Dualarıkabul olan üç sınıf insan Resûlullah Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Makbûl olduğunda şüphe bulunmayan üç duâ vardır: Babanın çocuğuna duâsı; misâfirin duâsı; mazlumun duâsı.”¹ Başka bir hadis-i şerifte:
Şuhadis-i şerif de evlatların anne-babası için yapacakları duanın önemini ve makbuliyetini göstermektedir: "İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak üç şey (barındıran amel defteri) bundan müstesnadır. Sadaka-i cariye, kendisinden yararlanılan ilim veya kendisine hayır dua eden salih çocuk." (Dârimi, Mukaddime, 46)
VARİKOSELTEDAVİSİ. Varikosel tedavisi her birey için gerekli olmayabilir. Eğer varikoseli olan hastada sperm kaybı ya da bozulması yoksa, çok şiddetli yan etkiler ve ağrılar görülmüyorsa semptomatik tedaviyle takip edilebilirler. Varikoseli olan birçok erkek, herhangi bir tedavi olmaksızın baba olabilir.
Duâlarındaha makbul olduğu Ramazan ayı ve mübarek gecelerde de çok duâlar ettik. Ancak şu an için duâlar karşılık bulmamış görünüyor. Zâlimler zâlimliğine devam ediyor. Mazlumların ah’ları arşa yükseliyor, ama haksızlıklar devam ediyor. Bunun mukabilinde musîbet ve cezalar da devam ediyor.
Cevap Dua yalnız Allah (cc) için ve Allah’a yapılır. Yani, insan istediğini sadece O’ndan (cc) istemeli, başkasından istememelidir. Çünkü el açıp yalvarmaya lâyık olan ancak O’dur (cc). Kâfir insan ise Allah’ı kabul etmediği gibi dua ettiğinde de bu duası Allah’a değildir.
WRDly10. Kimlerin duası kabul olur? Allahı nerede aramalıyız? Duaları kabul olan üç sınıf insan...Resûlullah Efendimiz şöyle buyurmuştur “Makbûl olduğunda şüphe bulunmayan üç duâ vardır Babanın çocuğuna duâsı; misâfirin duâsı; mazlumun duâsı.”¹ Başka bir hadis-i şerifte “Babanın oğluna duâsı, peygamberin ümmetine duâsı gibidir.”² Zayıflar, kalbi kırıklar ve fakirler Cenâb-ı Hakk’a karşı -tâbiri câizse- “naz ehli”dirler. Allah’tan bir şeyin vukû bulmasını ısrarla niyaz ve ümîd ederek bunu insanlara yeminle söyleseler, Allah Teâlâ onların yüzünü kara çıkarmaz. DUÂSI BOŞA ÇIKMAYANLAR Hadîs-i şerîfte buyrulur “İçinizde saçı-başı dağınık, eski elbiseler içinde, garip görünümlü ve insanların îtibâr etmediği nice kimseler vardır ki, Allâh’a yemin etseler, Allah onların yeminlerini boşa çıkarmaz… Berâ bin Mâlik de onlardandır.” Tirmizî, Menâkıb, 54/3854 NAZ EHLİ Yani böyle kimseler, Cenâb-ı Hakk’a karşı -tâbiri câizse- “naz ehli”dirler. Allah’tan bir şeyin vukû bulmasını ısrarla niyaz ve ümîd ederek bunu insanlara yeminle söyleseler, Allah Teâlâ onların yüzünü kara çıkarmaz. Nitekim Enes bin Mâlikʼin kardeşi olan Berâ’nın dünyaya ait bir dikili taşı bile yoktu. Ölmeyecek miktarda az bir azıkla yaşıyor, fakat fakirliği sabır ve tevekkülle karşılıyordu. Berâ Hz. Ömer zamanındaki harplerden birine katılmıştı. Bu savaşta müslümanlar sayıca çok az olup, zor durumda kalmışlardı. Ordu kumandanı, Berâʼdan Müslümanların zaferi için yemin etmesini ısrarla talep etti. Bunun üzerine Hz. Berâ “Ey Rabbim, onlara karşı zafer ihsân etmen ve beni Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’e kavuşturman için Sana yemin ediyorum!..” dedi. Hakîkaten ertesi gün zafer nasîb oldu ve Hazret-i Berâ da şevkle arzuladığı şehâdet şerbetini içti. Hâkim, III, 331/5274 Resûlullah Efendimiz