türlü teselli edilemiyorsa, alışma süreci çocuğun ayrılıklara vereceği tepkilere göre iki veya üç hafta sürmektedir. Dengeleme evresi Ebeveynin çocukla vedalaşması daha sık ve uzun olur. Eğitimci, çocuğun bakım ihtiyaçlarını anne gittikçe kendi karşılar Yemek yedirme, altını değiştirme gibi. Bitiş evresi Çocuk ve eğitimci arasında duygusal bir bağ gelişmiş ve güven ortamı sağlanmışsa çocuk ebeveynin gruptan ayrılmasına aşırı reaksiyon göstermiyorsa veya gösterse bile eğitimci tarafından çabucak teselli edilebiliyorsa süreç sonlandırılır. Ebeveynin kreşte kalmasına artık gerek duyulmamaktadır. Fakat ebeveyne her hangi bir durumda erişimin kolay olması gerekmektedir Laewen ve diğerleri, 2003. FACEBOOK GOOGLE+
Çocuğun sürekli senin yanında kalamaz değil mi? Kendi yaşıtlarıyla eğlenmeli, sosyalleşmeli, yeteneklerini, ilgi alanlarını keşfetmeli, okul öncesi eğitimini en iyi şekilde tamamlamalı. Bunun için de tabii ki anaokuluna gitmeli. Peki, anaokulu yaşı kaç olmalı? Çocuğunun kreşe başlamaya hazır olduğunu nasıl anlarsın? Kreşe başlama yaşı ve diğer sorularımızla araştırmamızı Uzman Psikolg Çağla Tuğba Dortluoğlu'ndan aldığımız cevaplarla tamamladık. Hadi oku! Anaokulu başlama yaşı kaç olmalı? Biliyorsun ki her çocuğun bedensel ve ruhsal gelişimine göre kreşe başlama yaşı değişebilir. Eğer çocuğunun gelişim yönünden uygun olduğunu düşünüyorsan 2 yaşından itibaren onu anaokuluna gönderebilirsin. Çocuklar kaç yaşında kreşe başlamalı sorusuna uzmanlar, 2 ve 3 yaşları arası şeklinde yanıt veriyorlar. Bu yaştaki çocuklar için okul öncesi etkinlikler ve eğitim yöntemleri çok daha etkili oluyor. 2 yaşında kreş uygun mu? 2 yaşındaki çocuğunu kreşe gönderebilirsin ancak dikkat etmen gereken bir konu var 2 yaş, kreş için uygun bir yaş olmayabilir. Çünkü çocuğun uzun süreli ayrılığa henüz hazır değil. Bu yüzden günün belirli saatleri oyun gruplarına katılarak kreş eğitimine başlaması iyi olur. Daha sonra kademeli olarak bu süreyi arttırırsın. Ayrıca anaokulunu ilk günlerinde çocuğuna eşlik etmen onu rahatlatır. Çocuğun da alışma sürecini sorunsuz geçirmiş olur. “Hamilelikten 3 Yaşa Kadar Bebeğimi Büyütüyorum” kitabında tam gün olmadığı sürece bebeğini 2 yaşından itibaren kreşe gönderebileceğin söyleniyor. Ancak Uzman Klinik Psikolog İpek Gökozan’a göre 2 yaş kreş için erken. Çünkü 0-3 yaş arası, bebeklerin beyin gelişiminin en hızlı yaşandığı, annelerine ihtiyaçlarının çok fazla olduğu bir dönem. Aşağıdaki videodan Psikolog İpek Gökozan’a kulak verebilirsin. Belirtelim, her çocuğun kreşe başlama yaşı kendi fiziksel ve zihinsel gelişim sürecine göre değişiklik gösterebilir. Bu yüzden bebeğinin anaokulu yaşı için en uygun bilgiyi uzmanlardan alabilirsin. 3 yaş kreş psikolojisi nasıldır? 