Türkçeve temel matematik bölümlerinde 40, sosyal bilimler ve fen bilimleri bölümlerinde 20 soru olmak üzere toplamda 120 soru sorulmaktadır. Sınav süresi, tek oturumda 165 dakikadan oluşmaktadır. Böylece adaylar soruları yanıtlarken soru başına ortalama 82,5 saniye (1,375 dakika) süreye sahip olacaklardır. SÜREKLİEĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (İDÜSEM) YABANCILAR İÇİN TÜRKÇE DİL EĞİTİMİ. 1. EĞİTİM PROGRAMININ ADI: Yabancılar İçin Türkçe Dil Eğitimi. 2. EĞİTİM PROGRAMININ AMACI: İletişime girdiği kişilerin yavaş ve anlaşılır bir dil kullanması koşuluyla basit düzeyde iletişime girebilir. Kendinden PDF| Bu araştırmada, merkezi sınav ile öğretmen yapımı sınavların kapsam geçerlikleri, öğrencilerin bu sınavlardan alıkları puanların ilişkileri ve | Find, read and cite all Atatürkve Sosyal Bilimler nedir, Atatürk ve Sosyal Bilimler ne demek, Atatürk ve Sosyal Bilimler örnekleri, Atatürk ve Sosyal Bilimler Slayt Anasayfa; Soru & Cevap; AÖF Sınav Soruları İstanbul'da Güzel Sanatlar Akademisi ile Devlet Resim ve Heykel Müzesi açıldı. Avrupa'ya resim, heykel ve müzik öğrenimi için öğrenci MiniDeneme Sınavları; KTT (Konu Tarama Testleri) SBS (Seviye Belirleme Sınavları) GTT (Genel Tekrar Testleri) ile öğrencilerimizin bilgi ve bilgiyi kullanma gücü devamlı olarak kontrol edilir. Branş derslerinde (Türkçe, Matematik, Fen Bilgisi ve İnkılap Tarihi)sınava yaklaş öğretmen ile çapraz öğrenme süreci desteklenir. 1RDj9af. Atatürk Öğretmen Akademisi giriş sınavı 7 Temmuz Cumartesi günü yapılıyor. Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’ndan verilen bilgiye göre, sınav Atatürk Öğretmen Akademisi Binası’nda saatleri arasında gerçekleştirilecek. Sınav için dün başlayan başvurular Atatürk Öğretmen Akademisi Binası’nda 4 Temmuz’a kadar devam edecek. Bu yıl Sınıf Öğretmenliği Programına 20, Okul Öncesi Öğretmenliği Programına 15 öğrenci alınacak. Sınava başvuracak adaylarda şu nitelikler aranacak “KKTC vatandaşı olmak. Lise veya dengi bir okuldan mezun olmak. Disiplinsizlik, devamsızlık ve başarısızlık sebeplerinden biriyle Atatürk Öğretmen Akademisi’nden AÖA veya Atatürk Öğretmen Koleji’nden ilişiği kesilmemiş olmak. Yüz kızartıcı bir suçtan dolayı hüküm giymemiş olmak kesin kayıt hakkı kazanan adaylardan Karakter Belgesi istenecek. Sağlık yönünden öğretmen olmaya elverişli olmak Kesin kayıt hakkı kazanan adaylardan Sağlık Kurul Raporu istenecek. Yazılı sınav tarihine göre 24 yaşından büyük olmamak 25 yaşından gün almış olanlar kabul edilmez.” Sınav Başvurusu için ise şu belgeler gerekiyor “KKTC Kimlik belgesi ve fotokopisi Kayıt esnasında aslı görülecektir. İki adet vesikalık fotoğraf. Aday Kayıt ücreti olan 150,00 TL’nin, Kıbrıs Türk Öğretmenler Kooperatifi Ltd.’ Lefkoşa, Gazimağusa, Girne ve Güzelyurt şubelerindeki AÖA hesabına yatırıldığına ilişkin dekont. Aday Kayıt ücreti, 18 Haziran – 04 Temmuz 2018 tarihleri arasında her iki tarih de dahil yatırılabilir. Lise veya dengi okuldan alınan diploma aslı, bir fotokopisi veya öğretim belgesi. Diploması KKTC dışındaki bir ülkeden olması durumunda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilecek denklik belgesinin aslı veya onaylı fotokopisi. Aday Başvuru Formu Başvuru sırasında temin edilecektir.” Atatürk Öğretmen Akademisi Yazılı Giriş Sınavı yürürlükteki lise müfredatı kapsamında her biri 25 sorudan oluşan 5 alt testten oluşacak. Türkçe, Sosyal Bilimler, Matematik, Fen Bilimleri ve İngilizce Her alt testten en az 5 net doğruya ulaşmak zorunlu olacak, ayrıca 4 dört yanlış 1 bir doğruyu götürecek. Yazılı Giriş Sınavı tek oturumda gerçekleştirilecek ve süresi 150 dakika olacak. Yazılı Giriş Sınav sonuçlarına bağlı olarak Sınıf Öğretmenliği Programı ve Okul Öncesi Öğretmenliği Programları için toplam kontenjan sayısı kadar aday mülakat hakkı kazanacak. Ancak, mülakat hakkı kazanan en son sıradaki adaylar ile aynı puanı alan aday/adaylar tercihleri de dikkate alınarak mülakata çağrılacak. Atatürk Öğretmen Akademisi Yazılı Giriş Sınavı bilgisayarla değerlendirildikten sonra sonuçlar ilan edilecek. Yazılı Giriş Sınavı sonrası mülakata çağrılacak adayların mülakatları Atatürk Öğretmen Akademisi’nde 10 - 11 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek. Öte yandan yazılı giriş sınavı ve mülakat sonrasında başarılı olan adayların kesin kayıtları Atatürk Öğretmen Akademisi’nde 25-27 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek. Kesin kayıt hakkı kazananlardan istenen belgeler adresinden temin edilebilecek. Ayrıntılar VATAN'da Atatürk Öğretmen Akademisi Giriş Sınavı Cumartesi YapılacakAtatürk Öğretmen Akademisi’ne AÖA yeni eğitim yılında alınacak 50 öğrencinin belirleneceği giriş sınavı, 29 Ağustos Cumartesi, 352 adayın katılımıyla yapılan yazılı açıklamaya göre, Atatürk Öğretmen Akademisi, Türk Maarif Koleji ve Şht. Hüseyin Ruso Ortaokulu’nda saat başlayacak giriş sınavıyla, Sınıf Öğretmenliği Programına 30 ve Okul Öncesi Öğretmenliği Programına 20 öğrenci sonuçları Atatürk Öğretmen Akademisi Ölçme Değerlendirme Birimi tarafından değerlendirilip aynı gün sınavda başarılı olanlar, 1-2-3 Eylül tarihlerinde Akademide mülakata alınacak ve okula kesin kayıt hakkı kazananlar mülakat sonrasında SINAVLARLA BAŞVURANLARIN MÜLAKATI 7 EYLÜL’DEUluslararası sınavlarla başvuru yapan adaylar ise 7 Eylül Pazartesi günü mülakata alınacak ve sonuçları da 11 Eylül Cuma günü İÇERİĞİAtatürk Öğretmen Akademisi’nin 29 Ağustos Cumartesi günü yapılacak sınavı, yürürlükteki lise müfredatı kapsamında her biri 25 sorudan oluşan Türkçe, Sosyal Bilimler, Matematik, Fen Bilimleri ve İngilizce olmak üzere 5 alt testten giriş sınavında, 4 yanlış 1 doğruyu götürecek. Tek oturumlu sınavın süresi 150 dakika yazılı giriş sınav sonuçlarına göre Sınıf Öğretmenliği Programı ve Okul Öncesi Öğretmenliği Programı için toplam kontenjan sayısı kadar aday mülakat hakkı kazanacak. Ancak, mülakat hakkı kazanan en son sıradaki adaylar ile aynı puanı alan tüm adaylar mülakata UYULMASI GEREKEN KURALLARSınavda uyulması gereken kurallar ise şöyle açıklandı“Kimlik kontrolleri ve salona yerleştirme işlemlerinin zamanında yapılabilmesi için adayların sınavın başlamasından bir saat önce sınava girecekleri merkezlerde kimlik kartları ve sınava giriş belgeleri ile hazır bulunmaları oturacakları yerleri saptamak, gerekirse sınav sırasında bir adayın yerini değiştirmek yetkisi, salon başkanına aittir. Salona önceden gönderilmiş olan Aday Yoklama Listesi ile adayların tek tek yoklaması yapılacak ve Salon Başkanı sınavda uyulacak kuralları adaylara hatırlatarak test için kullanılacak cevap kâğıtlarını dağıtacak. Cevap kâğıtlarındaki gerekli yerler adaylarca doldurulduktan sonra, soru kitapçıkları dağıtılarak sınav kitapçıkları dağıtıldıktan sonra gelen adaylar, sınava alınmayacak. Cevaplama işlemini erken tamamlamış olsalar bile, adaylar sınavın ilk 30 dakikası ve son 15 dakikası içinde sınav salonundan dışarı çıkarılmayacak. Ayrıca sınav süresince adayların tuvalet vb. ihtiyaçlarını gidermek için sınav salonundan çıkmaları kesinlikle salonundan her ne sebeple olursa olsun dışarı çıkan bir aday tekrar sınav salonuna sınava, çağrı cihazı, cep telefonu, telsiz, radyo vb. haberleşme araçlarıyla, cep bilgisayarı, saat fonksiyonu dışında fonksiyonu bulunan saat vb. her türlü bilgisayar özelliği bulunan cihazlarla, silah vb. teçhizatla girmeleri ve sınav süresince adayların, birbirleriyle konuşmaları, kopya çekmeleri veya çekilmesine yardımcı olmaları, salondaki görevlilere soru sormaları, birbirlerinden kalem, silgi vb. şeyler alıp vermeleri, sınav salonunda sigara, pipo, puro vb. içmeleri, sözlük, sözlük görevi yapan yardımcı araçlar kullanmaları, bir şeyler yiyip içmeleri, sınav düzenini bozacak davranışlarda bulunmaları sınav kurallarına TAKILACAKBu yıl AÖA giriş sınavında, koronavirüs önlemleri kapsamında, sınav görevlileri ve adaylar sınavın yapılacağı yere girişten itibaren maske takmalı, sınav salonunda ve sınav süresince maske takmaya devam etmelidir. İsteyen adaylar kendi maskeleriyle de sınava girebilirler. Sınav yeri ve salonlarının girişlerinde el antiseptiği bulunacak. Öğrenciler, yerlerine oturduklarında aralarında