bile, Allah’tan zafer ve yardım talep ederken muhâcirlerin fakirleri vesîlesiyle niyazda bulunur ve şöyle buyururdu “Bana zayıfları çağırınız. Çünkü siz, ancak zayıflarınızın duâ ve bereketi ile rızıklandırılır ve yardım edilirsiniz.” Ebû Dâvûd, Cihâd, 70 ALLAHʼA NEREDE ARAMALIYIZ? Kırık ve mahzun kalpleri vesîle edinerek rızâ-yı ilâhîye vâsıl olabilmek sadedinde Mâlik bin Dinar’ın şu rivâyeti de oldukça mânidardır “Mûsâ Cenâb-ı Hakk’a bir ilticâsında –Yâ Rabbi! Senʼi nerede arayayım!» dedi. Allah Teâlâ buyurdu ki –Benʼi, kalbi kırıkların yanında ara!»” Ebû Nuaym, Hilye, II, 364 [1] Ebû Dâvûd, Vitr 29/1536; Tirmizî, Birr 7/1905, Deavât 47; İbn-i Mâce, Duâ 11. [2] Süyûtî, II, 12/4199. Kaynak Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 2, Erkam Yayınları İslam ve İhsan
Halil Kılıç Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Sosyal bir varlık olarak insanın olmazsa olmaz özelliklerinden olan iletişimin üç boyutu vardır Kişinin kendisiyle olan iletişimi, diğer mahlûkatla olan iletişimi ve Yaradan’la olan iletişimi. Bu boyutlardan her biri önemli olmakla birlikte Yaradan’la olan iletişimin ayrı bir yerinin ve ehemmiyetinin olduğunda şüphe yoktur. Bu iletişin en temel unsuru, ibadetin özü olan duadır Tirmizî, Deavât, 1. Dua ile insan, her türlü ihtiyacını, dert ve sıkıntısını Yüce Allah’a arz ederek hem kulluğun en önemli gereğini yerine getirmiş hem de istenecek en yüce makamdan istemiş olur. Dua, sonsuz güç ve kudret sahibi olan âlemlerin Rabbinin insana yakın olduğunu hissettiren bir ibadettir. Bundan dolayı Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de kullarının kendisine yönelip dua etmelerini istemiş ve şöyle buyurmuştur “Kullarım, beni senden sorarlarsa, bilsinler ki, gerçekten ben onlara çok yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına icabet ederim. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” Bakara, 2/186 İnsanın psikolojik durumu ve içinde bulunduğu şartlar, Allah’a yönelişini arttırmakta; dert, sıkıntı ve taleplerini O’na daha içten bir şekilde arz etmesine vesile olmaktadır. Kulun bu samimi ve halisane yönelişi, Yüce Allah’ı hoşnut etmekte ve bu yöneliş onun duasının müstecâb olmasını sağlamaktadır. İşte yukarıdaki hadiste zikri geçen üç grup insanın yapacağı duaların müstecâb olmasının nedeni de bu hâllerde yapılan duaların samimi ve içten olmasıdır. Hadiste duasının müstecâb olduğu zikredilen üç sınıftan ilki mazlumdur. Mazlum; baskı ve zulüm altında ezilen, haksızlığa uğrayan, hakkı gasp edilen kişi demektir. Uğradığı haksızlık karşısında yapacak bir şeyi kalmayan mazlum kişi, Yüce Allah’a hâlini açar ve kendisine zulmeden, haksızlık yapan kişiyi tabir-i caizse Allah’a şikâyet eder. Yüce Allah da kendisine canıgönülden sığınan bu kulunu geri çevirmez ve duasına icabet eder. Hadiste zikri geçen ikinci grup ise yolcu olan kişilerdir. Yolculuk ile kişi, vatanından ayrılarak gurbete gider, pek çok meşakkate katlanır, yorgunluk, uykusuzluk gibi insanın acziyetini ortaya çıkaran hâllere maruz kalır. Böyle bir hâlde iken Müslüman bu acziyetini itiraf ederek Yüce Allah’a ellerini açar, dua ve niyazda bulunur. Yüce Allah da samimi bir şekilde kendisine yönelip dua kapısını çalan bu kulunu boş göndermez. Hadis-i