3 yaş; sosyalleşme ihtiyacının arttığı, insan ilişkilerinin geliştiği, anneden ayrılırken sorunların azaldığı bir yaş. Bu nedenle bebeğini tam gün anaokuluna bırakmaya başlayabilirsin. Ancak belirtelim, eğer çocuğunu daha önce kreşe göndermediysen tam gün değil; belirli saat aralığında kreşe gitmesini tercih etmelisin. Bu noktada aklında olmasını istediğimiz bir konu daha var, o da 3 yaş sendromu. 3 yaşındaki çocuklarda inatçılık, bağımsızlık isteği, utanma duygusunun olmaması ya da yeni yeni kazanılmaya başlaması, artan bedensel hareketlilik ve sürekli ilerleyen dil becerileri görülür. Bu özellikler kreş ortamına ayak uydurmada çocuğun için zorluk yaratır. Kreş ortamının kuralcı yapısı çocuğunu rahatsız edebilir. Bu da öfke krizine neden olur. Çocuğunun bu dönemde yaşadığı sorunlara ilgili detaylı bilgiye ulaşmak için Üç Yaş Sendromu yazımızı okuyabilirsin. Çocuğun anaokuluna hazır olduğu nasıl anlaşılır? Çocukların anaokulu başlama yaşı önemli bir kriter ama tek dikkat etmen gereken bu değil. Her çocuk farklıdır. Çocuğunun psikolojik olarak da anaokuluna başlamaya hazır olduğundan emin olmalısın. Peki, bunu nasıl yapacaksın? Çocuğunu gözlemleyerek bunu anlayabilirsin. Mesela ona parka götürdüğünde bir bak bakalım çevresindeki yaşıtlarla sosyalleşme, paylaşma isteği oluyor mu? Eğer böyle bir davranış sergiliyorsa anaokulu yaşı olabilir. Yine de emin olamıyorsan bir uzmana danışmanda fayda var. Çalışma hayatının içindeysen, vaktini ve enerjini çocuğuna verimli olacak şekilde harcayamadığını düşünüyorsan okul öncesi eğitimini aksatmaması için çocuğunu 3 yaşından önce de anaokuluna vermeyi düşünebilirsin. "Anaokulu gerekli mi, gitmezse ne olur?" diyorsan Anaokulunun çocuğa faydaları nelerdir? Anaokuluna alışma ne kadar sürer? Kreşe alışma süresi her çocuk için değişir. Ortalama 10 gün içinde çocuğunun kreşe alışmasını bekleyebilirsin. Ancak bu süre uzarsa çocuğunun bağlanma problemi olabilir. Böyle bir durumda pedagogla görüşmen iyi olur. Anaokuluna gitmek istemeyen çocuğa nasıl davranılır? Genellikle 3 yaşın altındaki çocukların anaokuluna uyum süreci daha zorlu olur. Çocuğunu yaşını doldurduğu halde anaokuluna gitmekten korkuyorsa Çocuklarda Anaokuluna Uyum Sürecini Kolaylaştırmanın Yolları yazımızı okuyabilirsin.
Çocuğun kreşe başlaması için uygun zaman nedir? Bu süreç nasıl kolaylaştırılır? Uzman Klinik Psikolog İpek Gökozan yanıtlıyor! Çocuklar için kreşe başlamanın ideal bir yaşı var mı? Ne zaman daha uygun? Aslında burada ideal bir yaşa bakmaktansa gelişim akışına bakmak daha doğru. Her 3 ya da 4 yaş çocuğu birbiriyle aynı tempoda gelişmiyor. Bazı çocukların birtakım becerileri daha ileride olurken bazılarınınki daha geride oluyor. Ama kabaca 3 yaş, kreşe başlamak için doğru ve ideal bir zamandır. Çocuğun gelişimi her ne kadar yaşıtlarıyla orantılı gitse de burada annenin en çok kafasına takılan şey, “Kreşe ne kadar süreyle göndermeliyim?” sorusu oluyor. “Tam gün mü göndermeliyim, yarım gün mü?” kararsızlığı yaşanıyor. İlk etapta tam günden ziyade daha kısa süreleri, yarım günleri veya 3 saatleri tercih edebiliriz. Ancak bazı durumlarda anne için