en az bir metre mesafe sağlanacak. Ateş, öksürük, burun akıntısı ve solunum sıkıntısı olan, COVID-19 olan veya son 14 gün içerisinde COVID-19 vakası ile teması olan veya yurtdışından dönüş yapan adaylar sınav girişinde görevlilere bilgi girecek adayların yakınları sınav binasına ve bahçesine alınmayacak.”TAK Açıköğretim Fakültesi denince hemen hemen herkesin aklına sadece Anadolu Üniversitesi gelir. Ancak 2010 yılında Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi bünyesinde 7 lisans, 4 lisans tamamlama ve 27 ön lisans bölümü bulundurmaktadır. Bu bölümler sırasıyla; Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Lisans Bölümler; Halkla İlişkiler ve Tanıtım İşletme Kamu Yönetimi Reklamcılık Sağlık Yönetimi Sosyal Hizmetler Sosyoloji Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Ön Lisans Bölümler; Acil Durum ve Afet Yönetimi Adalet Bankacılık ve Sigortacılık Bilgi Yönetimi Bilgisayar Programcılığı Bilgi Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı Çağrı Merkezi Hizmetleri Çocuk Gelişimi Dış Ticaret Emlak ve Emlak Yönetimi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Halkla İlişkiler ve Tanıtım Havacılık Yönetimi İlahiyat İş Sağlığı ve Güvenliği İşletme Yönetimi Laborant ve Veteriner Sağlık Lojistik Özel Güvenlik ve Koruma Radyo ve Televizyon Programcılığı Reklamcılık Sağlık Kurumları İşletmeciliği Sosyal Hizmetler Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik Turizm ve Seyahat Hizmetleri Yeni Medya ve Gazetecilik Yerel Yönetimler Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Lisans Tamamlama Bölümleri; İş Sağlığı ve Güvenliği Sağlık Yönetimi Sosyal Hizmetler Acil Yardım ve Afet Yönetimi Şeklinde olup, her bölümün alan ve ortak dersleri bulunmaktadır. Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi sınavlarına ilişkin her türlü detaylı bilgi her yıl ve her dönem Atatürk Üniversitesi’nin kendi resmi web sayfasında yayınlanmaktadır. Öğrenciler sınav dönemlerinde de daha çok önceki yıllara ait Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi çıkmış soruları çeşitli sitelerden temin ederek bu sorulara çalışır ve bilgilerini pekiştirerek sınavlarında daha yüksek not almayı hedefler. Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi çıkmış sorular, sipariş sayfamızdan temin edelebilir. Kapıda Ödeme, Kredi kartı veya banka havalesi yöntemlerinden size uygun olanı seçip siparişinizi verip istediğiniz yıllara ait ATA AÖF çıkmış soruları temin edebilirsiniz. Üstelik fiyatı da oldukça uygun. Hatta bu sitede sadece Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi çıkmış sorular değil, aynı zamanda derslerin konu özetlerini ve ders kitaplarını da temin edebilirsiniz. Örneğin; Herhangi bir bölümün vize, final, bütünleme ve mezuniyet sınavlarına ilişkin son 5 yılın çıkmış sorularına ihtiyacınız var. Burada sınav başına 5 yıllık çıkmış soruların fiyatı 2,00 TL olarak fiyatlandırılmış olup, vize, final, bütünleme ve mezuniyet yani tüm sınavlara ait ATA AÖF çıkmış soruları istediğiniz takdirde kargo ücreti ile birlikte ödeyeceğiniz toplam ücret 18,00 TL olarak hesaplanmış olacaktır. Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nde ayrıca ikinci üniversite okumak isteyenler içinde hiçbir sınava girmeksizin kayıt hakkı bulunmaktadır. Kayıt yaptırmak için de ister bir üniversitede kaydınız bulunsun, ister herhangi bir üniversiteden mezun olun bu durum kayıt yaptırmanıza engel teşkil etmemektedir. Ancak Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nde herhangi bir bölümde kaydın bulunmaması gerekiyor. Aynı anda iki AÖF bölümüne izin verilmiyor ne yazık ki. Kayıt için de Sadece diploma veya öğrenci belgesi ile başvurabiliyorsunuz. İkinci üniversitede hangi bölümleri tercih edebilirim? Diye soranlara da cevabımız; Yukarıda saydığımız tüm bölümler için kayıt yaptırabilirsiniz olacaktır. Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi, çalışmak zorunda olan, çeşitli nedenlerle örgün eğitim alamayacak olan veya hayatı bir okul gibi görüp öğrenci hayatı yaşamaktan zevk alan tüm bireyler için çok geniş çaplı eğitim olanakları sunuyor. Üniversitenin kendi resmi web sayfası olan ziyaret etmenizi öneriyoruz… Bu Yazıya Tepkin Ne Oldu ? Atatürk’ün Öğrenim hayatı Yüce Atatürk’ün öğrenim hayatını dört ana bölümde incelemek lazım gelir ki bunlar Selanik, Manastır, Kara Harp okulu ve Harp Akademisi öğrenimleridir. Atatürk’ün Selanik’teki Öğrenimi Mustafa Kemal, annesinin ısrarı sonucu önce Mahalle Mektebine başlamış, kısa bir süre sonra da Şemsi Efendi’nin yeni metotlarla eğitim öğretim yaptığı özel okula devam etmiştir. Ali Rıza Efendi’nin vefatı 23 Mayıs 1886 sonrası, Zübeyde Hanım’ın çocukları ile birlikte kardeşinin Lankaza’daki çiftliğine gidişi, Mustafa’nın öğrenim hayatına bir ara vermesine neden olmuştur. Altı ay kadar süren çiftlik yaşamından sonra Selanik’e gelen Mustafa, Mülkiye Rüştiyesine ortaokulu başlamıştır. Burada, matematik öğretmeni Hüseyin Efendi’nin, sınıftaki bir olay nedeniyle Mustafa’yı dövmesi üzerine, Mustafa büyük annesi Ayşe Hanım tarafından okuldan alınmıştır. Çocukluğundan itibaren askerliğe büyük bir ilgi duyan Mustafa, asker olmak istiyordu. Hatıralarında kendisinin anlattıklarına göre, üniformalı olarak Askerî Rüştiyeye giden komşularından Kadri Bey’in oğlu Ahmet ve sokaklarda gördüğü üniformalı subaylar onun askerlikle ilgili heveslerini kamçılamıştır. Nihayet asker olmasını istemeyen annesine haber vermeden Selanik Askerî Rüştiyesinin sınavlarına girerek başarılı olmuştur. Daha önceden dört yıl olarak eğitim yapan askerî rüştiyelerin o yıl birinci sınıflarının lâğvedilerek üç yıla indirilmesi üzerine Mustafa, Nisan 1894’te Selanik Askerî Rüştiyesinin ikinci sınıfından öğrenimine başlamıştır. Bu dönemde sivil ortaokullar çekiciliği az olan okullardı. Askerî rüştiyeler ise Türkçeye daha çok önem vermekte, yabancı dile iki yıl erken başlamaktaydılar. Fransızca, ders olarak okutulmaktaydı. Bu okullarda spor salonları da bulunmaktaydı. Sivil rüştiyeler ise bu imkânlara sahip değildi. Yine askerî rüştiyelerde öğrenciler, yetenekleri ve durumlarına göre yükselebiliyorlardı. Tüm bunların yanı sıra bu okulları bitirenler, orduya girdiklerinde, geniş Osmanlı İmparatorluğu’nun uzak köşelerindeki insanların yaşayışlarını görüp öğrenme fırsatını bulabiliyorlardı. Bu sivil okul mezunlarının kolay kolay elde edemedikleri bir başka imkândı. Selanik Askerî Rüştiyesi, Mithat Paşa Caddesi’nde, yeni ve oldukça güzel bir binaya sahip bulunan, düzenli ve disiplinli bir okuldu. Dersleri ihtisas esasına göre okutan ve çoğunluğunu subaylar teşkil eden bir öğretim ve yönetim kadrosuna sahipti. İlk gençlik çağındaki iki yüz civarında üniformalı subay adayı, tam bir disiplin içinde ortaöğrenimle birlikte ilk askerlik eğitimlerini de burada görmekte idiler. Mustafa, çok kısa sürede öğretmenlerin ve komutanlarının dikkatlerini çeken seçkin bir öğrenci olarak kendisini çevresine tanıttı. Kendi hatıralarında anlattığına göre Mustafa, Rüştiyede matematik dersine merak sarmış; bu derste sınıfın “müzakerecileri” arasına girmişti. Çok sevdiği bu dersin öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri Bey Harp Okulu 1297/1882 yılı mezunlarından, onun yetenek, yaratıcılık ve olgunluğunu teşhis ederek, ona “Kemal” adını vermiştir. Böylece, yarının ATATÜRK’ü, Mustafa Kemal olarak tarihe mal oluyordu. Mustafa Kemal, 1895 yılı sonu veya 1896 yılı Ocak ayında, on beş yaşında, Askerî Rüştiyenin kırk veya kırk üç kişilik olan son sınıfını, derslerden geçme tam notu olan 45 alarak 43 aldığı biri hariç dördüncü bitirmiştir. Manastır Askeri İdadisi Öğrenimi Mustafa Kemal, Askerî Rüştiyeyi bitirirken idadî lise eğitimine İstanbul’da Kuleli Askerî Lisesinde devam etmek istemiştir. Fakat, vatansever bir kurmay subay olan Hasan Bey, onu bu kararından vazgeçirmiştir. Hasan Bey, birçok defa Rüştiyeye mümeyyiz olarak gelen ve sınavlarda Mustafa Kemal’i tanıyıp seven bir komutanı idi. Hasan Bey, o günlerde bir münasebetle genç öğrencisine, lise eğitimine nerede devam edeceğini sormuş ve niyetinin İstanbul’a gitmek olduğunu anlayınca da şu tavsiyede bulunmuştur “Bundan vazgeçiniz oğlum. Manastır’a gidiniz, orada daha iyi yetişirsiniz.” Mustafa Kemal, Hasan Bey’in bu tavsiyesini dinleyerek Manastır Askerî İdadîsine gitmiştir. 