oThhgRl. Sülük tedavisinden sonra şişlik neden olur? sorular forum içinde, yazan Gast Cevap 0 Son Mesaj 17. 03. 2017, 1224 Kafada karincalanma? cevaplar forum içinde, yazan Gast Cevap 1 Son Mesaj 26. 01. 2017, 1911 Kafatasında şişlik nedenleri? cevaplar forum içinde, yazan Gast Cevap 1 Son Mesaj 11. 03. 2015, 1529 Kafadaki sislik neden olusur? cevaplar forum içinde, yazan Gast Cevap 1 Son Mesaj 13. 01. 2015, 1148 Kafada şişlik neden olur? cevaplar forum içinde, yazan Gast Cevap 1 Son Mesaj 21. 05. 2013, 1925 İş yeri stresinin de bu hastalığa zemin hazırlayan sebeplerden biri olduğuna dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Kayahan huzursuz bağırsak sendromu ile ilgili önemli bilgiler verdi. İç Hastalıkları Uzmanı Kayahan, “İrritabl barsak sendromu, sık görülen kronik bir hastalıktır. Görülme sıklığı erişkinlerde yüzde 15-20’lere kadar kesimde oldukça sık rastlanmakta, bağırsak hastalıkları içinde doktora en sık müracaat edilen rahatsızlıkların başında gelir. En önemli belirtisi dışkılama alışkanlığının değişmesidir. Zaman zaman kabızlık ve ishal periyodları, karın ağrısı, dolgunluk, şişkinlik hissi, geğirme, mide de yanma, ekşime gibi hazımsızlık şikayetleridir. Hiçbir zaman kanlı dışkılama olmaz. Bu, psikosomatik bir hastalık olup, organik veya biyolojik herhangi bir nedeni yoktur. Hastanın yaşam süresini kısaltmaz, hayatı tehdit etmez ama yaşam kalitesini bozar” diye belirtileri nelerdir?Hastalığın gelişiminde en önemli sebeplerden birisinin stres, artmış korkular, panik ataklar, çalışma veya günlük yaşamda karşılaşılan sorunlarla baş edememek geldiğini dile getiren İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meral Kayahan, şunları kaydetti“Beyin ile vücudumuz arasındaki ilişki birçok örnekle net bir şekilde ortaya konabilir. Anksiyeteye neden olan bir durum ile karşı karşıya kalındığından iş yeri stresi, yarışma, imtihan birçok kişide emosyonel ve fiziksel bir cevap meydana gelir. Kişi bu esnada emosyonel olarak korku, Anksiyete iç sıkıntısı, stres veya şüphe hissedebilir. Fiziksel olarak ise terleme, çarpıntı, nefes darlığı, adale gerginliği, karın ağrısı bu emosyonel ve fiziksel tepkiler her bireyde farklılık gösterir. Bu tamamen kişinin o anda aklından ve vücudunda olanların farkına varma derecesi ile ilgilidir. Çoğu kişide hedef organ bağırsaklardır. Bağırsaklar, gıdaların sindirilme ve artıkların dışarı atılması işlevini beyinden bağımsız olarak otonom sinir sisteminin kontrolünde stres ve yoğun baskı anında beyinin gönderdiği karmaşık uyarılar, kendi kendine düzenli çalışan bağırsak sinir sistemini de etkiler. Tüm bunların sonucunda irritabl bağırsak sendromunda gözlenen olaylar istemsiz olarak gelişir. Stres anında santral sinir sistemi ve diğer sinir sistemleri arasındaki yakın ilişki nedeni ile gerek direkt uyarı, gerekse salgılanan hormonlar aracılığı ile barsak hareketleri da karın ağrısı ve ishal’e neden olur, ayrıca şişkinlik ve gaz şikayetlerini beraberinde getirir. Bağırsağın kas tabakasında gevşeme ile sindirim artıkları barsak içinde birikerek gevşek karın duvarı olanlarda özellikle bayanlarda karında şişmeye, gerginliğe ve ağrıya neden olur. Hastalığın altında yatan neden organik veya biyolojik sebep değildir, bağırsak