uygun olan, çocuğu kreşe tam gün bırakmak oluyor. Bu tip dönemlerde önerilerimiz, çocuğun alışma sürecini kolaylaştırmak için annenin de onunla birlikte gitmesi yönünde. Çocuğun orada rahat ettiğinden, ortama alıştığından, öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi iletişim kurduğundan emin olduktan sonra kreşte tam gün bırakmakta da pek bir sakınca yok. Unutmamak gerekir ki her zaman için emin ve küçük adımlarla ilerlemek daha iyi. Çocuğu kısa dönemlerle başlatıp yaşı ilerledikçe ve alışma süresi arttıkça bu zaman aralığını uzatabiliriz. Normal gelişim gösteren bir çocuk için 3 yaşından önce veya sonra kreşe başlamak sakıncalı mı? 0-3 yaş aralığı bebek için çok kritik bir dönem. Beynin %85’i 0-3 yaş aralığında gelişiyor. Bu dönem bağlanma süreci açısından bir çocuğun, annesiyle veya anne yoksa kendisine bakan yetişkin figürüyle vakit geçirmesi için çok önemli. Sevgi bağı kurulması, ilişkilerin daha sağlam temellerle atılması çok mühim. Çünkü bebek, 0-3 yaş döneminde anneyle nasıl iletişime geçiyorsa ilerleyen hayatında yetişkinlerle, arkadaşlarıyla ve özel hayatıyla ilgili olan ilişkilerinde de benzer bir iletişim kuruyor. Bu nedenle 2 yaşta başlatılırsa anneden kopuyor, endişesi artıyor ve duygusal sorunlara daha meyilli oluyor. Kreşe başlama yaşınınn daha geç olmasının da şöyle bir sıkıntısı var. 3 yaştan sonra sembolik oyun süreci başlıyor ve karşılıklı iletişim ile sosyalleşme becerisi burada çok büyük rol oynuyor. 4 veya 5 yaşa kadar evde bekletilen ve etrafında hiçbir arkadaşı olmayan çocuk, daha sonra okula ayak uydurmakta ve kuralları takip etmekte çok zorlanıyor. Sosyalleşemiyor ve hatta dil becerisinde ciddi gerilikler oluyor. Bu nedenle ne çok erken ne çok geç, doğru zamanda başlamak çok önemli. Kreş için doğru zamanın ne olduğuna dair kafanız karışıyorsa hem kendi çocuk doktorunuzdan hem de bir uzmandan bu konu için destek alabilirsiniz. Genel gelişim kontrolleri ve fiziksel muayeneler yaptırdıktan sonra ideal vakti belirlemeniz mümkün. Profesyonel çocuk bakımı hizmeti sunan firmaları ve gündüz bakımevlerini incele, fiyat teklifi al!
Kreşte ilk gün hem çocuklar için hem de ebeveynler için oldukça önemlidir. Kreşe/anaokuluna başlayan çocukların büyük bir çoğunluğu uyum sürecini sağlıklı bir şekilde atlatsa da bazı çocuklar için kreşe/anaokuluna gitmek sürekli bir kaygıya yol açmaktadır. Kreşe/anaokuluna uyum sağlamada sorun yaşamayan çocuklar; akranları ile birlikte olma, işbirlikçi katılım, grup etkinliklerinde yer alma gibi birçok kazanım elde edebilmekte, yaşıtları ve öğretmenleri ile güvene dayalı ve yakın ilişkiler Başlarken...Kreşe Başlarken Neler Yapabilirim?Okula Uyum SüreciEbeveynler Nasıl Davranmalıdır? Kreşe Başlarken... Okul öncesi eğitim kurumları Kreş, anaokulu ya da anasınıfı çocukların gelişimlerini destekleyen, çocukları ilkokula hazırlayan, kendini ifade eden bireyler olmalarını, yaratıcı yönlerini ve becerilerini