1896 yılı Mart ayının ortalarına kadar Selanik’te tatilini geçiren Mustafa Kemal, tatil bitiminde Selanik’ten trenle Manastır’a yolcu edilmiştir. İdadîde yatılı ve daha üstün dereceli bir okulun hayat ve öğretim şartlarına kısa sürede intibak eden genç Mustafa Kemal için artık ömrünün sonuna kadar sürecek olan aile yuvası dışındaki hayat başlamıştır. Bundan sonra ev yaşantısı sadece izin ve tatillerde kısa süreli olabilecektir. Askerlik mesleğinin meşakkatli ve zorlu özelliklerinden de kaynaklanan bu durum, biraz da onun “bağımsız yaşama” karakterine uygun düşmüştür. Manastır Askerî İdadîsindeki sınıf arkadaşları arasında Üsküp, İşkodra, Yanya ve Manastır Askerî Rüştiyelerinden gelen öğrenciler bulunmaktadır. Bu ortam içinde çeşitli karakter, mizaç ve seviyede genç insanlarla tanışmak, anlaşmak ve onlara kendini kabul ettirmek hususunda Mustafa Kemal’in üstün vasıflarının burada da büyük bir rol oynadığı şüphesizdir. Manastır Askerî İdadîsinde Mustafa Kemal, matematikte çok başarılı olmuş, Fransızca da ise istediği seviyeye gelememiştir. Kendi hatıralarında bunu şöyle anlatmıştır “Askerî Rüştiyeyi ikmal ettiğim zaman, merakım epeyce ileri gitmişti. Manastır Askerî İdadîsinde riyaziye matematik pek kolay geldi. Bununla meşgul olmaya devam ettim. Fakat Fransızcada geri idim. Muallim benimle çok meşgul olmuyor, acı ihtarlarda bulunuyordu.” Burada Mustafa Kemal’i en çok etkileyen arkadaşlarından biri olan Ömer Naci, ona edebiyat ve şiir merakı aşılamıştır. Sonradan İttihat ve Terakki Partisinin hatibi olacak olan ve genç yaşta Birinci Dünya Harbi sırasında hayatını kaybeden Ömer Naci, Bursa Askerî İdadîsinden kovularak, Manastır İdadîsine yollanmıştı. Mustafa Kemal hatıralarında şunları anlatmıştır “O zamana kadar edebiyatla çok temasım yoktu. Merhum Ömer Naci, Bursa İdadîsinden kovulmuş, bizim sınıfa gelmişti. Daha o zaman şairdi. Benden okuyacak kitap istedi. Bütün kitaplarımı gösterdim. Hiçbirini beğenmedi. Bir arkadaşın, kitaplarımdan hiçbirini beğenmemesi gücüme gitti. Onun ilgilendiği konunun şiir ve edebiyat olduğuna o zaman muttali oldum. Onunla çalışmaya başladım. Şiir bana cazip göründü. Fakat kitabet hocası diye yeni gelen bir zat beni şiirle iştigalden men etti. Bu tarz iştigal seni askerlikten uzaklaştırır.’ dedi. Ne var ki güzel yazmak hevesi ben de baki kaldı.” Bu ikazı yapan Kitabet Öğretmeni Alay Emini Mehmet Asım Efendi’dir. Aynı olayı Mustafa Kemal, daha sonraları Ali Fuat Paşa’ya şöyle anlatır “Eğer kitabet hocamız imdadıma yetişmeseydi, ben de şair olup çıkacaktım. Çünkü hevesim vardı. Asım Efendi bir gün beni çağırdı Bak oğlum Mustafa dedi, şiiri filan bırak. Bu iş senin iyi asker olmana mani olur. Diğer hocalarınla da konuştum. Onlar da benim gibi düşünüyorlar. Sen Naci’ye bakma, o hayalperest bir çocuk. İleride belki iyi bir şair ve hatip olabilir fakat askerlik mesleğinde katiyen yükselemez.’ Hocamın ne kadar haklı olduğunu hadiseler ispat etti. Çok arzu ettiği hâlde Naci, Erkânıharp kurmay zabiti olamadı.” Bu ikaz ve yönlendirmenin ATATÜRK’ün hayatını ve kaderini doğrudan etkilediğine şüphe yoktur. Fakat, Ömer Naci’nin de Mustafa Kemal’in fikri alt yapısının oluşmasında diğer faktörlerle birlikte önemli bir rol oynadığı da kesindir. Nitekim, genç Mustafa Kemal’in dönemin vatan ve hürriyet şairi Namık Kemal ile Türkçü şairi Mehmet Emin Yurdakul’un şiirleri ile tanışmasında Ömer Naci’nin etkili olduğu bilinmektedir. İdadîde, Namık Kemal’i tanımak, duymak, onun gizlice elden ele dolaşan vatan şiirlerini bulmak, okumak işini Hatip Ömer Naci sağlamıştır. ATATÜRK, sonradan 14 Eylül 1931’de yaptığı bir konuşmada Mehmet Emin Yurdakul ile ilgili şunları söylemiştir “…Şair Mehmet Emin Yurdakul’un ilk kez Manastır Askerî İdadîsinde öğrenciyken okuduğum Ben bir Türk’üm, dinim, cinsim uludur.’ dizeleriyle başlayan manzumesinde bana ulusal benliğimin gururunu tattıran ilk anlatımı bulmuştum…” Tarih öğretmeni Mehmet Tevfik Bilge Bey’in de etkisiyle, Fransız İhtilali’nin temel ilkelerinden biri olan hürriyet kavramı ile de burada tanışmıştır. Topçu Kolağası Mehmet Tevfik Bey, o dönemin tarihçilik anlayışından uzak, Türk tarihini bütün genişliği ve derinliği ile kavramış ve öğrencilerine dersini sevdirerek, esaslı tarih bilinci ve kültürü veren bir öğretmendi. Ali Fuat Cebesoy’un, “Değerli ve milliyetçi bir Türk subayıydı. Türk tarihini iyi biliyor ve öğrencilerine tarih zevkini veriyordu. ATATÜRK, Türk tarihini bütün genişliği ve derinliği ile kavramış bulunan hocasından daima saygı ile söz etmiştir. Bir gün bana Tevfik Bey’e minnet borcum vardır. Bana yeni bir ufuk açtı.’ demiştir.” şeklinde tanıttığı Kolağası Mehmet Tevfik Bey 1865-1945 ATATÜRK’ün derin tarih bilgisi ve bilincinin oluşmasında önemli katkısı olmuştur. Manastır İdadîsinin ikinci sınıfına geçen Mustafa Kemal, 1897 yılının ilk günlerinde sıla iznini geçirmek üzere trenle Selanik’e dönmüştür. Mart’ın ilk günlerine kadar devam edecek izinden faydalanarak Fransızcasını kuvvetlendirmeyi düşünmüş ve 1888’de kurulmuş olan Tophane semtindeki “College Des Freres De Salle”in Frerler Okulu özel kurlarına kaydını yaptırarak dersleri düzenli olarak takip etmiştir. Birinci sınıfta kendisini ikaz eden Fransızca öğretmeninin acı ihtarlarına yeniden muhatap olmak istememiştir. Kendi hatıralarında, “iki, üç ay gizlice Frerler Mektebinin hususi sınıfına devam ettim. Böylece mektep derslerine nispetle fazla derecede Fransızca öğrendim.” demiştir. Bu özel derslerde Mustafa Kemal’in öğretmenlerinden biri Frere Rodriquez 1849-1941’dir. Öğretmeninin anlatımına göre, Mustafa Kemal gayet ciddi, zeki ve çalışkan, elinde daima kitap bulunan bir gençtir. Mustafa Kemal, subay olduktan sonra da zaman zaman kendisinden ders almaya gelmiştir. Mustafa Kemal, gerçekten İdadîden başlayarak gençlik yıllarında Fransızca öğrenmeye büyük önem vermiştir. O, “Bir kurmay subay, mutlaka yabancı dil bilmelidir, bunun aksini düşünmek büyük hatadır.” demiştir. Manastır Askerî İdadîsinde Mustafa Kemal’in ilk seneye ait öğrencilik hayatı hakkında resmî bir belgeye sahip değiliz. Fakat 1897 Aralık ayında ikinci sınıftan üçüncü sınıfa geçerken yalnız, kitabet ve Fransızcadan 45 üzerinden birer not eksiği ile 44 aldığını ve 52 mevcutlu sınıfı üçüncü olarak bitirdiğini biliyoruz. Bu seneki durumunu Mustafa Kemal sonradan şöyle anlatmıştır “İdadide iken muannidane inatla bir surette çalışıyordum. Sınıfta birinci, ikinci olmak için hepimizde şiddetli bir gayret vardı.” Bu çalışmanın ve başarılı bir askerî lise eğitiminin ardından Mustafa Kemal, Aralık 1898’in ilk yarısında son bulan sınavların sonucunda her dersten tam not 45 ve 20 alarak 54 mevcutlu üçüncü sınıfı ikinci olarak bitirip diplomasını almıştır. Aslında not defteri incelendiğinde görülmektedir ki sınıfın iki birincisi vardır. Listede birinci gösterilen Selanikli Ahmet Tevfik Efendi ile ikinci sırada yer alan Mustafa Kemal’in notları aynıdır. Her ikisi de “beher dersin tam numarası” olan 420 toplam not ile mezun olmuşlardır. Atatürk’ün Harbiye Öğrenimi 1898 yılı Aralık ayının ortalarından, 1899 yılının Mart ayı ortalarına kadar Selanik’te tatilini geçiren Mustafa Kemal, İstanbul Pangaltı’daki Harbiye Mektebinde yüksek öğrenimine devam etmek için Selanik’ten vapura binmiş ve İstanbul’a, payitahta hareket etmiştir. Birikimi ile yeni bir hayata atılacağı, kişiliği ve düşüncelerinin daha da olgunlaşacağı Harp Okuluna girişi duhulü 1 Mart 1315/13 Mart 1899, apolet numarası 1283’tür. Harbiyeli Mustafa Kemal, buradaki “1315 Duhullülere Mahsus Künye Defteri”ne “Selanik’te Koca Kasım Paşa Mahallesi Gümrük memurlarından Müteveffa Ali Rıza Efendi’nin mahdumu uzun boylu, beyaz benizli Mustafa Kemal Efendi Selanik 96” olarak, 1282 Selanikli Ahmet Tevfik Efendi 96 ile 1284 Manastırlı Recep Fahri Efendi 95 arasına kaydedilmiştir. Mustafa Kemal’in Harbiyedeki arkadaşları öncelikle Manastır İdadisinden gelenler olmuştur. Bunların arasında, Ahmet Tevfik ilk sırayı almaktadır. Çocukluk arkadaşı, Rüştiye ve İdadide de birlikte okuduğu Mustafa Nuri Conker, Lütfi Müfit