kaslarının fonksiyonunda oluşan bir hastalık ama...Beslenme biçimi, ruhsal durum, stres, iş yoğunluğu, iş gücü altında ezilme, seyahat, yaşamda bazı yeni başlangıçlar iş değiştirme, evlenme, boşanma, şehir değişikliği vb... seyahatler bireyden bireye değişen oranlarda bu hastalığa neden bağırsak sendromu ile beraber yaşamak zordur. Beklenmedik zamanda ortaya çıkan ağrılar, sık sık dışkılama, kötü kokulu ishal veya kabızlık sosyal yaşamı etkiler. Günlük yaşamda aşırı tüketilen kahve, çay, sigara, düzensiz beslenme, alkol zaten hassas olan bağırsağı daha da olumsuz etkiler, şikayetler artar. Bütün bunlar yorgunluk, depresyon, isteksizlik ve uyku bozukluğuna, iştahta azalmaya sebep süreli bir hastalık olmasına karşın herhangi bir komplikasyona sebep olmaz. İşlevsel bir hastalıktır, kansere, kanamaya, ülseratif kolite neden bir hastalıktır, fakat nadiren ömür boyu sürer çok az kişide devamlılık gösterir. Yaşam içindeki stres faktörlerinin ortadan kalkması ile ve kişinin yaşam şeklini, işini ve aile ilişkilerini düzenlemesi ile hastalık tamamen düzelebilir. Öncelikle bir hekime başvurulmalı. Hekim hastasına organik, yapısal bir hastalığı olmadığını zengin gıdalar, kabızlığın ön planda olduğu hastalarda yarar sağlar. Karın ağrısı ön planda olan hastalarda spazm çözücü ve barsak hareketlerini düzenleyici ilaçlar kullanılır. Anksiyete bozukluğu olanlarda anksiyolitik verilebilir.” - 1445 Güncelleme - 1447 Sülükle tedaviyi işin uzmanları yapmalı Anadolu'da 'kocakarı' ilacı olarak bilinen sülük, artık kamu hastanelerinde yapılacak. Uzmanlar merdiven altı yerlerde yapılan sülük tedavisinin ise hastalığı iyileştirmeden ziyade ölümle sonuçlanabileceğini söylüyor. Uzman doktorlar ve bunun eğitimini almış kişiler tarafından yapılacak sülük tedavisinin ise ülser, kanser tedavisi, çok ciddi ağrılara sebep olan ağrılar, kronik hastalıklar, görme ile ilgili sorunlar, hipertansiyon, kulak çınlaması, hipertansiyon, bel ve boyun fıtığı gibi birçok hastalığa iyi geldiğini ifade ediyor. Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Memet Işık, uzmanlar tarafından yapılmayan sülük tedavisinin ciddi reaksiyonlar doğurabileceğini, kanama problemi olan hastaların kanının durmayarak ölümle sonuçlanabileceğini söyledi. Sağlık Bakanlığı 27 Ekim 2014 günlü Resmi Gazete'de 'Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği'ni yayımladı. Bu yönetmeliğe göre, Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastaneler, özel hastaneler ve üniversite hastaneleri 'sülük, hacamat, sinek larvası, arı, bitkisel ilaç, hipnoz ve çıkıkçı' gibi alternatif alanlarda da hizmet verebilecek. Doç. Dr. Memet Işık, sülük tedavisiyle ilgili yanlış bilinenlere açıklık getirdi. Bakanlığın yayınladığı yönetmelikle alternatif tıpın kullanım alanını çok sınırlandırdığını ifade eden Memet Işık, tıp dünyasında sülük tedavisinin birçok alanda kullanıldığını belirtti. Sülük tedavisinin halk arasında 'kireçlenme' olarak bilinen ağrılarda kullanıldığını kaydeden Işık, boyun fıtıklarında ve çok ilerlememiş bel fıtıklarında etkili olduğunu tedavisinin kesinlikle bir hekim tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Işık, sülüğün çok ciddi bir tedavi yöntemi olduğunu, bu canlıyı sadece ağrılı bölgeye