destekleyen, sosyalleşmelerine fırsat veren ve ailelere ise erken çocukluk eğitimi konusunda destek olan eğitim kurumlarıdır. Çocukların okul öncesi eğitime zamanında başlaması, gelişim süreçlerinde ve büyüme dönemlerinde önemli katkılar sağlar ve bir yandan da“okula uyum”sürecini de beraberinde getirmektedir. Bu süreç çocukların ve ebeveynlerin bazı zorlukla karşılaştığı ve bunun üstesinden gelmeye çalıştıkları bir geçiş evresidir. Çocukların ilk kez evden ayrıldıkları bu dönemin, çocuk, ebeveyn ve eğitimci için ayrı bir önemi vardır. Okul öncesi eğitimin başladığı dönemde anne ve babasıyla kurdukları yoğun ilişki büyük ölçüde devam ettiği için çocuklar, kendilerini güvende hissettikleri aile ortamından çıkıp hiç tanımadıkları okul ortamına girdiklerinde bazı uyum sorunları yaşayabilmektedir. Kreşe/anaokulunabaşlayan çocukların büyük bir çoğunluğu uyum sürecini sağlıklı bir şekilde atlatsa da bazı çocuklar için kreşe/anaokuluna gitmek sürekli bir kaygıya yol açmaktadır. Kreşe/anaokuluna uyum sağlamada sorun yaşamayan çocuklar; akranları ile birlikte olma, işbirlikçi katılım, grup etkinliklerinde yer alma gibi birçok kazanım elde edebilmekte, yaşıtları ve öğretmenleri ile güvene dayalı ve yakın ilişkiler kurmaktadırlar. Bu nedenle okul öncesi dönemde çocuğun, uyum sürecini sağlıklı atlatabilmesi oldukça önem arz etmektedir ve çocuk, bu süreçte ebeveynleri ve öğretmeni başta olmak üzere yetişkinlerin desteğine ihtiyaç duyar. Kreşe Başlarken Neler Yapabilirim? Kreşe/anaokuluna geçişler, çocuk için önemlidir. Bu geçiş süreçlerinde aile ve kurumun iş birliği yapması ve karşılıklı beklentilerin konuşulması, geçiş sürecinin sağlıklı bir şekilde üstesinden gelinebilmesi için önemlidir. Kurum seçerken birçok kurum ziyaret edilebilir. Kurum görüşmeleri çocuk olmadan yapılmalıdır. Aksi halde ziyaretlerde karşılaşacağınız herhangi bir olumsuz durum çocuğunuzu etkileyebilir ya da sizin beklentilerinize göre uygun olmayan bir kurum, sırf büyük bir parkı olduğu ve çocuğunuz o parkı çok sevdiği için çocuğun size o okula gitme konusunda ısrar etmesine sebep olabilir. Çocuğun aileden ayrılması sancılı bir süreçtir. Fakat çocuk aynı zamanda birçok kişi ile güvenli ve duygusal bir bağ kurabilecek şekilde dünyaya gelmiştir ve gelişimsel olarak buna ihtiyacı vardır. Kreşe/anaokuluna başlamadan önce çocukların akranları ile vakit geçirmeleri önemlidir. Okul öncesi eğitim sürecinden önce oyun grupları, parklar, oyun evleri gibi mekanlarda çocuklar ailelerinden kısa süreli ayrılarak arkadaşlarıyla vakit geçirmeleri hem sosyalleşmeleri hem de güvenli ve konforlu bir alanda bağımsızlaşma deneyimi yaşamaları açısından faydalı olacaktır. Aileler çocuğun alışma sürecinde olumsuzlukla karşılaşmamaları için eğitim kurumuyla işbirliği içinde plan ve program yapmalıdır. Söz konusu planlar çocuğun ve ailenin ihtiyaçları gözetilerek yapılmalıdır. Okula uyum sürecinde çalışan ebeveynlerin çalışma koşullarını