şerifte zikri geçen ve duası müstecâb olarak nitelenen son grup ise anne babadır. Her ne kadar hadiste geçen “vâlid” kelimesinin “baba” olduğu ifade edilse de annenin de “vâlid” kelimesinin kapsamına girdiği söylenmiştir. Bazı muhaddisler, bu hadiste “vâlid” kelimesinin baba anlamında olduğunu; ancak anne hakkının baba hakkına göre daha fazla olması hasebiyle söz konusu kavramın kapsamına annenin evleviyetle dâhil olacağını ifade etmişlerdir. Çocuklarının dünyaya gelmesi, büyümesi ve yetişmesinde büyük emek sarf eden, gece gündüz demeden çabalayan anne babalar, onları büyüyünceye kadar kollarında, bir ömür boyu da yüreklerinde taşırlar. Çoğu kez onların hastalık ve sıkıntıları yanında kendi hastalık ve sıkıntılarını görmezden gelirler; meşhur ifadeyle “Yemeyip yedirirler, giymeyip giydirirler.” Evlatlarının her daim iyiliklerle ve hayırlarla karşılaşmaları; her türlü kötülükten ve günahtan uzak olmaları arzusuyla yanıp tutuşurlar. İşte bundan dolayı anne babalar, kendi kanlarından, canlarından bir parça olan evlatları için dua edecekleri zaman canıgönülden dua ederler. İşte, Peygamber’imizin yukarıda zikredilen hadis-i şerifinde, Yüce Allah’ın böyle bir arzu ve iştiyakla kendisinden talepte bulunan anne ve babaların isteğine kesinlikle icabet edeceği bildirilmektedir. Müstecâb dualar arasında anne babanın duasının yer almasının bir diğer hikmeti de anne baba hakkının/hatırının Allah hakkından/hatırından hemen sonra gelmesidir. Nitekim “Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın…” Nisâ, 4/36; “…İşte bunun için insana şöyle emrettik Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.” Lokmân, 31/14 ayetlerinde ve Hz. Peygamber’in “Rabbin hoşnutluğu anne babanın hoşnutluğuna bağlıdır. Rabbin öfkesi ise, anne babanın öfkesine bağlıdır.” Tirmizî, Birr, 3 sözünde bu hakikat açıkça görülmektedir. Buna göre, anne babaya iyi davranmak, Allah’a ortak koşmama emrinden hemen sonra gelmekte; anne babaya şükranların sunulması Allah’a şükretmekle beraber zikredilmekte ve Allah’ın rızası ve öfkesi anne babanın rızası ve öfkesine bağlanmaktadır. Dolayısıyla Yüce Allah nezdinde böyle bir ayrıcalıklı konuma sahip oldukları için anne babaların, evlatları hakkında yapacakları dualar, geri çevrilmeyen dualar kategorisinde yerini almıştır. Öyleyse, anne babalarını her daim razı edip onların hayır dualarını almak, onları üzecek ve sıkıntıya sokacak her türlü davranıştan uzak durmak ve onları, kendilerini cennete ulaştıracak bir vesile olarak kabul etmek evlatların en temel vazifesi olmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber “Ana ve babasına veya onlardan birine yaşlılıklarında yetişip de onlara hizmet ederek cennete giremeyen kimsenin burnu yerde sürülsün Allah müstahakını versin” Müslim, Birr, 9 buyurarak anne babaların, çocuklarını cennete ulaştıracak bir vesile olduklarını açıkça ifade etmiştir. Yüce Allah bizleri zulmetmekten, zulme uğramaktan, mazlumun bedduasını almaktan emin kılsın. Yolculuklarımızı bereketli eylesin ve dünyadan ahirete olan yolculuğumuzu imanla tamamlamayı nasip etsin. Bizleri anne babasına iyilik ve ihsanda bulunup onların hayır dualarını alan evlatlardan ve bereketli bir ömür sürmeleri için evlatlarına dua eden anne babalardan eylesin.