Özdeş, Ali Fuat Cebesoy, Arif Ayıcı, Hayri Tırnovacık, Kâzım Karabekir, Ömer Naci, İsmail Hakkı Pars, Kâzım İnanç, Kâzım Özalp, Ali Fethi Okyar, onu takip eden arkadaşlarıydı. Bunların bazıları kendi devresi, bazıları da kendisinden önce veya sonraki devrenin öğrencileri idi. Mustafa Kemal Harbiyede öğretime başladığı sırada, okul komutanı 24 yıl 1884-1908 bu kutsal yuvaya komutanlık yapmış olan Mustafa Zeki Paşa; öğretim başkanı, o zamanki ismi ile “ders nazırı”, daha sonra Çanakkale’de kendisine kolordu komutanlığı yapacak olan Esat Paşa idi. Mustafa Kemal’in Harp Okulundaki öğretmenleri arasında, onun kişiliğini etkileyen ve onu hayata hazırlayan çok değerli öğretmenleri olduğunu görüyoruz. Bunlar arasında sonradan İstanbul Üniversitesi’nde profesör olan, Türk Tarih Kurumu kurucu üyesi ve milletvekili olan Fransızca öğretmeni Necip Asım Yazıksız Bey 1861-1935, Talim Öğretmeni Rahmi Paşa ve onun maiyetindeki Binbaşı Fazıl Bey, sonra korgeneral ve milletvekili olan Yüzbaşı Naci İldeniz Bey ve Teğmen Osman Efendi bulunuyordu. Ali Fuat Cebesoy öğretmenleri hakkında şunları anlatmıştır “Hocalarımızdan memnunduk. Talim öğretmenlerimizin başında öğrenimini Almanya’da yapmış olan Rahmi Paşa bulunuyordu. Maiyetinde Birinci Dünya Savaşı’nda ölen, hünkâr yaverlerinden Binbaşı Fazıl Bey, Yüzbaşı Naci Rahmetli Korgeneral ve Milletvekili Naci Eldeniz ve Teğmen Erzurumlu Osman Efendi vardı. Osman Efendi talim yaptırırken “Birinci mangadan sağdan itibaren beş kişi kop da gel!” diye bizleri çağırırdı. Bundan dolayı kendisine Kopdagel adını vermiştik. Daha sonra bu lakabı kendisi de beğenmiş olacak ki soyadı olarak almıştır. “Mustafa Kemal en ziyade Yüzbaşı Naci Bey’i sayar ve severdi. Hatırımda yanlış kalmadıysa Manastır’dan tanışıyorlardı. Bu saygı ölünceye kadar devam etti. Çok yıllar önce Naci Paşa kolordu kumandanıyken bir münasebetle ATATÜRK’ü ziyaret etmişti. Ben de oradaydım. Kendisine çok itibar etti. Buyurunuz hocam.’ diye yer gösterdi ve sonra bana döndü Naci Paşa Hazretlerinin’ dedi, İkimizin üzerinde de emeği vardır.’ Ben, okula geldikten on beş gün kadar sonra ders nazırlığına Yanyalı Esat Paşa atandı. O zaman rütbesi albaydı. Taşkentli Mehmet Kaçın’ın sülalesinden olan Esat Paşa vatanperver ve bilgili bir askerdi. Harp Okulunda ve Harp Akademisinde birçok ıslahat yapmıştır. Bu kişi Balkan Savaşı’nda Yanya Savunması’nda benim kumandanımdı. Onun kolordusunun kurmay başkanlığını yaptım, yine onun emri altında 23’üncü Tümen Kumandan Vekili olarak Pasita ve Pizani mevkilerini müdafaa ettim. Yaralandığım zaman çok üzülmüştü.” “Esat Paşa, Çanakkale Savaşları’nda ATATÜRK’e de kumandanlık etmiştir. ATATÜRK’ün meşhur 19’uncu Tümeni Esat Paşa’nın kumandasındaki 3’üncü Kolordunun kuruluşu içindeydi.” Mustafa Kemal Harp Okulu 1’inci sınıfında, 635 mevcutlu piyade sınıfında bütün derslerden 484 not almış ve 9’uncu olarak ikinci sınıfa geçmiştir. 2’nci sınıfta 420 arkadaşı arasında toplam 522 not alarak ve 11’inci olarak üçüncü sınıfa geçmiştir. 3’üncü sınıfta ise 459 arkadaşı arasında üç yıllık notlarının toplamı üzerinden Harp Okulunu 8’inci olarak bitirmiştir. Okul arkadaşlarının anlattıklarından Harbiyeli Mustafa Kemal’in, bu dönemde hem Fransızcasını geliştirdiği hem de memleket meseleleri üzerindeki düşüncelerinin daha da olgunlaştığı görülmektedir. Onun nasıl bir öğrenci olduğunu ve ileriye dönük hangi düşüncelere sahip olduğunu göstermek için harbiye öğrenciliği ile ilgili bazı anıları buraya aynen alıyoruz. En samimî arkadaşlarından Lütfi Müfit Özdeş’e göre Harbiyeli Mustafa Kemal “Daha o zaman mektepte iken şuursuz, düşüncesiz kötü bir idareye karşı vicdan ve ruhundan fışkıran inkılapçı düşünceleri bilhassa kayda şayandır. Her okuduğu ders, her mütalaa ettiği ilim ve fenni dikkatle tahlil ederek neticeyi alırdı. Bütün talebe arkadaşlarının ders müşküllerini makul ve mukni cevaplarla izah ederdi. Erkânıharbiyede mesleğe ait ihtisas derslerinde en iyi notu Büyük Şef almıştır.” Lütfi Müfit Bey, Gazi Hazretlerinin istibdat devrinde mektepteki hatıralarını anlatırken onun gazete çıkararak talebe arkadaşlarını tenvir ettiğini kaydetmiş ve şöyle devam etmişti “Büyük Şef, şuursuz idareden o derece ıstırap duymuştu ki daha mektepte iken o zamanki idareye karşı arkadaşları ile hasbıhâller, tenkitlere başlamış ve hatta büyük tehlikelere rağmen haftada bir iki defa gizli olarak gazete bile çıkarmışlardır. Daha o zaman evlâdı bulunduğu asil Türk milletine ileride ne büyük hizmetler yapmaya namzet olduğunu pek güzel anlatıyordu. Onun her hâline olduğu gibi dürüst düşüncelerine meftun olan ve candan inanan arkadaşları o büyük adamın etrafına toplanmışlardı.” Hayri Paşa Tırnovacık, Gazeteci Naci Sadullah’a anlatmıştır “…Gazi Hazretleri sınıfın en zeki talebesiydi. Hâllerinden, yaşlarından umulmayan bir olgunluk vardı. Çok kuvvetli bir ikna kabiliyetine sahipti; herhangi kavgaya tek defa olsun karıştığını hatırlamıyorum.” “Mekteplerde, intikal kabiliyetinin ve zekâlarının kıtlığını, zorlamalarla telafiye çalışan bedbaht talebeler vardır. Bu zorlamalardan müstağni olan Gazi Hazretlerinin kitaplar üzerinde mütemadiyen kafa patlatan ezberciler gibi de çalıştığını hatırlamıyorum. Bilhassa merak ettikleri derslerle fazla meşgul olurlardı. Riyaziye matematik ve edebiyata karşı fazla düşkünlüğü vardı. En çok okudukları Tevfik Fikret’in bilhassa Sis’ manzumesini beğenirlerdi. Namık Kemal’i, Abdülhak Hamit’i okumaktan da zevk duyarlardı. En fazla meşgul oldukları şeylerden biri de zamanın felsefesi ve fikrî cereyanları idi. Toplumun henüz halledilmemiş davalarıyla dimağlarını meşgul ederlerdi.” “Sınıftaki durumu, davranışları nasıldı?” “Gazi Hazretleri, sınıfımızın en yakışıklı, en şık, en temiz giyinen talebesiydi. Kendisi, muasır hayatın İstanbul’dan evvel yer bulduğu Selanik’te bulundukları için cemiyetin ince muaşeret kaidelerine hepimizden fazla vakıftı.” “Sınıfta en fazla kimlerle konuşurlardı paşam?” “Manastır İdadisinden kendileriyle beraber gelen Tevfik Bey’le, ki bu kıymetli arkadaşı mektepten mezun olduğu zaman kaybettik. Sonra şimdi Kırşehir mebusu bulunan Müfit Bey de samimî dostlarındandı…” Harp Okulunda Mustafa Kemal’den bir devre önce olan 1900-Piyade-2 fakat, okulu bitirdiğinde bir sene tebdili hava raporu alarak memleketine giden ve Harp Akademisine bir yıl sonra başlayan Asım Gündüz, orada Mustafa Kemal ile birlikte aynı sınıfları okumuştur. Anılarında Harbiyeli Mustafa Kemal’i şöyle anlatmaktadır “Gerek Harbiyede, gerek Harp Akademisinde bir şey dikkatimi çekmişti. Doğu illerinden ve Anadolu’dan gelen arkadaşlar, İstanbullular gibi, yalnız dersleriyle meşguldüler. Sadece Manastır İdadisinden gelen arkadaşlarımız daha çok uyanık, daha çok Batı’ya dönüktüler. Onlar derslerinin dışında memleketin meselelerini de tartışıyorlar, bu konularda fikirler ileri sürüyorlardı. Mustafa Kemal de bunlardandı.” “Beni, Mustafa Kemal’le ilk tanıştıran eski arkadaşım Fethi Bey Okyar olmuştu. Mustafa Kemal, çok güzel giyinir, çok güzel konuşur, kimseyi kırmaz, terbiyeli bir çocuktu. Doğup büyüdüğü Selanik’in Batı’yla daha çok bağlantılı bulunması sebebiyle olacak, dikkati çeken fikirleri vardı. Etrafına topladığı arkadaşlarla cesaretle konuşuyor, onları güzel konuşmasıyla kısa zamanda tesiri altına alıyordu. Bizlerin okumadığımız birçok vatan şiirlerini sık sık tekrarlıyordu. Namık Kemal’in bütün şiirlerini bir defterde toplamıştı. Bu şiirleri kısa zamanda bütün arkadaşlar defterlerimize yazmış ve ezberlemiştik. Mustafa Kemal “Milletleri uyandıracak olan fikir adamları, devlet adamlarıdır.” diyordu. Yabancı lisana karşı büyük bir hevesi vardı. Bu maksatla, Beyoğlu’nda bir Fransız madamına pansiyoner olmuştu. Bu Fransız kadın, Fransız Sefareti kuryeleriyle, İttihatçıların Paris’te yayınladıkları gazeteleri getirtiyor ve Mustafa Kemal’e veriyordu. Fransız kadın aynı zamanda Mustafa Kemal’e Fransızca dersi veriyordu. Bizler, vatan, millet ve Türklük fikirlerini ilk defa, Harp Akademisi sıralarında ondan duymuştuk. Bizim sınıfta en iyi Fransızca bilen Ali Fuat Cebesoy’tı. Çünkü, Ali Fuat Fransız okulundan Harbiyeye gelmişti. Onu takiben de Mustafa Kemal iyi Fransızca bilirdi. Mustafa