koymanın yetmeyeceğini, tedavi sırasında oluşabilecek olumsuz durumla müdahale edebilecek uzman kişilerin yapması gerektiğini açıkladı. Bu konulara ilgi duyan insanların sülük tedavisini hastalara uyguladığını kaydeden Işık, "Bazı insanlar bunları evlerinde ya da kendi ofislerinde uygulamaya çalışıyor. Bu sağlık açısından büyük risk taşıyor. Yani bir anda ciddi bir alerjik reaksiyon gelişebilir. Hastayı ölüme götürebilecek kadar ciddi reaksiyonlar olabilir. Eğer hastada kanama ile ilgili bir sıkıntı var ise mesela hemofili, hastanın kanı durmayabilir." dedi. SÜLÜKLE TEDAVİ EDİLEMEYEN NEREDEYSE HASTALIK YOKSülük tedavisinin çok geniş bir yelpazede kullanılabileceğini ifade eden Memet ışık, kanser hastalarının çektiği ağrıları da dindirmede etkin rol oynadığını, bunun dışında eklem hastalıkları, kronik hastalıklar, görme ile ilgili sorunlar, göz sinirlerini dejenerasyonu, dolaşım bozuklukları, kulak çınlaması, hipertansiyon, ALS hastalığı ve bir çok hastalıklarda sülük tedavisinin uygulanabileceğini açıkladı."SÜLÜK KAN EMEREK DEĞİL AĞZINDAKİ SALYA İLE TEDAVİ EDER"Halk arasında sülüğün kan emerek tedavi etme özelliğine de açıklık getiren Doç. Dr. Işık, sülüğün salyasında 120'ye yakın biyoaktif maddenin tespit edildiğini, bu maddelerden en önemlisinin de kanı sulandırıcı özelliğe sahip olması olduğunu belirtti. Sülüğün bir defa beslendikten sonra iki yıl kadar o aldığı kanla yaşadığını kaydeden Işık, iyi bakılan bu hayvanın 8-10 yıl yaşayabileceğini ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı "Biz tedavide bir sülüğü bir defa kullanıyoruz. Bir kez kullanılan sülüğün tekrar kullanılmaması lazım. Çünkü sülüğün asıl tedaviye fayda eden kısmı ağzındaki salya. Ağzında biyoaktif maddeler oluşması için belli bir zamanın geçmesi lazım. Birkaç gün içerisinde sık sık kullanılan sülük emse bile kan alsa bile o kan kusturularak tekrar kullanılıyor. Tedavi edici etkisi olmuyor. Çünkü bu salyanın oluşması için tavsiye edilen 3 ay sülüğün emmemesi ve tekrar başka bir yerde kullanılmaması gerekir." CİHAN Sülüklerin 650 den fazla türü olduğu biliniyor. Bu türler içinde tıbbi anlamda önemi olanlar var, bunun dışında ekolojik denge için de önemli olanları var. Bataklık alanlarda indikatör kirlilik belirteci canlı olarak görebiliyoruz. Örneğin suyun analizlerini yapıyorsunuz, organik maddelerin bol olduğu yerlerde, belli başlı baskın sülükler çıkarken, bakıyorsunuz daha temiz ve vejetasyonun fazla olduğu sularda tıbbi sülükler hakim olabiliyor. Yine bazı türleri akarsularda gözlerken, bazılarını sadece durgun göl ve bataklıklarda bulabiliyorsunuz. Çoğu sülükler bir yıl yaşarlar. Baharda yumurtadan çıkan sülükler takip eden yılda döngüsü, beslenme alışkanlıkları ile yaşam ortamına bağlıdır. Tıbbi sülük Hirudo medicinalis ve diğer Hirudo türleri diğer türlere göre daha uzun yaşar. Ekosistem içinde yumurta bırakma şekilleri çok farklı. Bazı türler yumurta keselerini taş gibi sert yerlere yapıştırırken, tıbbi sülük dediğimiz Hirudo türleri toprağın içerisine giriyorlar, orada yumurtayı bırakıyorlar. Tıbbi sülükler ekonomik bakımdan önemli olduğu için toplanmakta ve nesli tükenmektedir. Bu bakımdan hayat sürecini iyi bilmek gerekir. Sülükler, yaz ve kış uykusuna yatarlar. Uykudan