Hangi vakitte edilen dualar kabul olur?Zariyat 18 Seher vakti, gecenin son altıda biridir. Gecenin ikinci yarısından sonra da dualar kabul olur. [Gece, akşam ile imsak vaktinin arasıdır.] Hadis-i şerifte, ezan okunurken dua geri çevrilmez ve ezanla kamet arasında yapılan dualar kabul edilir Efendimiz Arefe günü ne yapardı?Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur “İhlas suresini kim arefe günü akşamı 1000 defa okursa Allahü Teala ona istediğini verir.” Peygamber Efendimiz bugün için “En hayırlı, kabulü şayan olan dua, Arefe Günü yapılan duadır” şeklinde bir Hadis kabul olması için ne yapmak gerekir?Duanın kabul olması için nelere dikkat edilmelidir? … Duadan önce tövbe ve istiğfar edilmeli. … Duadan Önce Allah'a Hamd Edilmeli, Peygamber Efendimize Salavat Getirilmeli. … Dua İçten, Tevazu İle Yalvararak Yapılmalı … Israrla Dua Edilmeli. … Umut Ve Korku İçinde Dua Edilmeli. … Dua Ederken Zaman Seçimine Dikkat 5, 2021Arefe günü neler yapmak gerekir?Arefe günü Arafat'ta, öğle namazının farzı ile ikindi namazının farzı öğle vaktinde peş peşe kılınır cem-i takdim. Arefe günü güneş batınca hacılar Arafat'tan Müzdelife'ye hareket ederler. Arefe günü, Arafat'ta hacılar, vakitlerini dua, namaz, zikir, tesbih, va'z dinleme, Kur'ân okuma vb. ibadetlerle günü hangi vakitte okursan mutlaka duanın kabul olacağı ismi azam?*Cuma namazından sonra yüz defa “Ya Gaffar" ism-i şerifini okuyanlar affa mağfirete mazhar olurlar. *Cuma günü akşama doğru “Yâ Veliyy" ism-i şerifini okuyanların hayırlı dilekleri kabul olunur. *Cuma gecesi 1000 defa “Yâ Muhsî" ism-i şerifini okuyanın kıyamet gününde hesabı kolay Üç kişinin duası geri çevrilmez?1- Babanın evladına duası. Babanın evladına duası, Peygamber'in ümmetine duası gibidir. 2- Misafirin duası. 3– Mazlumun duası Tirmizi, Birr, 7/1905."Arefe günü ne tesbih çekilir?Arefe Günü çekilebilecek zikirler şu şekildedir "La ilahe illellahü vahdehü la şerike leh, Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şey`in kadir." "Allahümme salli ala Muhammedin ve enzilhül muk`adel mükarrebe ındeke yevmel kıyameh." "Lailahe illallah vahdehu la şerike lehu." Hz.
Duaların Kabul Olduğu Zamanlar Vakitler Duaların Kabul Olduğu Zamanlar Vakitler 1- Seher vakti Hadis-i şerifte buyuruldu ki Allahü teâlâ, seher vakti, “İstiğfar eden yok mu, onu mağfiret edeyim. İsteyen yok mu, istediğini vereyim, duasını kabul edeyim” buyurur. [Müslim] Allahü teâlâ iyileri överken, Onlar seher vaktinde istiğfar eder buyuruyor. Zariyat 18 Seher vakti, gecenin son altıda biridir. Gecenin ikinci yarısından sonra da dualar kabul olur. [Gece, akşam ile imsak vaktinin arasıdır.] 2- Mübarek gün ve geceler. Cuma günü öğle ile ikindi arası. Recebin ilk gecesi, Şabanın 15. gecesi, Bayram geceleri, Arefe günü, Ramazan gün ve geceleri, İftar zamanı, Her günün zeval vakti. Bu vakitleri ganimet bilmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki Şu beş gecede yapılan dua red edilmez Regaib gecesi, Şabanın 15. [Berat] gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi. [ Cuma günlerinde bir an vardır ki, o anda edilen dua red olmaz. [Buhari, Müslim, Tirmizi] Ramazanda Allah günahları affeder ve duaları kabul eder. [Taberani] 3- Ezan okunurken ve ezan ile kamet arasında. Hadis-i şerifte, Ezan okunurken dua red olmaz ve Ezanla kamet arasında dua kabul edilir buyuruldu. 