Kemal, Harbiyede iken her tatilde Selanik’te bir Fransız okulunun tatil kurslarına devam ederek lisanını ilerlettiğini söylerdi.” Bütün bu anlatılanlardan anlaşılmaktadır ki, Harp Okulu eğitimi ve öğrenimi dönemi, Mustafa Kemal’in hem vatan, millet, Türklük fikirlerinin olgunlaşmasında hem de Batı’ya dönük çağdaşlaşma düşüncelerinin gelişmesinde önemli bir dönem olmuştur. Ayrıca bu fikirlerini arkadaşlarına da anlatması, okula bu fikirleri yaymak için bir gazete çıkarma girişiminde bulunması, onun daha o dönemde liderlik özelliklerinin gelişmeye başladığını da göstermektedir. O, yine bu dönemde özellikle ilk sınıfta İstanbul’un sosyal hayatı içinde kendisini bulmuş görünmektedir. Atatürk’ün Harp Akademisi Öğrenimi 1845 yılında padişah Birinci Abdülmecit’in fermanı ile Harp Okulu Komutanı Emin Paşa, Fuat Paşa ve Şeyhülislam Arif Hikmet Bey’den oluşan Askerî Öğretim Kurulu, askerî okulların düzenlenmesine ilişkin olarak “Askerî liseler kurulacak, Harp Okulu dört sınıf olacak, Avrupa ordularında olduğu gibi kurmay subaylar yetiştirmek için sınıflar oluşturulacaktır.” kararlarını almıştır. Alınan karar gereğince Avrupa orduları sisteminde kurmay subay yetiştirmek amacıyla, “Mekteb-i Fünûn-u Harbiye-i Şâhâne Erkân-ı Harbiye Sınıfları” adıyla Harp Okulunun 3’üncü ve 4’üncü sınıfları oluşturulmuş ve 1848 yılında Harbiye’deki binada eğitim ve öğretime başlanmıştır. Kurmaylık, önceleri ayrı bir askerî sınıf olarak kabul edilirken, 1867 yılından itibaren piyade, süvari, topçu gibi sınıflar için kurmay subay yetiştirmek üzere programlar yeniden düzenlenmiştir. 1899’da Esat Paşa’nın Harp Okulu öğretim başkanlığına atanmasından sonra, yani Mustafa Kemal’in Harp Okulunda öğrenime başladığı sırada yeni bazı düzenlemeler yapılmıştır. O zamana kadar Harp Okulundan “Erkânıharp Sınıfları”na geçen öğrencilere “Erkânıharp” kurmay deniliyordu. Esat Paşa bunu değiştirmiş, “Erkânıharp namzeti” kurmay adayı şekline çevirmiştir. Bundan sonra Harp Akademisi öğrencileri kısaca “namzet” aday olarak anılmaya başlanmıştır. O zamana kadar Harp Akademisinin 15 kişiyi geçmeyen öğrenci sayısı yine Esat Paşa’nın çabalarıyla kırka kadar yükseltilmiştir. Fakat bu öğrencilerden ordunun ihtiyaç fazlası kısmına kurmaylık hakkı verilmemiş, bunlar “mümtaz” adı altında ve yüzbaşı rütbesiyle kıtalara çıkarılmışlardır. Bu uygulamanın 1902 yılından itibaren başladığı görülmektedir. Bu yıldan itibaren Erkânıharbiye sınıflarından “çok iyi” derecede başarı sağlayanlara “kurmay”, ve “iyi” derecede bitirenlere “mümtaz” unvanı verilmeye başlanmıştır. Bu usul, 1909 yılına kadar devam etmiştir. Mümtazlar arasında kurmay ihtiyacını karşılamak üzere sonradan kurmaylıkları onananlar da olmuştur. Bu dönemde, Erkânıharp sınıfı öğrencileri, kurmay yüzbaşı olarak mezun olmuşlar ve iki yıl sonra da kıdemli yüzbaşılığa yükselmişlerdir. Mustafa Kemal, 1902’de şimdi Askerî Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı olarak faaliyet gösteren Harbiye’deki Erkân-ı Harbiye Mektebine 1902’de başlamıştır. Mustafa Kemal Harp Akademisindeki ilk yılını 1922’de yayınlanan anılarında şöyle anlatmıştır “Erkânıharp sınıflarına geçtik. Mutad olan derslere çok iyi çalışıyordum. Bunların fevkinde olarak bende ve bazı arkadaşlarda yeni fikirler peyda oldu. Memleketin idaresinde ve siyasetinde fenalıklar olduğunu keşfetmeye başladık.” Kara Harp Okulu Arşivindeki, elle yazılmış matbu olmayan 16 numara defterine göre ATATÜRK’ün Harp Akademisinde okuduğu dersleri, notları ve buradaki ders başarısı şu şekildedir Mustafa Kemal, Akademi birinci sınıfta, toplam 580 olan ders notlarından 479 not almış ve başarı sırası 8 olmuştur. İkinci sınıfında ise, toplam 480 puan alarak 6’ncı sırada yer almıştır. Mustafa Kemal kurmay yüzbaşı olarak yeminini 08 Teşrinievvel 1320 Hicrî 11 Şaban 1322, Miladi 21 Ekim 1904 Cuma günü etmiştir. Mustafa Kemal 29 Kanunuevvel 1320 yani 11 Ocak 1905 Çarşamba günü “Erkânıharbiye yüzbaşılığı ile mektepten neşet ederek sunuf-u selasede bölük idare ve kumanda etmek üzere atik 5’inci Orduya memur buyrulmuştur.” 57’nci dönem Akademi mezunu toplam 37 kişidir. Bunların 13’ü kurmay, diğerleri de mümtaz olmuşlardır. Mevcut bilgi ve belgelere göre, Mustafa Kemal kurmay olarak Akademiyi bitiren 13 kişi arasında, 5’inci olmuştur. Dönemin birincisi Ali İhsan Sabis, ikincisi Asım Gündüz, üçüncüsü Ahmet Sedat Doğruer, dördüncüsü Ahmet Tevfik, altıncısı Mehmet Hayri Turhan, yedincisi Mustafa İzzet Yavuzer, sekizincisi Ali Seydi Uğur, dokuzuncusu Ali Fuat Cebesoy’dur. Diğer üç kurmay da sırasıyla şunlardır Süleyman Şevket Demirhan, Kemal Ohri, M. Şevki kurmaylığı geri alınmıştır. Akademide Mustafa Kemal’i derinden etkileyen öğretmenleri vardı. Bu öğretmenleri Topçu Feriki Tümgeneral Ahmet Muhtar Eski Osmanlı Seferleri Tarihi, Kurmay Binbaşı Refik Bey Napolyon Vesair Savaşlar, Kurmay Yarbay Nuri Bey Tabiye, Pertev Paşa Demirhan, kurmay görevleriyle 1866 ve 1871 Prusya-Avusturya, Prusya-Fransa savaşları, Kurmay Albay Hasan Rıza Bey Pertev Demirhan’dan sonra, Kurmay Albay Zeki Bey, Kurmay Yarbay Fevzi Bey idi. Sınıf arkadaşı Ali Fuat Cebesoy, Mustafa Kemal’in öğretmenlerinden Nuri Bey ile ilişkileri konusunda şunları anlatmaktadır “Mustafa Kemal ve ben yeni öğretmenlerimiz içinde en çok Trabzonlu Nuri Bey’i sayıyor ve takdir ediyorduk. Nuri Bey gerçekten geniş kültürlü, çağına göre aydın düşünceli, stratejide üstat sayılan bir kurmay yarbaydı. Tabiye okutuyordu. Aradaki uzaklığı korumakla beraber öğrencilerine karşı içten ve ağabeyce davranıyordu. Yalnız ders vermekle yetinmiyor, genç kurmay adaylarının çeşitli sorularını da yanıtlamaktan zevk duyuyordu. Bir erkânıharp zabiti, askerlik dışında kalan bilgilerle de donanmış olmalıdır. Yarın hepiniz birer kumandan olacak, sorumluluk yükleneceksiniz.’ diyordu.” Nuri Bey, Birinci Dünya Savaşı seferberliğinde kolordu kumandanı olmuş, fakat savaşa girmeden önce bir kaza sonucunda ölmüştür. “Şimdi, Mustafa Kemal’in hayatında etkisi olan bir olaydan söz etmek istiyorum. Yarbay Nuri Bey, bir gün Tabiye dersinde gerilladan genişçe bir şekilde söz etti. Gerilla nedir, ne değildir?’ konusu üzerinde uzun uzun durdu. Açıklamada bulundu ve bir ara Arkadaşlar,’ dedi Gerilla olmak ne kadar güçse, onu bastırmak da o oranda güçtür.’ Arkadaşlar, kendisinden birkaç örnek vermesini rica ettiler. Mustafa Kemal ise konunun daha iyi anlaşılabilmesi için, olayın ülkenin herhangi bir yerinde olmuş gibi açıklanmasının mümkün olup olamayacağını sordu. Onu arkadaşım Tevfik Selanik de destekledi. Bunun üzerine Nuri Bey Öyle ise, Boğaz’a ait haritalarınızı açın.’ emrini verdi. Dersten sonra Mustafa Kemal, Nuri Bey’in arkasından gitti Efendim bu söylediğiniz gerilla gerçek olabilir, değil mi?’ Nuri Bey kendine özgü olan ve her zaman kullandığı nev’ima’ sözcüğünü de ekleyerek Olabilir,’ dedi. Fakat artık bu kadarı yeterli.’ Bu olaydan Mustafa Kemal çok söz etmiştir. Sayın Profesör Afet İnan, kendisinden dinleyerek edebî bir üslûpla kaleme almıştır. Benim bu yazdıklarım, yalnızca belleğimde kalan keskin çizgilerdir. Mustafa Kemal, bu Tabiye dersinin ilk uygulama alanını Trablusgarp Savaşları’nda buldu. Bana Tobruk’tan yolladığı bir mektupta, Kurmay Yarbay Nuri Bey’in gerilla metotlarını başarıyla uyguladığını yazıyordu.” Gerek kendisinin, gerekse arkadaşlarının anılarından öğrendiğimize göre Mustafa Kemal Akademide kültürel çalışmalara da çok önem vermiştir. Gazete çıkarma işini Harbiyeden daha düzenli bir şekilde yürütmüş, kürsüden konferans niteliğinde konuşmalar yapmış ve bunların metinlerini arkadaşlarına dağıtmıştır. Mustafa Kemal, 26 Haziran 1902 Perşembe günü Kuzguncuk’ta Ali Fuat Cebesoy’un babası İsmail Fazıl Paşa’nın Kuzguncuk’taki köşkünde misafir edilmiştir. O gece orada kalmış, ertesi 27 Haziran Cuma günü köşke gelen Osman Nizami Paşa ile tanıştırılmıştır. Osman Nizami Fransızca ve Almancayı -edebiyatı dâhil- ana dili gibi bilmekte, İngilizceyi de yanlışsız konuşabilmektedir. O gün tanışıp görüşmüşlerdir. Osman Nizami Paşa, II. Abdülhamit’in baskı rejimini yumuşatacağına dair hiçbir belirti olmadığına işaret ettikten sonra şöyle demiştir “İstibdat idaresi, bir gün elbette yıkılacaktır. Fakat