çıkarken yumurta bırakırlar. Uykudan çıktıkları dönem beslenme dönemidir. Mart, nisan, mayıs – ilkbahar ayları beslenme dönemidir. Eylül, ekim, kasım-sonbahar dönemlerinde ise yaz uykusundan kalkarak yumurta bırakır ve beslenmeye başlar. En hareketli dönem ilkbahardır. Tıbbi sülükler için kış uykusunda toprak altında en uzun süre kaldığı dönemdir. Yumurtayı belli bir derinliğe girer, belli bir basınç altında onlara kokon diyoruz. Yumurtadan suyun sıcaklığına göre 20°C’de ortalama 30 gün sonra çıkarlar. Tıbbi sülükleri kültüre aldığımızda sülüklerin yumurtadan çıkamadığını görebiliyoruz. Bunun basıncın kültür ortamında yeterince ayarlanamamasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Böyle durumlarda 30 günden sonra yumurtaların uçlarından keserek, yavruların çıkışına yardımcı oluyoruz. Kültür şartlarında böyle bir durum var, ancak tabiatta denge çok güzel çalışıyor. Sülüklerin üremesiyle ilgili bir şeye daha değineceğim. Kendi yavrularına bakan sülük türleri de var. Karnı altına onlarca kokonu yapıştırıyor. Kokondan yavrular çıktıktan sonra 10-15 gün anne karnı altında kalıyor daha sonra ayrılıyor. Kuluçka gibi bir sülük bakımından dünyanın merkezi durumundadır. Avrupa, Asya, Afrika ve Ortadoğu ile etkileşim altında olduğundan göçmen kuşlara tutunarak birçok yere taşınabiliyor. Hirudo türleri doyduktan sonra ayrılır. Ayrılma süresi yarım saatle 3 saat arasında değişebilir. Bir su kuşu 3 saatlik bir mesafeyi kat ederek başka yerlere bu canlıları çok rahat taşıyabilir. Ayrıca su kuşları tarafından yenilen sülükler kolaylıkla sindirilirken, sülükte bulunan kokon içindeki yumur-talar kolaylıkla sindirileme-mektedir. Böylece göçmen kuşlar tarafından başka yerlere sülükler rahatlıkla transfer edilmekte ve oralarda kuşların dışkısıyla atılan yumurtalardan yavru sülükler çıka-bilmektedir. Hirudo türleri mütevazi sülüklerdir. Doyduğu zaman tutunduğu canlıyı bırakır. Ama bazı türler var ki tutunduğu canlıyı bir taraftan emiyor diğer taraftan da kan atıyor. Bu türler daimi parazitlerdir. Operasyonla alınmazlarsa, kan kaybından canlıyı öldürebilir. Bu tip sülüklere en iyi örnek Limnatis nilotica’ ekolojik dengedeki görevi nedir?Ekolojik faydaları saymakla bitmez. Sülüklerin bir kısmı parazit bir kısmı ise çürükçüldür. Ortamdaki kirletici şeyleri tüketirler. Ölü dokuları yiyerek beslenirler, dolayısıyla bir arındırma görevi yaparlar. Daha farklı bir şey söyleyeyim, doktoramda çalıştığım Nephelopsis obscura türü sülük paraziter olduğu için balıkları bu parazite karşı nasıl koruruz diye inceledim. Çeşitli kimyasallarla kontrol altına almayı planladığımız bu sülüğün bazı kimyasal maddeleri içeren suyu süzdüğünü ve temizlediğini gördüm. Bu işlemi mukus salgılayıp kimyasal maddeleri bağlayarak ailesinde yer alan tıbbi sülükler ise kan emerek beslenirler. Bu sülükler tabiatta parazit olmanın gereği olarak beslenmek için kan emiyor, ama bu özellikleriyle de insanlara tedavi konusunda hizmet ediyor. Tabiat vesilesiyle insana sunulmuş doğal bir şifa kaynağı durumundadır. Sülük türlerinde biyokimyasal analizlerin yapılması gerekiyor. Bu analizler detaylı olarak yapılsa çok farklı etken maddeler bulunabilir. Bu etken mad-delerin de nerelerde ne işe yaradığı hiç bir şeyin