4- Namaz kılarken, secdede iken ve namazlardan sonra. Hadis-i şerifte, Kulun Rabbine en yakın hali, namazda secdede ikendir. Secdede çok dua edin. Bu dua kabul olur ve Beş vakit namazlardan sonra yapılan dua kabul olur buyuruldu. Buhari Nafile namazlarda, secdede iken dua edilir, farz namazlarda secdede dua edilmez. 5- Kur’an-ı kerim hatmedilince. Hadis-i şerifte, Kur’anı hatmedenin duası kabul olur buyuruldu. 6- Kalbinde incelik hissettiği an. Hadis-i şerifte, Rikkat [incelik] halinde duayı ganimet bilin. Bu hal Rahmet kapısının açık olduğunu gösterir buyuruldu. 7- Kâbe-i şerifi görünce. Hadis-i şerifte, Hac yapanların, duaları kabul olur. Kâbe’de Mültezim denilen yerde, dua eden mutlaka uğradığı musibetten kurtulur buyuruldu. 8- Hasta iken, sıkıntılı iken. Hadis-i şerifte, Dertli müminin duasını ganimet bilin! buyuruldu. Ebuşşeyh 9- Oruçlu iken. Hadis-i şerifte, Oruçlunun duası red edilmez buyuruldu. [Tirmizi] 10- Yağmur yağarken, Kur’an okunurken, düşmanla karşılaşınca. Hadis-i şerifte, Şu durumda rahmet kapıları açılır ve dualar kabul edilir Kur’an okunurken, düşman ordusu ile karşılaşılınca, yağmur yağarken buyuruldu. 11- Cemaat halinde, Hadis-i şerifte, Bir cemaat toplanır, bir kısmı dua eder, ötekiler de amin derse o duayı, Allah kabul eder buyuruldu. 12- Gıyaben yapılan dua. Hadis-i şerifte, Din kardeşine gıyabında [arkasından] yaptığı dua kabul olur buyuruldu. [İbni Ebi Şeybe] 13- Ana babanın, yolcunun duası ve mazlumun zalime ettiği dua. Hadis-i şerifte, Ana babanın evladına duası, yolcunun, misafirin ve mazlumun duası makbuldür buyuruldu. Tirmizi 14- Kur’an-ı kerimi hıfzedenler. Hadis-i şerifte, Kur’an-ı kerimi hıfzeden, her hatmi sırasında, kabul olunmuş bir dua hakkına sahip olur buyuruldu. 15- Hacılar, mücahidler. Hadis-i şerifte, Şu dört dua red olmaz Din kardeşine arkasından yapılan dua. İyileşinceye kadar hastaların, dönünceye kadar hacca ve savaşa gidenlerin duası buyuruldu 16- Müslümanlıkta saçlarını ağartanların, âlimlerin ve adil idarecilerin duaları da makbuldür. Hadis-i şerifte, Şu üç kişinin hakkını ancak münafık olan küçümser İslam yolunda saçını ağartmış olan, ilim sahibi ve âdil idareci buyuruldu. Duaların kabul olduğu zamanlar Hadis-i şeriflerde duanın kabul edilmesine en uygun vakitler olarak şu zaman dilimlerinden bahsedilir; -Gecenin son üçte birlik kısmı -Farz namazların sonrası -Secde esnasında yapılan dualar -Hac veya umrede yapılan dualar -Ezan okunduğu vakit -Ezanla kamet arası -Yağmur yağdığı zaman -Kur’an hatminden sonra -Gözlerimiz iman hassasiyetiyle yaşardığı zaman -Bizi yalnız Allah’ın gördüğü yerler DUASI KABUL OLAN KİMSELER Bir de duası kabul olan kimseler hadislerde şu kimselerin yaptığı duaların reddolunmayacağı haber veriliyor -Evine dönünceye kadar hacının ve gazinin duası -İyileşinceye kadar hastanın duası -Mü’min bir kimsenin, diğer mü’min kardeşi için gıyaben yaptığı dua -İftar edinceye kadar oruçlunun duası -Adaletli devlet başkanının duası -Babanın evladına duası -Esma-i Hüsna, salih ameller, -Peygamberler ve diğer büyük zatlar ile tevessül edilerek yapılan dualar -Misafirin ev sahibine duası -Mazlumun duası