onun yerine Batılı manada bir idare gelip memleketi her bakımdan acaba kalkındıracak mıdır? Ben buna inanmıyorum.” Mustafa Kemal, Nizami Paşa’nın Abdülhamit’in adamlarından biri olabileceğinden kuşkulanmıştır. Bu olasılığa karşı yine de düşüncelerini cesaretle söylemiştir “Paşa Hazretleri! Garplı manadaki idareler de zamanla gelişmişlerdir. Bugün uyur gibi görünen milletimizin çok kabiliyeti ve cevheri vardır. Fakat bir inkılap vukuunda bugün iş başında olanlar yerlerini muhafaza etmeye kalkarlarsa o vakit buyurduğunuzu kabul etmek lazım getir. Yeni nesiller içerisinde her hususta itimada layık insanlar çıkacaktır.” Osman Nizami Paşa susmuş, olumlu ya da olumsuz hiçbir cevap vermemiş; aynı günün akşamı ayrılmak üzere veda eden Mustafa Kemal’e şunları söylemiştir “Mustafa Kemal efendi oğlum, sen, bizler gibi yalnız Erkânıharp zabiti olarak normal bir hayata atılmayacaksın. Keskin zekân ve yüksek kabiliyetin memleketin geleceği üzerinde müessir olacaktır. Bu sözlerimi bir kompliman olarak alma. Sende, memleketin başına gelen büyük adamların daha gençliklerinde gösterdikleri müstesna kabiliyet ve zekâ emareleri görmekteyim. İnşallah yanılmamış olurum.” Osman Nizami Paşa yanılmamıştır. Çünkü Mustafa Kemal, gençlik çağlarından beri geleceğin ATATÜRK’ünden belirtiler ve ışıklar vermiştir. Atatürk İlkeleri konu anlatımında konunun özgün ve geniş anlatımıyla birlikte KPSS’de çıkmış Atatürk İlkeleri soruları ve konu sonlarında konuyu pekiştirmek amacıyla sorular ve cevapları verilmiştir. Atatürk İlkeleri KPSS Soruları. Atatürk İlkeleri konu anlatımı ve çıkmış KPSS soruları. KPSS Çıkmış Sorular Atatürk İlkeleri Lisans ve Önlisans soruları bulunmaktadır. KPSS Cini başarılar diler. Atatürk İLKELERİ Atatürkçü Düşünce Sistemi Atatürk’ünTürkiye Cumhuriyeti’ni çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak amacıyla ortaya koyduğu ilke ve inkılâpların bütünüdür. Atatürk İlkeleri’nin Ortak Özellikleri ^ Atatürk İlkeleri 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi kurultayında kabul edilen Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik, İnkılâpçılık 6 Temel İlke ve bunları bütünleyen ilkelerden oluşur.^ Atatürk ilkeleri, Türk ulusunun ihtiyaçlarından ve Türkiye’nin gerçeklerinden doğmuş ve bu ihtiyaçlara, gerçeklere göre de gelişmiştir. ^ Atatürkçülüğün temeli ulusçuluk ve laikliğedayalıdır. ^ İlkelerin özü; Türk milletini çağdaş milletlerseviyesine çıkarmaktır. ^ Atatürkçülükte demokrasi, cumhuriyetçilik, laiklik ve milliyetçilik gibi evrensel değerler varsa da çağdaşlaşmanın gereği olarak alınmışlardır. NOT Halkçılık, Devletçilik ve İnkılâpçılık ise Türkiye’ye özgü ilkelerdir. ^ Atatürkçü düşünce sisteminin en belirginözelliği akla ve bilime dayanması, gelişmeye açık bir özellik göstermesidir. ^ Atatürkçülük bir bütündür ve yabancı siyasiakımlar ve ideolojilerle açıklanamaz.^ Bu ilkeler 5 Şubat 1937’de, “Atatürk İlkeleri” adıyla 1924 Anayasası’na dâhil edilmiştir. . TEMEL İLKELER 1. CUMHURİYETÇİLİK > Cumhuriyetçilik İlkesi’nin özellikleri kısacaşöyledir; – Temel ilkesi seçimdir. – Devlet başkanlığında ve diğer kademelerde ömür boyu kalmaya karşıdır. -Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir. – Cumhuriyetçiliğin temel dayanağı olan ulusalegemenlikten ilk kez Amasya Genelgesi’ndebahsedilmiştir. – Demokratiktir. – Türk milletinin karakterine uygundur. -Özgür düşünce ortamı vardır. – Atatürk’ün diğer ilkelerinin uygulanmasını sağlar. – Cumhuriyetçilik, Atatürk’ün taviz, verilmemesini belirttiği iki ilkeden biridir. diğeri laiklik. -Sosyal devlet anlayışını ve güçler ayrılığınıesas alır. – Cumhuriyetçilikte hukuk üstünlüğü ve anayasal devlet anlayışı vardır. – Cumhuriyetçilik, halkın yönetime ve toplumsal hayata katılımını artırmayı amaçlar. S Cumhuriyetçiliği; Milliyetçilik ve Halkçılıkilkeleri tamamlar, ulusal egemenlik ilkesi bütünler. S Cumhuriyetçilik, devletin siyasi rejimi olarak Cumhuriyet yönetimini benimsemek, onu korumak ve yaşatmaktır. > Atatürk’ün_Cumhuriyetçilik_İlkesi doğrultusunda; ^ TBMM’nin açılması ^ 1921 ve 1924 Anayasalan’nın hazırlanması ^ Saltanat’ın kaldırılması ^ Cumhuriyetin ilan edilmesi ^ Halifeliğin kaldırılması ^ Ordunun siyasetten ayrılması ^ Siyasi partilerin kurulması ^ Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi ^ İki dereceli seçim sisteminden tek dereceli seçim sistemine geçilmesi ^ Seçmen yaşının düşürülmesi ^ Milletvekili seçme ve seçilme hakkı için vergi verir olma şartının kaldırılması 1 Nisan 1923 gibi inkılâplar yapılmıştır. ÖRNEK SORU I. Siyasi rejim, II. Ekonomik politika, III. Uluslararası ilişkiler, Cumhuriyetçilik ilkesi yukarıdakilerden hangilerini doğrudan belirler? A Yalnız I B Yalnız II C Yalnız III D I ve II E II ve III 2008/KPSS Önlisans Cevap A ÖRNEK SORU Aşağıdakilerden hangisi demokratik devlet anlayışıyla bağdaşmaz? A Seçimlerin düzenli aralıklarla tekrarlanması B Gelir ve servet ediniminin kısıtlanması C Etkin siyasi makama seçimle gelinmesi D Siyasi partilerin serbestçe kurulması E İktidarın el değiştirebilmesi 2009 – KPSS Cevap B ÖRNEK SORUTürk Devriminin “Cumhuriyetçilik ilkesi saltanat ve hilafete karşıdır.” yargısının, 1. egemenliğin millete ait olması, II. yönetimin din kurallarına dayandırılmaması, III. azınlık okullarının öğretime devam etmesine izin verilmesi durumlarından hangileriyle ilgili olduğu savunulabilir? A Yalnız I B Yalnız II C Yalnız III D I ve II E II ve III 2010 KPSS – Lisans Cevap D 2. MİLLİYETÇİLİK UL USÇUL UK > Milliyetçiliğin temel öğesi millettir. > Millet Geçmişte birlikte yaşamış, aralarında dil, kültür, ülkü ve tarih gibi ortak bağları olan insan topluluğudur. > Milliyetçilik ise milli birliği ve beraberliğisağlamak, millet ve ülke çıkarlarını korumak, ırk ve din ayrımcılığına yer vermemektir. ÖRNEK SORU Mustafa Kemal, “.Artık hükümet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükümettir. Artık hükümet ve hükümet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır.” demiştir. Mustafa Kemal’in bu anlatımıyla aşağıdaki kavramlardan hangisini vurguladığı savunulabilir? A Tam bağımsızlık B Barışseverlik C Bilimsellik D Milli birlik ve beraberlik E Vatanseverlik 2011 – KPSS Cevap D > Mustafa Kemal’e göre dini, dili ne olursa olsun kendini Türk sayan ve Türk olarak yaşayan herkes Türk’tür. Atatürk bunu “Ne MutluTürküm Diyene” sözüyle belirtmiştir. > Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı ^ Bölücü değil, birleştirici ve toplayıcıdır. Bu anlayış ırkçı değildir eşitlikçidir.. ^ Laiklik esasından ödün vermez, sınıf kavgasını değil, sosyal dayanışmayı hedef tutar. ^ Atatürkçü milliyetçilik anlayışı belli bir ırka, mezhebe, sınıfa ve siyasal görüşe dayanmaz. ^ Akılcı, çağdaş, medeni, ileriye dönük, demokratik, yüceltici, insani ve barışçıdır. ^ Atatürk milliyetçiliği, Türk milletini birlik ve beraberlik içinde yaşatacak, ileriye götürecek önemli bir güç kaynağıdır. > Milliyetçilik, ulusal bağımsızlığı sağlama, koruma ve pekiştirme amacı olarak da ifade edilebilir. > Milliyetçilik ilkesinin toplumsal, siyasal, kültürel içeriği yanında ekonomik içeriği de vardır Amaç; Türk milliyetinin refahını, zenginliğini, mutluluğunu ve varlığını yükseltmektir ulusal ekonominin kurulması gerektiğini belirtir.. > Milliyetçilik ulusal kurtuluş savaşımızın çıkışnoktasını oluşturmuştur. > Milliyetçiliğin bütünleyici ilkeleri; Özgürlük ve Bağımsızlık, Yurtta Sulh Cihanda Sulh, İnsan ve İnsanlık sevgisidir. > Milliyetçilik İlkesi doğrultusunda yapılaninkılâplar; ^ TBMM’nin açılması 1920 ^ İstiklal Marşı’nın kabul edilmesi 1921 ^ İzmir İktisat Kongresi’nin toplanması 1923 ^ Kapitülasyonların kaldırılması 1923 ^ Kabotaj Kanunu’nun çıkarılması ile deniz yollarının millileştirilmesi 1926 ^ Yabancı şirketlerin millileştirilmesi 1926 ^ Gümrük Koruma Kanunu’nun çıkarılması 1929 ^ Reji İdaresi Tütün Tekeli’nin kaldırılması 1929 ^ Türk Parası’nı Koruma Kanunu’nun çıkarılması 1930 ^ Türk Tarih Kurumu’nun kurulması 1931 ^ Türk Dil Kurumu’nun kurulması 1932 ÖRNEK SORU Atatürkçü milliyetçilik anlayışı laiktir. Bu yargıyı aşağıdakilerden hangisi destekler? A Milleti oluşturan unsurlar arasında ırk ve köken birliğinin temel alınması B