uyum sürecinde çocuklarını desteklemek üzere esnetmeleri gerekebilir. Aileler çocuğunun kreşe başladığını ve uyum sürecinde olduğunu çalıştıkları kuruma bildirmelidir. Çünkü çocuk okula bırakıldıktan sonra kurum herhangi bir ihtiyaç halinde ebeveynler ile iletişime geçebilir ve ebeveynlerin tekrar okula dönmeleri gerekebilir. Okula uyum sürecinin bir boyutu ise çocuğun zihninde “okulda olma” fikrine alıştırılmasıdır. Çocuğunuz kreş kavramını daha önce hiç duymamış olabilir. Gideceği kreş çocuğa görsel materyaller kullanılarak anlatılmalıdır. Kreş kavramı çocukta anne ve babadan ayrılma, eve gelmeme ya da evden uzaklaşma gibi anlatılmamalıdır. Çocuğun arkadaşlarıyla birlikte vakit geçireceği, oyunlar oynayıp etkinlikler yapacağı, yeni bilgiler öğreneceği yer olarak bahsedilmelidir. “Kreşte/anaokulunda çok eğleneceksin, sürekli oyunlar oynayacaksın, hep bahçeye çıkacaksınız, her gün resim yapacaksınız.” gibi ifadeler çocuğun kuruma ilişkin gerçekçi olmayan bir beklentiye girmesine neden olabilir. Gündelik hayatta yetişkinlerin yaşadığı gibi çocuklar da okulda pek çok farklı duygu ve deneyimle karşılaşabilirler ve doğaldır. Bu tür ifadeler duyan çocuğun “Sürekli eğlence ya da mutluluk” beklentisi karşılanmadığında okula uyum süreci olumsuz etkilenebilir. Okula Uyum Süreci Okula uyum sürecinde yalnızca çocuk güvenli ve konforlu aile ortamından ayrılmaz. Okula uyum süreci aynı zamanda ebeveynler için de zorlayıcı olabilir. Ebeveynler bu süreçte kaygı ve korku yaşayabilirler. Çocuğun ebeveynlerinden ayrılması kadar ebeveynlerinden çocuktan ayrılması kaygılı olabilir. Ebeveynler buradaki kaygılarını çocuğa yansıtmamalıdır. Ebeveynler duygularını çocukla paylaşmalıdır. Örneğin çocuğunuzu özlediğinizi, gün içinde onu düşündüğünüzü ifade edebilirsiniz. Akıllarındaki tüm soru işaretlerini öğretmene ya da kurum yetkilisine çocuk olmadığı bir anda sormalı ve cevap alabilmelidir. Çocuğun kreş hakkında sorduğu her soru dürüstçe ve yeterli şekilde somut olarak cevaplandırılmalıdır. Çocuğu, öğretmeni ile ailesi tanıştırmalıdır. Kreşin ilk günü aile bireyleri, çocuk ve öğretmen birlikte oyun oynamalı ve vakit geçirmelidir. Öğretmen çocuğu, aile bireyleri varken okulu gezdirmeli ve tanıtmalıdır. Böylece, çocuğun kreşe başladıktan sonraki öğretmeni ile güvenli bir bağ kurması ve çevreye kolayca uyum sağlaması kolaylaşacaktır. Çocuğun kreşte kalma süreci kademeli olarak arttırılmalıdır. İlk günlerde kreşte kaldığı süre sınırlı olup annesinin ya da babasının ulaşabileceği bir yerde bulunması gerekmektedir. Örneğin ilk gün anneyle birlikte kreşte bir saat kalıp diğer gün 2 saat kalması ve bu sırada annenin çocuğu sınıf ortamının dışında beklemesi gibi. Kreşin ilk günü evden çıkarken okulun istediği tüm eşyalar götürülmemeli. Kreşte istenilen yedek giysi, çarşaf, yastık, battaniye, nevresim gibi eşyalar çocuğun düşüncesinde evden ayrılış / taşınma olarak düşünülebilir. İlk gün evden