Peygamber efendimiz beddua etti mi? Peygamber efendimiz, diğer bazı Peygamberler gibi kavimlerine genel bir beddua etmemiş ama muayyen günahları işleyenleri lanetlemiştir. Mesela birkaçı şöyledir Lutilere Allah lanet etsin! [Beyheki] Paraya tapana lanet olsun! [Tirmizi] Bid’at çıkarana lanet olsun. [Dare Kutni] Eshabıma sövene lanet olsun. [Hakim] Doğruyu bildiği halde susana lanet olsun [Deylemi] Ayrıca isim söyleyerek beddua ettikleri de vardır. Bir tanesi şöyledir Ebu Leheb’in oğlu Uteybe, Tebbet suresi gelince, Resulullah efendimize hakaret etti. Resulullah çok üzülüp, Ya Rabbi, buna bir canavar musallat et dedi. Ebu Leheb’in oğlu Uteybe Şam’a giderken, bir gece, bir aslan gelip uyuyan arkadaşlarını koklayıp bıraktı. Sıra Uteybe’ye gelince onu parçaladı. Mirat-i kâinat Taberani’de rivayet ediliyor ki İki kişi, Hazret-i Hamza hakkında aşağılayıcı bir şiir okuduklarından Cehenneme gitmeleri için Resulullah beddua ediyor. Peygamber efendimiz beddua etmezdi sanarak hadis kitaplarındaki beddua bildiren böyle bir hadis-i şerife şüphe ile bakmak din düşmanlarını sevindirmek olur. O zaman imam-ı Taberani’ye de itimat kalmaz. Zaten din düşmanlarının bütün derdi de bu. Âlimleri ve hadisleri yıkarsak Kur’anı yıkmak daha kolay olur diyorlar. O iki kişi hicri 8. yılda Müslüman olmuştu. Hazret-i Hamza ise bundan 4 yıl önce şehit oldu. Yani o zaman o iki kişi Müslüman değildi. O dua, Müslümanlara yaptıkları zararlardan ve sevgili amcası Hazret-i Hamza’ya dil uzattıklarından dolayı yapılmıştı. Mekke’nin fethinde, Resulullah efendimiz herkesi affetti. Yalnız on kişinin isimlerini söyleyip, Bunları görünce hemen öldürün buyurdu. Bu on kişiden biri olan Vahşi bin Harb, Mekke’den uzaklara kaçtı. Daha sonra pişman olup, Medine’de mescide gelip, Ya Resulallah, bir kimse Allah’a ve Resulüne düşmanlık yapsa, en kötü, en çirkin günah işlese, sonra pişman olup iman etse, bunun cezası nedir? dedi. Resulullah efendimiz, Pişman olup iman eden affolur, bizim kardeşimiz olur buyurdu. Ya Resulallah, iman ettim, pişman oldum. Ben Vahşi’yim dedi. Peygamber efendimiz, Vahşi adını işitince, sevgili amcası Hazret-i Hamza’nın parçalanmış hâli gözü önüne geldi. Ağlamaya başlayıp, Git, seni gözüm görmesin buyurdu. Vahşi, öldürüleceğini anlayıp dışarı çıkarken Cebrail aleyhisselam gelip, Ey Habibim, bütün ömrünü puta tapmakla, kullarımı bana düşman etmeye uğraşmakla geçiren bir kâfir, bir kelime-i tevhid okuyunca, ben onu affediyorum. Sen, amcanı öldürdü diye Vahşi’yi niçin affetmiyorsun? O pişman oldu. Şimdi sana inandı. Ben affettim. Sen de affet mealindeki ilahi emri bildirdi. Herkes, öldürün emrini bekliyordu. Resulullah efendimiz, Kardeşinizi çağırınız buyurdu. Kardeş sözünü işitince, saygı ile çağırdılar. Resulullah efendimiz, affolduğu müjdesini verip, Fakat, seni görünce dayanamıyor, üzülüyorum. Bana görünme buyurdu. Hazret-i Vahşi, Resulullahı üzmemek için, bir daha yanına gelmedi. Mahcup, başı önünde yaşadı. Kurtubi, Süyuti, Taberi Sorgusuz sualsiz öldürülmesi gereken bir kâfir, Müslüman olunca, onun hakkındaki nefret, merhamete dönüşüyor, sahabilik şerefine kavuşuyor. Günahları sevaba çevriliyor. Sual Birine beddua için, Seni Allah'a havale ediyorum demek, uygun olur mu? CEVAP Söyleyen şahsa ve niyetine göre değişir. İbni Mesud hazretleri anlatır Ebu Cehil ve arkadaşları, Resulullah Kâbe’nin yanında namazda secdede iken, üstüne deve işkembesi attılar. Resulullah, namazını tamamlayınca, yüksek sesle, Allahım, Ebu Cehil’i, Ukbe bin Rebia’yı, Şeybe bin Rebia’yı, Velid bin Utbe’yi, Ümeyye bin Halef’i, Ukbe bin Muayt’ı sana havale ediyorum buyurdu. Bedir savaşında, Resulullahın ismen