boşuna yaratılmadığının delillerinden bir tanesini sülüklerin oluşturduğunu söyleyebilir miyiz? Evet çok büyük bir örnek. Düşünün! Şu anda Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanarak duyurulmuş olan ve internet sayfasından görüşlere sunulan “Geleneksel, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Uygulamaları Yönetmeliği” bulunmaktadır. Bu yönetmelikte sülüklerle tedaviye de onay verilmektedir. ABD tarafından sülüklerle tedaviye 2004 yılında bir sülük üretici firmanın başvurusu üzerine onay verilmiştir. Biz de yakın bir zamanda tıbbi sülüklerin tedavi amacıyla kullanılabileceğine dair yönetmeliğin kabul edilerek yayınlanmasını bu canlıları nasıl kullanıyoruz?Bu canlılar halk arasında birçok hastalığa karşı bilerek veya bilmeyerek kullanılmaktadır. Son yıllarda açılan kliniklerde de sülükle tedaviler uygulanmaktadır. Sülüğün, bir taraftan kanı emerken diğer yandan `Hirudin` ve buna benzer birçok biyolojik maddeyi vücuda vererek hastalıkların tedavisinde rol oynadığı biliniyor. Bu aktif biyolojik maddelerin 100’ün üzerinde olduğu ve bağışıklığı arttırdığı yönünde çalışmalar bulunmaktadır. Ayrıca sülüklerin antibakteriyel, ağrı kesici, antiromatizmal, antidepresan ve antioksidan özellikleri olduğu gösterilmiştir. Sülüklerin diş iltihabı, eklem yangısında ve eklemlerin aşınmasında ortaya çıkan ağrıların azaltılmasında, parçalanmış dokuların tekrar eski haline getirilmesinde, kazalarda kopan el, kol, ayak ve parmak gibi kısımların yerine dikilmesinden sonra kan sirkülasyonunun sağlanmasında, kanser ağrılarının dindirilmesinde, kan toplanmasında hematom, yüksek tansiyonda uygulandığı bilinmektedir. Ayrıca etkinliği bilimsel araştırmalarla ispatlanmamış olmakla beraber, çeşitli ülkelerde ve halk arasında kangren, damar tıkanıklıkları, romatizma, eklem ağrıları, kan dolaşımı bozuklukları, varis, hemoroit, felç, kısmi felç, göz tansiyonu ve yüksek tansiyon gibi hastalıkların tedavisinde, kornea iltihabı, retina tabakası iltihabı, gözde oluşan hematom, retina altında oluşan kanamalarda glokom ve katarakt gibi göz hastalıklarında, kulak çınlaması, kronik kulak iltihabı, sinüzit, deri iltihabı, yaşlılarda görülen deri sertleşmesi, hemoroit, ülserler, egzama ve dolama, boyun ve bel fıtığı gibi rahatsızlıklarda da geleneksel olarak sülüklerin kullanıldığını biliyoruz. Yönetmeliğe göre yukarıda belirtilen hastalıklara karşı sülüklerin uygulanması konusunda tıp doktorları yetkilendirilmiştir. Sülüklerin hayvanların bazı tedavilerinde de kullanılması mümkündür. Örneğin kaza geçirmiş bir köpekte kan oturması olan bölgeye sülük uygulandığında köpeğin normalden çok daha kısa sürede iyileştiği sadece insanlarda değil, hayvanlarda da kullanılabiliyor? Tabiî ki. Tıbbi sülüklerden tamamen doğal olan çeşitli ilaçlar elde edilebildiği gibi ilaçlarda kullanılan enzim ve hormonlar da elde edilebilmektedir. Hyaluronidaz ve hirudin bu maddelere en iyi örneklerdir. Hyaluronidaz, antibiyotiklerin etkisini on kata kadar çıkartıp, vücut içindeki yayılımını hızlandıran bir madde olup, hirudin kanın pıhtılaşmasını önleyen bir biyoaktif sülüklerin yetiştiriciliği yapılabiliyor mu?Bizim bu konuda çalışmalarımız oldu. Sülük üretimi yapılabiliyor. 