Vatandaşların istedikleri dini ve mezhebi seçmesi C Toplumun ırk, din ve mezhep çizgileriyle bölünmesi D Devletin resmî bir dininin olması E Ümmetçi düşünce yapısı 2GG8/KPSS Lisans Cevap B ÖRNEK SORU Atatürkçü milliyetçilik anlayışı ırk, din ve mezhep ayrımcılığına karşıdır. Yalnız bu bilgiyle Atatürk milliyetçiliğinin, I. laik devlet anlayışım benimseme, II. etnik kimliklere saygılı olma, III. milletin birliğine ve bütünlüğüne önem verme, özelliklerinden hangilerine ulaşılır? A Yalnız I B Yalnız II C Yalnız III D II ve III E I, II ve III 2008/KPSS Önlisans Cevap E ÖRNEK SORU Türk toplumunun ilerleme ve gelişme yolunda, uluslararası ilişkilerde çağdaş uluslarla yan yana ve uyum içinde yürümesi, kendine özgü karakterini ve bağımsız kimliğini korumasını temel alan milliyetçilik ilkesiyle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz? A Ulusallığın ve bağımsızlığın ilke edinilmesi B Çağdaşlığın benimsenmesi C Türk milletinin kendini diğer milletlerden üstün görmesi D Toplumun refah düzeyinin yükseltilmesine çalışılması E Uluslararası barışın korunmasına özen gösterilmesi 2008/KPSS Ortaöğretim Cevap C ÖRNEK SORU Aşağıdakilerden gerçekleştirilmesinde ulusçu olduğu savunulamaz? A Ölçü birimlerinin değiştirilmesi B Kabotaj Kanunu’nun uygulanması C Türk Tarih Kurumunun kurulması D Yeni Türk alfabesinin kabul edilmesi E Türk parasının korunması için kanun çıkarılması 2008/KPSS Ortaöğretim Cevap A ÖRNEK SORU – Kapitülasyonların kaldırılması – Kabotaj Kanunu’ nun çıkarılması Yukarıdaki gelişmelerde aşağıdaki ilkelerden hangisinin temel alındığı savunulabilir? A Bağımsızlık B Laiklik C Halkçılık D Devletçilik E İnkılâpçılık 2009 – KPSS Cevap A ÖRNEK SORU Atatürk’ün milliyetçilik anlayışının ırk, mezhep ve sınıf ayrılıklarına karşı olması, I. millî birlik ve beraberlik, II. kültürel birlik, III. sosyal dayanışma, durumlarından hangilerini desteklediğini gösterir? A Yalnız I B Yalnız II C Yalnız III D I ve II E I, II ve III 2009 – KPSS Cevap E ÖRNEK SORU 1961 Anayasası’nda Türk milletini, bütün fertleriyle kaderde, kıvançta ve tasada ortak kılmak, bölünmez bir bütün hâlinde millî bilinç ve ülkü etrafında toplamak biçiminde ifade edilen ilke, aşağıdakilerden hangisidir? A Milliyetçilik B Halkçılık C Laiklik D Devletçilik E Cumhuriyetçilik 2010 – KPSS Lisans Cevap A ÖRNEK SORU I. Türk Tarih Kurumunun kurulması II. Türk Dil Kurumunun açılması III. Şapka giyilmesi hakkında kanun çıkarılması Yu karıdaki gelişmelerden hangilerinin, Atatürk milliyetçiliğinin gelişmesinde ve hızlanmasında etkili olduğu savunulabilir? A Yalnız I B Yalnız II C Yalnız III D I ve II E I, II ve III 2010 – KPSS Lisans Cevap D 3. HALKÇILIK Halk bir ülkenin sınırları içerisinde yaşayan çeşitli mesleklerin ve toplumsal grupların oluşturduğu insanlardır. y Halkçılık, toplumsal barışın sağlanması içinsınıf ayrımcılığını reddeder. y Devlet yönetiminde tüm vatandaşlara kendini yönetme hakkı, kanun önünde eşitlik, gelir dağılımında denge sağlanmasını ve herkesin devlet hizmetlerinden yararlandırılmasını hedefler. Atatürk’e göre halk, her bakımdan ayrıcalıksız ve birbirine eşit kimselerden oluşmuştur. NOT Halkçılık ilkesi; Cumhuriyetçiliğin ve Milliyetçiliğin ortak bir sonucudur. Halkçılık ilkesi halkın elbirliği ile ilerlemesi ve kalkınmasını da hedefler. Böylece devletin halka karşı, halkın da devlete karşı görevleri olduğunu belirtir. Kısaca halkçılık, toplumsal eşitliği ve topluma hizmet amacı öngörmedir. ÖRNEK SORU Atatürk, “En iyi bireyler, kendinden çok, bağlı olduğu toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına yaşamını adayan insanlardır.” demiştir. Atatürk’ün bu sözündeki en iyi birey tanımının aşağıdakilerden hangisiyle eşleştiği savunulabilir? A Vatandaşlık bilincine erişmiş kişi B Başkalarının hak ve özgürlüklerine değer vermeyen kişi C Belli bir sınıfın yararını gözeten kişi D Sorumluluklarının gereğini yerine getirmeyen kişi E Önceliklerini kişisel çıkardan yana kullanan kişi 2011 – KPSS Cevap A NOT Halkçılık ilkesi, Devletçilik ilkesinin uygulanmasını zorunlu kılmıştır. Devlet “sosyaldevlet anlayışına” uygun olarak yatırımlarda bulunur. Atatürk’ün Halkçılık İlkesi doğrultusunda; Saltanatın kaldırılması 1922 Cumhuriyetin ilanı 1923 Aşar vergisinin kaldırılması 1925 Medeni Kanun’un Kabulü 1926 Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun Kabulü 1926 Okuma yazma seferberliğinin başlatılması 1928 ve Millet Mektepleri’nin açılması İlköğretimin ücretsiz ve zorunlu olması Gelire göre vergi alınması Soyadı Kanunu’nun kabul edilmesi 1934 Kadınlara, yönetime katılma hakkı tanınması 1930 – 1934 Azınlıkların Türk vatandaşı sayılarak ayrıcalıklarının sona erdirilmesi 1923 Devlet yatırımlarının ve sosyal hizmetlerin yaygınlaştırılması Vatandaşların tüm devlet hizmetlerinden faydalanmasında eşitlik sağlanması gibi inkılâplar yapılmıştır. ÖRNEK SORU Halkçılık ilkesinin demokratik olma özelliğini, I. ayrıcalıklara karşı olması, II. egemenliğin halkın bir kesimine ait olması, III. herkesin kanun önünde eşit kabul edilmesi, durumlarından hangileri destekler? A Yalnız I B Yalnız II C I ve II D I ve III E II ve III 2008/KPSS Lisans Cevap D ÖRNEK SORU I. Mülkiyet hakkının olması, II. Toplumda ayrıcalıklara son verilmesi, III. Herkesin yönetime katılması, Yukarıdakilerden hangileri halkçılık ilkesiyle bağdaşır? A Yalnız I B Yalnız II C Yalnız III D I ve II E I, II ve III 2008/KPSS Ortaöğretim Cevap E ÖRNEK SORU Aşağıdakilerden hangisinin sosyal hayattaki ayrıcalıkları önlemek amaçlı olduğu savunulamaz? A Tekke ve zaviyelerin kapatılması B Hacı, ağa, hafız, molla gibi unvanların kaldırılması C Medeni Kanun’un kabul edilmesi D Devlet İstatistik Enstitüsünün kurulması E Dinî giysilerin mabetler dışında giyilmesinin yasaklanması 2011 – KPSS Cevap D 4. LAİKLİK Laiklik; devlet düzeninin; bu düzeni sağlamak ve korumak için uygulanan hukuk kurallarının dine değil, akla ve bilime dayandırılması. kimsenin de dini inancına ve vicdanözgürlüğüne karışılmaması demektir. Laiklik din ve mezhep kavgalarına karşıdır. Atatürk’e göre din, bir vicdan meselesidir. Dine duyulan saygıdan dolayı taassuba, gericiliğe karşıdır. Laiklikte devletin resmi dini yoktur. Devlet belli bir dine üstünlük tanıyıp, onun kurallarını bütün vatandaşlara benimsetmeye ve uygulatmaya çalışmaz. Buna göre din ve ibadet özgürlüğünü güvence altına almıştır. B Yalnız II D I ve III Saltanatın kaldırılması 1922 Halifeliğin kaldırılması 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun çıkarılması 1924 Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti’nin kaldırılması 1924 Medreselerin kapatılması 1925 Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun’un kabul edilmesi Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması 1925 Kılık ve kıyafette yenilik yapılması 1925 Medeni Kanun’un kabul edilmesi 1926 Dinsel ünvanlann yasaklanması 1934 “Devletin dini İslam’dır” maddesinin anayasadan çıkarılması Milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı’nın yemin şeklinin değiştirilmesi 1937’de laiklik ilkesinin 1924 Anayasası’nagirmesi gibi inkılaplar yapılmıştır. > Laiklik Türk İnkılâbı’nın temel taşıdır. Atatürk ilkeleri arasında Cumhuriyetin vazgeçilmez, vegeri dönülmez ilkesidir. NOT Laiklik, Atatürk’ün cumhuriyetçilik ilkesi ile birlikte taviz vermediği, her türlü siyasitartışmalardan uzak tuttuğu ikinci ilkedir. > Laiklik, Türk milletinin çağdaşlaşma, ilerleme ve bilimsel gelişme yolunu açmıştır. Laiklik; Cumhuriyet ve demokrasinin gelişip güçlenmesi için de ortam hazırlamıştır. > Atatürk’ün Laiklik İlkesi doğrultusunda; ÖRNEK SORU – Halifeliğin kaldırılmasıyla şeriata aykırı olduğu yolunda fetva vermeye kalkışan fetva makamının ortadan kaldırılması – Siyasal amaçlarla sömürülebilecek olan Terakkiperver Cumhuriyet Partisinin kapatılması Yukarıdaki gelişmelerin aşağıdakilerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? A Cumhuriyetin ilan edilmesi ve cumhurbaşkanının seçilmesi B Anayasadan laikliğe aykırı hükümlerin çıkarılması C Ulus egemenliğine dayalı yeni bir anayasa yapılması D Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun çıkarılması E Saltanatın kaldırılması 2008/KPSS Lisans Cevap B ÖRNEK SORU I. Atatürk ilkelerinin Türkiye Devleti’nin temel nitelikleri olarak kabul edilmesi II. Milletvekili yeminlerinin “Vallahi.” yerine “Namusum üzerine söz veriyorum.’’ şeklinde değiştirilmesi III. Anayasa Mahkemesinin kurulması Yukarıdakilerden hangileri Atatürk Dönemi gelişmeleri arasındadır?A Yalnız I C I ve II E I, II ve III2009 – KPSS Cevap CÖRNEK SORU Atatürk; Onuncu Yıl Nutku’nda “Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. ” demiştir. Atatürk’ün bu sözünün aşağıdaki ilkelerden hangisinin önemini doğrudan vurguladığı savunulabilir? A Milliyetçilik B Halkçılık C Laiklik D Devletçilik E Cumhuriyetçilik 2008/KPSS Önlisans Cevap C Atatürkçü düşüncede, vicdan özgürlüğü bir haktır. Bu yargının, bireyin, I. kendine özgü siyasal ve felsefi bir düşünceye sahip olduğunu açıklayabilmesi, II. bağlı olduğu dinin gereklerini yerine getirmesi ya da getirmemesi, III. kendi etnik kökenini diğer etnik kökenlerden üstün gördüğünü açıklayabilmesi görüşlerinden hangilerini desteklediği savunulabilir? A Yalnız I B Yalnız II C I ve II D II ve III E I, II ve III 2010 KPSS – Lisans Cevap C 5. DEVLETÇİLİK > Atatürk’ün devletçilik ilkesinin özelliklerişunlardır; -Devletçilik, halkçılığın zorunlu bir sonucudur. – Güçlü ve çağdaş bir devlet meydana getirmeyi amaçlar. – Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk milletinin ve devletinin içinde bulunduğu durumundan dolayı zorunlu olarak ekonomide devletçilik ilkesi uygulanmıştır. – Atatürk’e göre devletçilik, özel teşebbüs hürriyetinin ve piyasa ekonomisinin reddi değildir. – Devletçilik, planlı ekonomiyi gerekli hale getirmiştir. – Atatürk, Yeni Türk Devleti’nin her yönden hızla kalkınabilmesi için Türkiye’ye özgü bir devletçiliğin uygulanmasını zaruri görmüştür. > Devletçiliğin Türk Toplumuna SağladığıFaydalar ^ Türkiye’de ilk defa planlı ekonomiye geçilmesini sağlamıştır. ^ Devlet eliyle önemli yatırımlar yapılmıştır. ^ Teknik eleman açığının kapatılmasını sağlamıştır. ^ Ekonomik kalkınmada bölgeler arası farklılığın giderilmesini sağlamıştır. ^ Türk çiftçisi ürünlerini en iyi şekilde değerlendirme fırsatını yakalamıştır. ^ Sanayileşmenin devlet tarafından gerçekleştirilmesiyle, işçi hakları devletin güvencesi altına alınmıştır. > Cumhuriyetin ilk yıllarında sanayileşme özel sektöre bırakılmıştı. Ancak; sermayesizlik nedeni ile özel sektörün sanayileşmeyi gerçekleştiremediği görüldü. NOT 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı; devletine konomik yatırımlarda bulunma sürecini hızlandırmıştır. > 1933’te I. Beş Yıllık Kalkınma Planı ile devlet de ekonomik hayatın içine girdi; ekonomidedevletçiliğe geçildi. > 1933 – 1939 yılları arasında hızlı bir devletçilikve kalkınma planı uygulanmıştır. > Bu sistem Türkiye’nin koşullarından ve gereksinimlerinden doğmuştur. Ancak günümüzde daha çok “Liberal EkonomiAnlayışı” uygulanmaktadır. > Devletçilik ilkesi ile ilgili yapılan inkılâplar; ^ I. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın yapılması ^ Merkez Bankası’nın kurulması ^ Devlet eli ile Sümerbank gibi fabrikaların açılması ^ Birçok bankanın ve şirketin kurulması Maden Tetkik Arama Enstitüsü, Etibank ve Kamu İktisadi Teşebbüsleri gibi ^ Devlet Demir Yolları’nın kurulması ^ Devlet Üretme Çiftlikleri’nin kurulması ÖRNEK SORU I. Devletçilik ilkesinin uygulanması, II. İzmir’de İktisat Kongresi’ nin toplanması, III. Milletler Cemiyeti’ne üye olunması, Türkiye Cumhuriyeti’nde özel girişimde sermaye birikiminin ve gerekli kadronun yeterli olmamasının yukarıdakilerden hangilerini gerekli hale getirdiği savunulabilir? A Yalnız I B Yalnız II C Yalnız III D I ve II E I, II ve III 2006 – KPSS Lisans Cevap A ÖRNEK SORUDevletçilik ilkesi, I. özel girişimciliğe yer verilmesi, II. yabancı sermayeden yararlanılması, III. mülkiyet hakkının ulusun yararlarına aykırı biçimde kullanılması, durumlarından hangilerine karşıdır? A Yalnız I B Yalnız II C Yalnız III D I ve II E II ve III 2008/KPSS Ortaöğretim Cevap C 6. İNKILÂPÇILIK > Halk gücüne dayanarak gerçekleştirilen, ileriye dönük köklü yeniliklere “inkılâp” denir. > İnkılâp; toplumdaki yenileşme ihtiyacının birsonucudur. Eskiyen kurumlann yerine yenikurumların kurulmasıdır. > İnkılâpçılık; zamanına göre geri kalmış, eskimiş kurumların kaldırılarak yerlerine ilerlemeyi, gelişmeyi kolaylaştıracak ve geliştirecek kurumların konulmasıdır. > İnkılâpçılık, yenileşme ve çağdaşlaşmaya açık bir ilkedir. Bu nedenle statik durağan değil, dinamik bir nitelik taşır. > Türk inkılâbı; gerçekçidir, bilim ve akladayanır. Bu nedenle donmuş, katı ve sert ideolojilerden ayrılır. > İnkılâpçılık, Atatürk ilke ve devrimlerini korumayı ve güçlendirmeyi amaçlar. > Atatürk, inkılâpların amacını şu sözleri ile belirtmektedir; “Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların amacı; Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen modern ve bütün anlamı ve biçimi ile uygar bir toplum durumuna ulaştırmaktır. ” Çağdaşlaşma ve Batılılaşma, inkılâpçılığın bütünleyici ilkesidir. ÖRNEK SORU I. İnkılâpların sürekliliğini sağlama, II. Çağdaş uygarlık düzeyine çıkma, III. Gerçekleştirilen inkılâplarla yetinme, Yukarıdakilerden hangileri, inkılâpçılık ilkesinin, toplumu durağanlıktan, dogmacılıktan kurtarma amaçlı olduğunu gösterir? A Yalnız I B Yalnız II C I ve II D II ve III E I, II ve III 2008/KPSS Önlisans Cevap C ÖRNEK SORU Atatürk, “Ülkeler çeşitlidir, fakat uygarlık birdir ve bir milletin kalkınması için de bu tek uygarlığa katılması gerekir. Osmanlı Devleti’nin düşüşü Batı’ya karşı elde ettiği başarılardan çok, mağrur olarak kendisini Avrupa milletlerine bağlayan ilişkileri kestiği gün başlamıştır.” demiştir. Atatürk’ün bu anlatımıyla aşağıdakilerden hangisine vurgu yaptığı söylenebilir? A Eski bir tarih mirasına sahip olunduğuna B Batı’nın yayılmacı siyaset izlediğine C Çağdaşlaşmanın gereğine D İmparatorlukların siyasi varlıklarını korumalarının güçlüğüne E Batı uygarlığının kendisinden önceki uygarlıklardan yararlandığına 2009 – KPSS Cevap C ÖRNEK SORU • Soyadı Kanunu’nun kabul edilmesi • Medreselerin kapatılması • Medeni Kanun’un kabul edilmesi Yukarıdaki gelişmeler aşağıda verilen Atatürk ilkelerinden hangisiyle ilişkilendirilemez? A Laiklik B Devletçilik C Milliyetçilik D Halkçılık E İnkılâpçılık 2011 – KPSS Cevap B BÜTÜNLEYİCİ İLKELER ^ Ulusal Egemenlik Egemenliğin doğrudan ulusa ait olmasıdır. Demokrasinin bir sonucu olup Cumhuriyetçiliği bütünler. ^ Ulusal Birlik – Beraberlik ve ÜlkeBütünlüğü Milliyetçilik, Halkçılık ve Laikliğin bir sonucudur. Ortak geleceği ve toplumsal barışı hedefler. ^ Özgürlük ve Bağımsızlık Türk dış politikasının temel taşı ve amacıdır. Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik ilkesini bütünler. ^ Yurtta Barış Sulh Dünyada Barış Milliyetçilik ve Halkçılığın doğal sonucudur. Her ulusun birbirlerinin bağımsızlığına saygı duyması gerçeğini savunur. Ulusal bağımsızlık savaşları dışındaki savaşları cinayet olarak kabul eder. Türk dış politikasında izlenecek yolu gösterir. ^ Akılcılık ve Bilimsellik Laiklik ilkesinin bütünleyicisidir. Tüm gelişmelerin kaynağını oluşturur. ^ Çağdaşlık ve Batılılaşma İnkılâpçılık ilkesinin bütünleyicisidir. Değişimden yanadır. Çağdaşlaşmayı amaçlar ancak Batı’yı taklit etmeyi değil, Batı toplumlarını uygar kılan düşünce ve kurumları almayı amaçlar, çağın gereklerine göre yaşamayı öngörür. ^ İnsan ve İnsanlık Sevgisi Milliyetçilik ve Halkçılık ilkelerinin doğal sonucudur. İnsana ve insanlığa karşı olan her eylemi reddetmektedir. Tüm insanlığı bir bütün olarak kabul eder. ÖRNEK SORU Atatürk; 1924 yılında, “Bizim milletimiz vatanı için, hürriyeti ve egemenliği için fedakâr bir halktır, bunu ispat etti. Milletimiz yaptığı inkılapların kıskanç müdafiidir de. Benliğinde bu faziletler yerleşmiş bir milleti yürümekte olduğu doğru yoldan hiçbir kimse hiçbir kuvvet alıkoyamaz. ” demiştir. Atatürk’ün bu ifadesiyle Türk milletinin, I. özgürlük, II. bağımsızlık, III. inkılâpçılık ilkelerinden hangilerini korumada kararlılığını vurguladığı savunulabilir? A Yalnız I B Yalnız II C Yalnız III D I ve II E I, II ve III 2008/KPSS Lisans Cevap E

atatürk öğretmen akademisi geçmiş sınav soruları