zikrettiği bu kimselerin, hepsinin yere serilmiş cesetlerini gördüm. Buhari, Müslim, Nesai Bir de, sanki, hâşâ Allahü teâlânın haberi yokmuş da, Ona haber veriyorum, gereğini yapsın, mazlumun hakkını zalimde bırakmasın gibi, bir anlamda söylenirse, hiç uygun olmaz. Allahü teâlâ, hiç kimsenin yaptığından gâfil değildir. Kul, yanlış bir şey yapmışsa, elbette onu hesaba çeker ve cezasını verir. Allaha havale ediyorum sözü, senin yaptığın bu kötülüğe karşı sabrediyorum, buna karşılık vermiyorum, yaptığının cezası ne ise, Allahü teâlâ versin anlamında söylenirse, mahzuru olmaz. Dua ve beddua Sual Duanla yaşamıyorum ki, niye bedduanla öleyim sözü uygun mudur? CEVAP Uygun değildir. Dua hafife alınmış olur. Dua veya beddua kabul olabilir. Yani kabul olan dua ile yaşanabilir. Yahut dua kabul olmasa da, beddua ile insan ölebilir. İki hadis-i şerif meali şöyledir Şu dört dua reddolmaz Din kardeşinin gıyabında yapılan dua, iyileşinceye kadar hastanın, dönünceye kadar hacca ve cihada gidenin duası. [Deylemi] Ana babanın çocuğuna ve mazlumun zalime olan bedduaları reddedilmez. [Tirmizi] Bedduadan kurtulmak Sual Annem ve babam, beddua edip vefat ettiler. Bu bedduanın zararlarından kurtulmak ve bana haklarını helâl etmeleri için ne yapmam gerekir? CEVAP Onlar için hayır dua edip, yaptığınız ibadetlerin, hayır ve hasenatın sevablarını onlara da göndermelisiniz. Mesela okuduğunuz Kur’an-ı kerimin veya verdiğiniz sadakanın sevabını onlara hediye etmelisiniz. Böylece, yapılan bedduaların zararlarından kurtulmuş ve ana babanızın haklarını ödemiş olursunuz. Bağışladığınız sevablar, hiç eksilmeden size de verilir. Sual Bazı hadis-i şeriflerde lanet olsun deniyor. Lanet etmek ne demektir? Kötü anne babanın iyi olan çocuğuna yaptığı beddua kabul olur mu? CEVAP Lanet olsun demek, Allah’ın rahmetinden uzak olsun demektir. Lanet etmek, beddua etmek iyi değildir. Çünkü hadis-i şerifte, Bir kimse lanet edince, lanet edilen buna müstahak değilse, kendine döner buyurulmuştur. Beyheki İbni Mübarek hazretleri, çocuğunu şikayet edene, Çocuğa beddua ettin mi? dedi. O da, evet deyince, Çocuğun ahlakını sen bozdun buyurdu. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki Bir babanın duası, ilahi hicaba erişir ve bu hicabı da aşar. [İbni Mace] Ana-babanın çocuğuna ve mazlumun zalime olan bedduaları, red olmaz. [Tirmizi] Kötü ana-babanın, suçsuz ve iyi olan çocuğuna yaptığı beddua kabul olmaz. Haksız olarak yapılan beddualar kabul olmaz. Haksız olarak yapılan beddua Sual Ana-baba, mazlum ve misafirin duası kabul olur buyuruluyor. Bu insanlar haksız olarak beddua ederlerse yine mi kabul olur? CEVAP Ana-baba, mazlum ve misafirin duası kabul olur demek, Ana-babanın çocuğuna yaptığı hayır dua, mazlumun [kâfir bile olsa] kendine zulmeden zalime yaptığı beddua, misafirin ev sahibine yaptığı hayır dua kabul olur demektir. Yoksa misafirin, suçsuz olan ev sahibine yaptığı beddua kabul olmaz. Mazlumun, kendine zulmetmeyen birine yaptığı beddua kabul olmaz. Ana-babanın, evladına yaptığı hayır dua kabul olur. Kötü ana-babanın, suçsuz ve iyi olan çocuğuna yaptığı beddua kabul olmaz. Kısacası haksız olarak yapılan beddua kabul olmaz. Beddua etmeye alışmamalıdır! Çünkü hadis-i şerifte buyuruldu ki Kendinize, çocuklarınıza ve mallarınıza beddua etmeyiniz! Duaların kabul olduğu bir vakte rastlar da, bedduanız kabul olur. [Müslim] Sual Annem, babamdan