2011 yılına kadar biz de ürettik. Ancak çok büyük miktarlarda üretim yaparım diye yola çıkanlar, hayal kırıklığına uğradı. Çok büyük alanlara ihtiyaç oluyor. Çok özveri ve titizlikle yapılması gerekiyor. Sülük üretimine kalkışan bir insanın hayatını buna adaması gerekir. Ben 20 yılı aşkın bir süredir bunun üzerinde çalışıyorum. Çok olumlu sonuçlar alarak üretimler yaptık ve araştırma fazlası olan sülüklerimizi Fakültemizin döner sermayesi aracılığıyla almak isteyenlere sattık. Ülkemizde ticari anlamda kontrollü yetiştiricilik girişimleri var, ancak bunların çok başarılı olduklarını söyleyemem. Yurt dışında bu işi ticari olarak gerçekten yapan örnekler Almanya, İngiltere, Rusya ve Ukrayna tıbbi sülük yetiştiriciliği yapabilen ülkelerdendir. Ukrayna kapalı sistemde kavanozlar içinde zaman zaman su değişimi sağlayarak bu işi rahatlıkla yapıyor. Fransa tıbbi sülükleri kültüre alarak, toprak havuzlarda yetiştiricilik yapmaktadır. Hatta bu ülke 2004 yılında Gıda ve İlaç İdaresi FDA tarafından onay almıştır. Amerika’dan onay aldıktan sonra yine bu ülkeye satmaya başlamıştır. Bizde ise en yaygın olan Hirudo verbana’dır. İhracatımızın % 90’ını bu tür oluşturuyor. Arasında diğer türler de gidiyor. Hirudo medicinalis koruma altına alınmıştır ve Türkiye`de bu iki tür mevcuttur. Hirudo medici-nalis’in ticaretine son iki yıldır izin yoktur. Ülkemiz-deki biyoçeşitlilik açısında bu sülükler çok önemli Eker Çarşamba, Aralık 17, 2014 • Genel Bilgiler • Sülük, yüzyıllardan beri pek çok kan hastalığının alternatif tedavisinde kullanılmakta olan bir canlıdır. Kişiler, varis ve bacak ağrılarına neden olan diğer hastalıklarda sülükten yararlandığı gibi her yıl düzenli olan sülük kullanımı ile kanlarının temizlenmesini de istemektedirler. Kan temizleme işleminin ardından ise; kişilerin bağışıklık sisteminin kuvvetlendiği ve daha enerjik bir yıl geçirdikleri düşünülmektedir. Alternatif tıbbın kullandığı bir yöntem olması nedeni ile doğruluğu tam olarak bilinememektedir. Her yıl oldukça fazla sayıda kişinin kullanmakta olduğu sülük, sorunlu damarın üzerine ufak bir delik açarak yapıştırılır. Ortalama olarak 4-5 saat bekletilerek alınan sülük, kişinin kirli kanını emmiş olur. Bu durum, kan yolu ile yayılmakta olan hastalıkların bulaşma ihtimalini arttırmaktadır. Bu nedenle asla kullanılan sülük tekrar kullanılmamalı ve bir an önce yok edilmelidir. Sülüğün yok edilmesi için; kullanılmış olan sülük en az %70 oranında alkol içermekte olan bir kavanoza koyulmalı ve kavanozun kapağı kapatılarak en az 2-3 gün boyunca bekletilmelidir. Ardından sülük güvenli olunduğundan emin olduğunuz bir yere atılmalıdır. Sülüğün kullanıldığı yerde, an itibari ile alkol bulunmuyor ise; çamaşır suyu ile de aynı işlemi yapmanız mümkündür. Sülüğün daha fazla kullanabilmesi için; kimi insanlar kullanılan sülüğü belli bir süre ateşin üzerinde tutmakta ve sülüğün emdiği kanı bıraktığını düşünerek, aynı sülüğü tekrar kullanmaktadırlar. Bu yöntem, tamamen yanlış bir yöntem olup, kişilerin sağlığı için büyük tehlike arz etmektedir. Sülük, çok gelişmiş bir vakumlama sistemine sahip olduğu için; emdiği kanı tamamen bırakması mümkün olmayacaktır. Bu da kişilerin hastalık kapma riskini oldukça arttıracaktır.

sülük yaptırdıktan sonra şişlik neden olur