çıkarken çocuğun en sevdiği oyuncağı, aile fotoğrafı, sizi hatırlatacak herhangi bir nesne ya da en sevdiği eşyası çantasına konularak evden çıkılmalıdır. Kreş tarafından istenilen eşyalar daha sonra okula bırakılmalıdır. Ebeveynler Nasıl Davranmalıdır? Çocuk kreşe teslim edilirken ebeveynler kararlı olmalıdır. Kreşten ayrılış süreci uzatılmamalıdır. Çocuğunuza kararlı bir dille gitmeniz gerektiği anlatıp mutlaka geri gelip alacağınızı çocuğunuza söylemelisiniz. Okuldan alacağınız saati somut olarak nitelendirmeniz faydalı olacaktır. Örneğin, hava kararınca ya da çocuğunuzu alacağınız saat beş ise beşin üzerinesticker yapıştırılıp küçük olan çubuk akrep stickerın üstüne geldiğinde alacağım denilebilir. Kreşten ayrılırken çocuğa güzel dilekler söylenmelidir. Çocuğunuzun ayrılış sürecini kolaylaştırmak için sınıf penceresinden el sallama gibi ritüeller gerçekleştirilebilir. Çocuğunuz sizden ayrılırken bitmeyen bir ağlama nöbetleri gerçekleşebilir. Çocuğunuzu anlamaya çalışın. Çocuğunuza sarılarak yanında olduğunuzu hissettirip sakinleştirmeye çalışın. Daha sonra kaygılandığı konu hakkında açıklamalarınızı yapıp çocuğunuzun kaygısını hafifletmeye çalışın. Ağlama nöbetleri her gün devam ediyorsa sebepleri araştırılmalı, çocuğun okula hazır olması, gelişim düzeyi ya da anne baba tutumları değerlendirilmelidir. Kreşe başlayacağı zaman ile çocuğun hayatındaki önemli yaşam olayları çakışmamalıdır. Örneğin yeni bir kardeşin doğumu, boşanma, yas, emzik bırakma, memeden kesme, tuvalet alışkanlığı edinme gibi olayların ardından kreşe başlama çocuğun okula uyum sağlamasını zorlaştırabilir. Çocuğunuzu okulda alacağınız zamanı geciktirmemeli veya çocuğun okuldan ayrılan son çocuk olmamasına özen göstermelisiniz. Uyum haftasında tüm arkadaşları eve giderken uzun süre bekleyen çocuk ailesinin gelmeyeceğini düşünerek kaygılanabilir. Çocuğunuzu okuldan aldıktan sonra “Kreşini sevdin mi? Yarın da gelelim mi?” gibi sorular yönlendirici olduğu için sorulmamalı; ancak mutlaka gününün nasıl geçtiği yargısızca sorulmalıdır. Yeni bir ortama uyum sağlaması zaman alacağından “Hayır sevmedim, gelmeyelim.” deme olasılığı çok yüksektir. Çocuğunuzla günü değerlendirin. “Bugün seni en çok güldüren şey neydi? Bugün hangi oyunları oynadın?” gibi sorular sorabilirsiniz. Unutmayın ki, her çocuk, her aile biricik ve özeldir. Herkesin kreşe uyum süreci, kreşe başlama nedenleri farklıdır. Çocuğunuzu kreşe göndermeniz sizin kötü anne/baba olduğunuz ya da çocuğunuza bakamadığınız anlamına gelmez. Tam tersine çocuğunuzun yalnızca ev ortamında karşılanmayacak pek çok gelişimsel ihtiyacını karşılamak üzere bir adım attığınızı gösterir. Çocuğunuzun gelişiminde akranlarının ve okul öncesi eğitimin önemi çok büyüktür. Çocuk Gelişim Uzmanı Sebahattin Doğru Lokman Hekim Akay Hastanesi Çocuk Gelişimi polikliniğimizden randevu almak için aşağıdaki formu doldurmanız yeterli olacaktır.
2 yaş çocuğun kreşe alışma süreci