boşandı. Babam annemi, annem de babamı kastedip Eğer onunla görüşürsen hakkımı helal etmem, beddua ederim dediler. Haksız olarak ettikleri beddua geçer mi? CEVAP Geçmez. Gizli görüşmek lazımdır. Sual Babam beddua etti. Sonra öldü. İşim rast gitmiyor, bunun çaresi nedir? CEVAP Tevbe istigfara devam etmeli, ölü için hayırlı işler yapmalıdır! Sual Bir gencin evlenme teklifini kabul etmedim. Bunun üzerine bana, “Allah belanı versin” dedi. Şimdi sağlığım bozuktur. Acaba, sağlığımın bozulması, gencin bedduasından mıdır? Onunla helalleşmem mi gerekiyor? CEVAP Evlenme teklifini kabul etmemekle hak geçmez. Haksız olarak yapılan beddualar da geçmez. Helalleşmek gerekmez. Lanetli olmak Sual Hadisi-i şerifte, Fitne çıkarana Allah lanet etsin buyuruluyor. Lanetli olmak ne demektir? Lanetli olacak iş yapınca, insan İblis gibi lanetli mi olur? Yani bir daha müslüman olmayacak şekilde kâfir mi olur? CEVAP Hayır. Lanetin birkaç manası vardır. En kötüsü Allah’ın rahmetinden uzak olmak anlamına kullanılır. Lanetli bir iş yapar da, sonra tevbe ederse, Allah’ın rahmetinden uzak kalmaz. Fâsıklara lânet okumak Sual Fâsıklara, bid’at ehline ve kâfirlere ismen lânet etmek uygun olur mu? CEVAP Uygun olmaz, çünkü Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki Adını söyleyerek, belli bir kâfire lânet etmemeli. Genel olarak, Kâfirlere lânet olsun! demekte mahzur olmaz. İslam’da İlk Fitne kitabı İsim söylenmeden, Allah'ın lâneti, kâfirlerin, bid'at ehlinin ve fâsıkların üzerine olsun demekte de mahzur yoktur. Çünkü Allahü teâlâ ve Peygamber efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" böyle genel lânet etmiştir. Bir âyet-i kerime meali Allah ve Resulünü incitenlere Allah, dünyada ve âhirette lânet etmiştir. [Ahzab 57] Bir hadis-i şerif Zâlim âmirlere, fâsıklara ve sünnetimi yıkan bid'at ehline Allah lânet etsin! [Deylemî]Zalime de beddua etmemeli Sual İnsanlara zulmedenlere, eziyet edelere ve günah işleyerek isyan edenlere, beddua etmenin dinen mahzuru var mıdır? Cevap Zalimden başkasına beddua etmek haramdır. Zalime de, zulmü kadar beddua etmek caiz olur. Caiz olan bir şeyin miktarı da, özrün miktarı kadar olur. Zalime de beddua etmemek, sabretmek ve hatta, affetmek daha iyidir. Resûlullah efendimiz, bir kimsenin zalime beddua ettiğini görünce;İntisâr eyledin! buyurdu. Affeyleseydi, daha iyi olurdu. Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki Kendinize, evlâdınıza, kötü dua etmeyiniz. Allahın kaderine razı olunuz. Nimetlerini arttırması için dua ediniz.Ananın, babanın çocuğuna olan ve mazlumun, zalime olan bedduaları, red olunmaz.Tufeyl bin Amr Dûsî hazretleri kendisi anlatır “Resûlullah efendimize giderek; -Ya Resûlallah! Kavmime beddua ediniz. Çünkü çok zina yapıyorlar, dedim. Resûlullah efendimiz; -Allahım, Dûs kavmine hidayet ver diye dua buyurdular ve bana; -Yine kavminin arasına dön, onları İslâma davet et, buyurdu. Gidip kavmimi İslâma davete devam ettim.”Sa'îd bin Cübeyr hazretlerinin bir horozu vardı. Her gece öter, onu teheccüd namazına kaldırırdı. Bir gece her nasılsa ötmedi ve Sa'îd bin Cübeyr hazretleri teheccüde kalkamadı. Sabahleyin bu iş ona çok ağır geldi ve horoza;“Allahü teâlâ sesini kessin” dedi. Ondan sonra o horoz hiç ötmedi. Annesi bu hali görerek, oğlu Sa'îd bin Cübeyr hazretlerine; “Sakın kimseye beddua etme” diye tembihte bulundu.
babanın duası neden kabul olur